günün

Tamam, tamam. Senin için bir şeyim var. Doğum günü kızı için küçük bir şey.

OK, OK, I got something for you a little something for the birthday girl.

Bunu şimdi anlıyorum ve bir gün sen de anlayacaksın. Ama o zamana kadar başka seçeneğin yok.

I see that now, and one day you'll see it, too, but until then you don't really have a choice.

İki hafta önce söylemiştim ve sonra geçen hafta, üç gün önce, ve sanırım dün, iki kez.

I told you about it two weeks ago and then last week, three days ago, and twice, I think, yesterday.

Bugün senin için çok büyük bir gün.

This is a very, very big day for you.

Bu benim için çok önemli bir gün.

This is a very big day for me.

Bu senin için iyi bir gün olacak.

That's gonna be a good day for you.

Bu senin için büyük bir gün.

This is a big day for you.

Bu benim için iyi bir gün.

This is a good day for me.

Bu harika bir gün olacak, değil mi?

This is gonna be a great day, right?

Bunun için çok iyi bir gün değil ama.

This is really not a good day for this.