Turkish-English translations for görmek:

see · look · seen · to see · know · consider · sight · spot · witness · treat · view · catch · experience · recognize · taste · pass · see into · observe · perceive · wake to · behold · distinguish · to recognize · transact · other translations

görmek see

Küçük bir kız var. Küçük bir kız var, gördün mü?

And there's a little girl there's a little girl, see?

Ben de onu görmek istemiyorum.

I don't want to see him.

Dışarıda bir şey mi gördün?

Did you see something out there?

Click to see more example sentences
görmek look

Pekala, önemli olan şey, şu an benim burada olmam, ve bu gece çok hoş görünüyorsun.

Well, the important thing is I'm here now, and you look really nice tonight.

Görünüşe göre kardeşin tam da senin istediğin gibi öldü.

Looks like your brother died, just like you wanted.

Ama o seni tanıyor gibi görünüyor.

Well, it looks like he knows you.

Click to see more example sentences
görmek seen

Çünkü seni hiç bu kadar mutlu görmemiştim. Mutlu olmanı seviyorum.

Because I've never seen you that happy before and I love you happy.

Hayır, sadece seni daha önce buralarda hiç görmemiştim.

No, it's just that I've never seen you around.

Bekle bir dakika, bunu daha önce görmüştüm.

Wait a minute, I've seen that before.

Click to see more example sentences
görmek to see

Bu tamamen doğru değil, ama o benim çocuğum ve ben onu mutlu görmek istiyorum.

It's not exactly true, but she's my kid and I want to see her happy.

Seni tekrar görmek güzeldi ve haberler için sağ ol.

Real nice to see you again, and thanks for the news.

Seni görmek isteyen biri var.

There's someone wants to see you.

Click to see more example sentences
görmek know

Beni küçük bir kız olarak gördüğünü biliyorum ama küçük değilim ve hiç olmadım.

Know you see me as this little girl, but I'm not and I never was.

Şimdi, biliyorum bu kötü görünüyor ama

Now, I know this looks bad, but

Biliyorum Ed, ama daha önce hiç gerçek bir hayalet görmedim.

I know but Ed, I've never actually seen a real ghost before.

Click to see more example sentences
görmek consider

Hadi ama, onu sadece erken bir doğum günü hediyesi olarak gör.

Come on. Just consider it an early birthday present.

Bunu ciddi bir ilişki olarak görüyor musun?

And did you consider our relationship a serious one?

Evet ama bizi yakın arkadaşları olarak görüyor.

Yeah, but does she consider us close friends.

Click to see more example sentences
görmek sight

Bizde "Houston Ray Kırmızı, Houston Ray Beyaz,"var. ve" Houston Ray gül" görüşünü temizler.

We got "Houston Ray red, Houston Ray white," and the Houston Ray rose is clean out of sight.

Ve menzildeki her şeyi görürüm Hey, hey, hey, dur

And I see everything in sight Hey, hey, hey, stop

Binbaşı Coker hem gören, hem göremeyen tüm vatandaşların onlarla mücadeleye yardım etmesini istiyor.

'Major Coker has asked 'that every citizen, both sighted and unsighted, help to fight them.

Click to see more example sentences
görmek spot

Bir süre sonra neredeyse aynı yerde bize yaklaşan bir adam gördük.

A little later, almost on the same spot, we saw a man approaching.

Bungee jumping için güzel bir nokta gibi görünüyor.

Looks like a nice spot for bungee jumping.

Bilmiyorum, seni böyle sessiz bir yerde tekrar görmek çok güzel.

I dunno, it's nice seeing you again in a quiet spot.

Click to see more example sentences
görmek witness

Görünüşe göre, o bir çeşit şahit ya da bir şey.

Apparently, she's some sort of witness or something.

Ama elimde sizi gören bir tanık var.

But we have a witness that saw you.

Güvenlik kamerasına göre, üç görgü tanığı var.

Security camera shows that there were three witnesses.

Click to see more example sentences
görmek treat

Bu gerçekten komik farklı insanlar beni görmek ve bana davranmak.

It's really funny how different people see me and treat me.

Sen bir fahişe gibi mi muamele görmek istiyorsun?

Do you want to you treated like a whore with?

O bir hain ve hain muamelesi gördü.

He's a traitor and was treated as such.

Click to see more example sentences
görmek view

Ben, sadece yeniden başlamak için bir şans olarak görmek düşünüyorum Yeni bir macera, biliyorum.

I think I'd just view it as a chance to start over, you know, have a new adventure.

Bizim bakış açımıza göre bu iyi haber demek.

From our point of view that's nothing but good news.

Kesin bir bakış açısına göre.

From a certain point of view.

Click to see more example sentences
görmek catch

Bir vampir yakalamak için her hangi bir yer kadar iyi görünüyor.

That seems as good a place as any to catch a vampire.

Kızlar, bir dakika sonra görüşürüz.

Girls, catch you in a minute.

Belki sonra yine görüşürüz.

Maybe I'll catch you later.

Click to see more example sentences
görmek experience

Bayanlar ve baylar, gelin ve Paris'i yukarıdan görün! Harika bir deneyim!

Ladies and gentlemen, Come and saw Paris from above A great experience

Bu da benim deneyimlerime göre seni kötü biri yapmaz.

Which, in my experience, doesn't actually make you a bad person.

Tecrübelerime göre genelde insanlar güzel bir kadını hatırlar.

In my experience people usually remember a beautiful woman.

Click to see more example sentences
görmek recognize

Adamı tanıyor musunuz ya da daha önce hiç gördünüz mü?

Do you recognize this man or have you seen him before?

Eğer biri sana gelir ve sen onun inancını görürsen,

If anyone comes to you and you recognize his faith,

Görünüşe göre, bir golf sahasında tanınmak düşük seviyede bir güvenlik ihlali.

Apparently, being recognized on a golf course is a low-level breach of security.

Click to see more example sentences
görmek taste

Görünüşe göre, ağzında kötü bir tat bırakmış.

Apparently, it left a bad taste in his mouth.

Onun tadı göründüğü kadar iyi mi?

She taste as good as she looks?

Tadı göründüğünden daha iyi.

Tastes better than it looks.

Click to see more example sentences
görmek pass

Burada çok iyi bir deneyim yaşadım Bayan Underwood, ama bu görmezden gelemeyeceğim bir fırsat.

I've had a great experience here, Mrs. Underwood, but this is an opportunity I can't pass up.

Yakın bir geçiş gibi mi görünüyor?

Does it looks like a close pass?

Buradan geçen bir kamyon gördün mü?

Did you see a truck passing by?

Click to see more example sentences
görmek see into

Adamın biri bara girer ve bir cüce görür.

A guy walks into a bar and sees a dwarf.

Adamın biri bara girer ve bir cüce görür.

This guy walks into a bar and sees a dwarf".

Tanrım, bu adamın kalbini gör.

Lord, see into this man's heart.

Click to see more example sentences
görmek observe

Herkes çok neşeli ve mutlu görünüyor ve ben gözlemek için buradayım.

It all seems very gay and happy, and I am here to observe.

Sen çok iyi bir gözlemcisin. müdürü gördün mü?

You're such a great observer. Did you see the principal?

Ya siz ne gördünüz, Bay Holmes?

And what have you observed, Mr. Holmes?

Click to see more example sentences
görmek perceive

İnsanlar Marcie'yi görünmez olarak algıladı ve o da öyle oldu.

People perceived Marcie as invisible, and she became so.

Baykuşun gözü, görünmez kızılötesi ışını farkedebilir.

Owl's eye can perceive invisible infra-red rays.

Sivilceler ve kızların onu nasıl gördüğü.

Pimples and how girls perceive him.

Click to see more example sentences
görmek wake to

O uyanmak gerekiyordu ve, onun kurtarıcısı olarak beni görmek Ben tam olarak anlamaya zaman Onu uyandırmak için nasıl.

She's supposed to wake up and see me as her savior, when I figure out exactly how to wake her up.

Uyandığında görmek için ne güzel bir manzara.

Oh! What a lovely sight to wake up to.

Her gün onun yanında uyanmak, onu her gün görmek.

Waking up next to her every day, seeing her every day.

Click to see more example sentences
görmek behold

Mucize görmek mi?

Behold the miracle?

Şeytanın kendi çocuğunu görün!

Behold the devil's own child!

Bunu gören gözlerde mi?

He who beholds it"?

görmek distinguish

Ve böyle de seçkin görünüyor.

And he seems so distinguished.

Çok seçkin görünüyorsun Charlie.

You look so distinguished, Charlie.

görmek to recognize

Eğer biri sana gelir ve sen onun inancını görürsen,

If anyone comes to you and you recognize his faith,

O "sanat hırsızları" seni tanıyor gibi görünüyordu.

Those art thieves seemed to recognize you.

görmek transact

Bir görüşmesi için buradayım.

I'm here for a business transaction.