Turkish-English translations for güven:

trusting, trust · safe · security · reliability · confident, confidence · safety · sureness · dependence, dependance · reassuring, reassurance · credibility · faith · assurance · credit · positiveness · reliance · belief · other translations

güven trusting, trust

Ona güveniyorsun çünkü, Julian harika bir baba ve harika bir koca. Ve senin en iyi arkadaşın.

You trust him because he's a great father and he's a great husband, and he's your best friend.

Onlara yardım ettiğini sanıyorsun ama güven bana, işleri sadece daha acı yapıyorsun.

You think you're helping them, But trust me, you're only making things more painful.

Lütfen bize güven, bu önemli!

Please trust us, it's important!

Click to see more example sentences
güven safe

Sadece bir süre için, belki bir yada iki yıl, geri dönmek için güvenli olana kadar.

Uh uh Just for a while, maybe a year or two, until it's safe for us to come back.

Burası senin için güvenli değil

It's not safe for you here.

Ya herkes eskisi gibi mutlu ve güvende olsaydı?

What if everybody was safe and happy like before?

Click to see more example sentences
güven security

Bu ulusal güvenlikle ilgili ve sen bunu biliyorsun.

This is about national security, and you know it.

Hepsi için bir güvenlik olmalı yoksa kimse güvende olmaz.

There must be security for all, or no one is secure.

Sadece güvenli Bobby ve buraya cehennem olsun.

Just secure Bobby and get the hell back here.

Click to see more example sentences
güven reliability

Görünüşe göre Lord Rahl için, ilk düşündüğümden daha değerli ve güvenilir bir hediyem var.

It seems I have a more valuable and more Reliable gift for lord rahl than I first thought.

Bunu o kadar çok seviyorsun ki, benim en güvenilir suç ortağım oldun.

You love it so much it's made you my most reliable accomplice.

O sizin anahtar tanığınız ve güvenilir de değil.

He's your key witness and not a reliable one.

Click to see more example sentences
güven confident, confidence

Çünkü bu benim için büyük bir fırsat ve kendimi güvende hissetmeliyim.

Because this is a huge opportunity for me and I need to feel confident.

Güçlü, kendine güvenen bir insansın.

You're a strong, confident person.

Kendine çok güvenen bir adamın son sözleri.

The final words of many a confident man.

Click to see more example sentences
güven safety

Bayanlar ve baylar, bu makine kamu güvenliğine tehdit oluşturuyor.

Ladies and gentlemen, this machine is a threat to public safety.

Bu kendi güvenliğiniz için.

This is for your safety.

Bu güvenli bir şey mi?

Is that a safety thing?

Click to see more example sentences
güven sureness

Burada güvende olduğuna emin misin?

Are you sure you're safe here?

Bu şeyin güvenli olduğundan emin miyiz?

Are, we sure this thing is safe.

Bunun güvenli olduğuna emin misin?

So you're sure this is safe?

Click to see more example sentences
güven dependence, dependance

O güvenilir ve Ve o, nazik ve güvenli ve ben sizin için tüm atmak olamaz.

He's dependable and and he's kind and safe, and I can't throw that all away for you.

Güvenilir birisi ve muhtemelen benim yaşımda tanıdığım en zeki adam.

He's dependable, and he's probably the smartest guy I know who's my age.

İkincisi, Matt her zaman güvenilir biri değil ama bu Sophie'nin dansı.

Second, matt's not always dependable, But it is sophie's cotillion.

Click to see more example sentences
güven reassuring, reassurance

Ama en sevdiğim manzara, deniz feneri. Uzun, güçlü, kırmızı ve beyaz çizgileriyle güven verici.

But my favorite sight of all is the lighthouse. tall, robust, reassuring in red and white stripes..

Bu güven veren bir açıklama değil.

That's not a reassuring statement!

Bunun gibi bir mezarlık oldukça güven verici.

A cemetery like this is quite reassuring.

Click to see more example sentences
güven credibility

Sen güvenilir bir şahit değilsin.

You're not a credible witness.

O güvenilir bir tanık değildi.

She's not a credible witness.

Oldukça güvenilir bir tanık.

He's a very credible witness.

Click to see more example sentences
güven faith

Aptal olabilir, amca ama o Julia'nın oğlu ve o iyi ve güvenilir bir hizmekardır.

He may be stupid, Uncle, but he's also Julia's son, and she's been a good and faithful servant.

Ama güven olmadığı zamanlarda bile her zaman inanç var.

But even when there isn't trust, there's always faith.

Bu yüzden, lütfen bize güvenin

So, please have faith in us

Click to see more example sentences
güven assurance

Sizi temin ederim, Bay King kızınız güvende ve iyi.

I assure you, Monsieur King your daughter is safe and well.

Sizi temin ederim, çok güvenlidir.

I assure you, it's perfectly safe.

Seni temin ederim ki, tamamen güvenilir.

I assure you, it's completely confidential.

Click to see more example sentences
güven credit

Hadi ama, bana biraz güven be kızım.

Come on, give me some credit here, girl.

Hadi ama bana biraz güvenin.

Come on. Give me some credit.

Biraz güven bana, olur mu?

Give me some credit, will you?

Click to see more example sentences
güven positiveness

Bravo, güvenli bir konumda kalın.

Bravo, secure a defensive position.

Üçüncü konum güvenli.

Position three secure.

Bu yeni ve olumlu Sokka'ya güvenmiyorum.

I don't trust the new positive Sokka.

Click to see more example sentences
güven reliance

Özgürlüğüne saygı duydum ve sana kendine güvenmeyi öğrettim.

I respected your privacy, and I taught you self-reliance.

güven belief

Güven"Yunancadan gelir" fides", güven ve inanç demek.

Confidence"comes from the Greek" fides", meaning faith and belief.