göremiyorsun

Ne olduğunu göremiyorsun, ve ben her şeyi görüyorum.

You can't see what you are, and I see everything.

Ama sen beni hala göremiyorsun.

But you still don't see me.

Ve sen bunu göremiyorsun bile.

And you can't even see it.

O önemli, Louis, fakat sen bunu göremiyorsun, çünkü sen bir müvekkil istemedin.

She is important, Louis, but you can't see that because you didn't want a client.

Sen hiçbir şey göremiyorsun.

You don't see anything.

Fakat sen onu göremiyorsun ve o da

But you can't see him. And he

Büyük bir fark var ve sen bunu göremiyorsun.

There's a big difference and you don't see that.

Sadece onları şu anda göremiyorsun.

Just can't see them right now.

Ama sen hiç bir şey göremiyorsun.

But you won't see anything.

Benim hatam değil, sen büyük resmi göremiyorsun kardeşim.

Not my fault you can't see the big picture, brother.