Turkish-English translations for gün:

day, days · today · someday · afternoon · time · morning · date · nowadays · sunshine · daylight · sunlight · sun · age · period · bee · daytime · weekday · other translations

We also found translations for word gun in English.

gün day, days

Bunu şimdi anlıyorum ve bir gün sen de anlayacaksın. Ama o zamana kadar başka seçeneğin yok.

I see that now, and one day you'll see it, too, but until then you don't really have a choice.

Dört yıl, dört ay, iki hafta, beş gün ve yedi saat.

Four years, four months, two weeks, five days and seven hours.

Şimdi, hepimiz için çok çok uzun bir gün oldu.

Now, it's been a long, long day for all of us.

Click to see more example sentences
gün today

Ama bugün, benim için çok özel bir gün.

But today is a very special day for me.

Büyük bir gün senin için.

You had a big day today.

Bugün özel bir gün mü?

Is today a special day?

Click to see more example sentences
gün someday

Bak Tommy, bu senin için ve Sarah için önemli gibi olmayabilir şu an, ama bir gün olacak.

Look, Tommy, maybe it isn't important to you or Sarah right now, but someday it might be.

Bir gün benim de böyle bir evim olacak.

I'm gonna have a house like this someday.

Bir gün yaşlı ve çirkin olduğumda beni hâlâ sevecek misin?

Someday When I become old and ugly Will you still love me?

Click to see more example sentences
gün afternoon

İyi günler bayanlar ve baylar. Laura ile Paul'un düğününe hoş geldiniz.

Good afternoon, ladies and gentlemen, and welcome to the wedding of Laura and Paul.

İyi günler, Peder.

Good afternoon, Father.

İyi günler bayanlar ve baylar, hepinize güzel bir Anma Günü dilerim.

Good afternoon, ladies and gentlemen, and happy Memorial Day.

Click to see more example sentences
gün time

Tanrım, sana bu harika zaman ve güzel gün için teşekkür ederiz.

Dear Lord, we thank you for this wonderful time and this beautiful day.

Bugün doğum günü ve çok kötü bir zaman.

It's his birthday and it's a bad time.

Her gün bir kez kardeşim.

One day at a time, brother.

Click to see more example sentences
gün morning

Sabah ilk buraya geleceğim ve bütün gün burada kalacağım.

I'll be here first thing tomorrow morning, and I'll be here all day.

Tüm sabah, sonra tüm gün, ve ardından tüm gece.

All morning, then all day, then at night.

İyi günler madam Günaydın.

Good day, ma'am. Good morning.

Click to see more example sentences
gün date

Ne de olsa bir yıl, beş ay, üç hafta, dört gün, dokuz saattir birlikteyiz.

After all, we've been dating for one year, five months, three weeks, four days and nine hours.

Henüz değil, ama sevgililer günü için fena bir randevum var.

Not yet, but I got a big date for Valentine's Day.

İki çocuklu bir kadınla çıkıyorsun, bu yüzden üç günde bir Ivy, Zoe ve Diane'i düşün ve bir tane lanet muz ye.

You're dating a woman who has two kids. So, every three days, think about Ivy and Zoe and Diane, and eat a damn banana.

Click to see more example sentences
gün nowadays

Ama şu günlerde bir çok insan için atom bombası bir zamanlar olmuş bir şey.

But nowadays, for most of the people the atomic bomb is something that happened once upon a time.

Bu günlerde ne olduğunu biliyor musun?

That's exactly what happens nowadays, you know?

Hayat pahalı bu günlerde... .kliniğe çok para verdim zaten.

Life's expensive nowadays, I already spend a lot for the clinic

Click to see more example sentences
gün sunshine

Ama Bay Güneş ile bir gün daha geçirmek için bir nedendir.

But it's another reason for me to spend my day off with Mr Sunshine.

Bu sonraki doğum günün için neşeli.

That's for your next birthday, sunshine.

Tanrım, bu Küçük Bayan Gün ışığı.

Oh, Lord. It's Little Miss Sunshine.

Click to see more example sentences
gün daylight

Bu bir deney, Bayan. Çiçekleri gün ışığından korumak ve kokuyu daha iyi muhafaza etmek için.

It's an experiment, madame, to to protect the blossoms from daylight, to preserve the scent better.

Belki gün ışığında bir şeyler buluruz.

Well, maybe we'll find something in daylight.

Gün ışığında yıldızları gördün mü?

Did you see stars in daylight?

Click to see more example sentences
gün sunlight

Üç yıl boyunca korkunç kışlar olacak Ve yazları da kara gün ışığı.

There will be three years of terrible winters and summers of black sunlight.

Gün ışığı çok güzel bugün.

Today's sunlight is so beautiful

Parlak ışıktan, özellikle gün ışığından nefret eder.

He hates bright light, especially sunlight.

Click to see more example sentences
gün sun

Her gün güneş doğar ve bizimle ilgili bir şeyler söyler.

Every day the sun comes up says something about us.

Çünkü, Bones güneş tekrar doğacak ve yarın yeni bir gün.

Because, Bones, the sun will come up and tomorrow's a new day.

Güneşi izle Gün boyunca dua et.

Follow the sun all day and pray.

Click to see more example sentences
gün age

Belki bir süre küçük Stevie büyüyüp Steven olana ve ben bir gün bile yaşlanmayana kadar.

For a while maybe until little Stevie becomes teenage Steven and I haven't aged a day.

Bir gün sen de benim yaşıma geleceksin Stan.

Stan, you're gonna be my age one day.

Ta ki küçük Stevie büyüyüp genç Steven olana ve ben bir gün bile yaşlanmayana dek.

Until little stevie becomes teenage steven And i haven't aged a day.

Click to see more example sentences
gün period

Her gün sekizinci dersten sonra, Müdür Muavini Matthews buraya gelir.

Every day after eighth period, Vice Principal Matthews comes in here.

Her gün son ders.

Last period every day.

Ne Simon de Merville ne de son üç gündür kimse yok.

No Simon de Merville, nobody, period, last three days.

Click to see more example sentences
gün bee

Her gün olabilen basit bir arı sokması.

It's just a simple, little, everyday bee sting.

Perşembe günü arı saldırısına uğradık.

Thursday we got attacked by bees.

Arıların günler önce öldü.

Your bees died days ago.

gün daytime

Gündüz vakti artık günü kutlayan bir parti.

A daytime party celebrating Leap Day.

Kishen Kumar bu gün gündüz yıldızları görebilecek..

Today Kishen Kumar will see stars in daytime.

gün weekday

Hafta içi günlerin, hafta sonların olur.

You got your weekdays and weekends.