Turkish-English translations for güçsüz:

weakness, weak · powerless · helpless · weakling · weakened · faint · thin · impotent · feeble · infirm · ineffectual · other translations

güçsüz weakness, weak

Her silahın değişik gücü vardır; zayıf ve kuvvetli, hafif ve ağır hafif ve ağır,

Every weapon has a different power long and short weak and strong light and heavy

Bu iki Walter biri güçlü, diğeri zayıf aralarında başka farklılıklar var mı?

These two Walters, one strong, the other weak are there any other differences between them?

Biz ona "Bay Güçsüz" diyoruz, çünkü içki içemiyor.

We call him Mr. Weak because he can't drink.

Click to see more example sentences
güçsüz powerless

Bunun ne kadar korkutucu olduğunu ve ne kadar güçsüz hissettiğini anlıyorum.

I understand how terrifying that is and how powerless have you must be feeling.

O zaman Tara ve Nicky'yi korumak için gücü olmayacak.

Then he'll be powerless to protect Tara and Nicky.

Hadi ama, birinci adım güçsüz olduğunu kabul etmektir.

Come on, step number one Admitting you're powerless.

Click to see more example sentences
güçsüz helpless

İzin ver çocuklar gibi çaresiz olsunlar, çünkü güçsüzlük muhteşem bir şeydir ve güç, hiçbir şey.

let them be helpless like children, because weakness is a great thing, and strength is nothing.

Bree Van de Kamp güçlü bir adam karşısında kendini çaresiz buldu.

Bree Van de Kamp found herself helpless in the face of a powerful man.

Güçsüz, aciz ve zayıf.

Helpless, impotent and weak.

Click to see more example sentences
güçsüz weakling

Blair Waldorf, güçsüz.

Blair Waldorf: Weakling.

Küçük ama güçsüz değil.

Small but no weakling.

Uyan bakalım güçsüz.

Wake up, weakling.

Click to see more example sentences
güçsüz weakened

Ama yaşam ağacı hala iyileşme aşamasında ve Odin'in gücü çok zayıf.

But the tree of life is still healing, and Odin's powers are weakened.

Keşke bu kadar güçsüz bir durumda olmasaydın.

I wish you weren't in such a weakened condition.

Yansıtıcı-kalkan gücü zayıflıyor.

Deflector-shield power weakening.

güçsüz faint

En güçlü Mord'Sith'ler bile bayılırdı.

Even the strongest Mord-Sith would've fainted.

Ciğerleri temiz, kalp atışları güçsüz.

Lungs are clear, heartbeat's faint.

güçsüz thin

İnce bir parça güçlü bir akımı durdurabilir.

A thin slice would stop a strong current.

Zavallı güçsüz çocuk.

Poor, thin child.

güçsüz impotent

Güçsüz, aciz ve zayıf.

Helpless, impotent and weak.

güçsüz feeble

Güçlü gelir ve zayıfa dönüşür.

Strong comes and becomes feeble.

güçsüz infirm

Fiziksel sakatlık, güçlü kollar.

Physical infirmity, strong arms.

güçsüz ineffectual

Güçsüz, çaresiz ve işe yaramazdım.

I was powerless, Helpless and ineffectual.