Turkish-English translations for güvenmek:

trust · confide · to trust · look · depend · believe · build · count on · confide in · look to · rely on · rely · credit · to confide · believe in · go on · rest · entrust · have confidence in · to rely · lean on · lean · other translations

güvenmek trust

Ona güveniyorsun çünkü, Julian harika bir baba ve harika bir koca. Ve senin en iyi arkadaşın.

You trust him because he's a great father and he's a great husband, and he's your best friend.

Onlara yardım ettiğini sanıyorsun ama güven bana, işleri sadece daha acı yapıyorsun.

You think you're helping them, But trust me, you're only making things more painful.

Lütfen bize güven, bu önemli!

Please trust us, it's important!

Click to see more example sentences
güvenmek confide

Çünkü bu benim için büyük bir fırsat ve kendimi güvende hissetmeliyim.

Because this is a huge opportunity for me and I need to feel confident.

Güçlü, kendine güvenen bir insansın.

You're a strong, confident person.

Kendine çok güvenen bir adamın son sözleri.

The final words of many a confident man.

Click to see more example sentences
güvenmek to trust

Sakin ol ve bana güven, tamam mı?

You have to calm down and trust me, okay?

Ve güven bana, dert edecek hiçbir şeyin yok.

And trust me, you have nothing to worry about.

Güven bana, endişelenmen gereken bir şey yok.

Trust me, you've got nothing to worry about.

Click to see more example sentences
güvenmek look

Bak, sana ne olduğunu bana söyle ve işin güvende olsun.

Look, you tell me what happened to you, and your job is safe.

Hayır, güvenli bir ev değil.

Look. No, not a safe house.

Bak, bana güven.

Look, trust me.

Click to see more example sentences
güvenmek depend

O güvenilir ve Ve o, nazik ve güvenli ve ben sizin için tüm atmak olamaz.

He's dependable and and he's kind and safe, and I can't throw that all away for you.

Güvenilir birisi ve muhtemelen benim yaşımda tanıdığım en zeki adam.

He's dependable, and he's probably the smartest guy I know who's my age.

İkincisi, Matt her zaman güvenilir biri değil ama bu Sophie'nin dansı.

Second, matt's not always dependable, But it is sophie's cotillion.

Click to see more example sentences
güvenmek believe

Dünya güvenli bir yer değil, inan bana.

The world isn't a safe place, believe me.

Ben sana inanıyorum, Frank, sen de kendine güven.

I believe in you, Frank, just believe in yourself.

Bu sefer gerçekten güvende olduğuma inanıyorum.

This time I actually believe I'm safe.

Click to see more example sentences
güvenmek build

Burası yüksek güvenlikli bir bina.

This is a high security building.

Burası güvenlikli bir bina.

This is a secure building.

Güven kazanmanın en iyi yolu bu değil.

Yeah. Not the best way to build trust.

Click to see more example sentences
güvenmek count on

Ne olursa olsun her zaman sana güvenebilirim değil mi Sammy?

No matter what happens, I can always count on you, right, Sammy?

Bütün dünya bana güveniyor, ve ben sadece.

The whole world's counting on me, and I just.

Herkes bana güveniyor ve bu işe yaramıyor.

Everybody's counting on me, and it's not working.

Click to see more example sentences
güvenmek confide in

Bana olan güvenin için teşekkür ederim.

Thanks for having confidence in me.

Aynı Kaptan Picard'ın bana gösterdiği güven gibi.

Like Captain Picard showed confidence in me.

Ortada kesinlikle güven kaybı filan yok, Eli.

There's been absolutely no loss of confidence in Eli.

Click to see more example sentences
güvenmek look to

Bak, sana ne olduğunu bana söyle ve işin güvende olsun.

Look, you tell me what happened to you, and your job is safe.

Ve senin gibi genç bir kadın Jason gibi başarılı bir erkek arıyor çünkü kendisini güvende hissetmek istiyor.

And a young woman, like yourself looks for a successful man like Jason because she wants to feel safe.

Bak, benim için şu an önemli olan tek şey senin güvende olman.

Look all that matters to me right now is that you're safe.

Click to see more example sentences
güvenmek rely on

Nehri geçmek için Cai Mao ve Zhang Yun'a güvenmek zorunda.

To cross the river, he must rely on Cai Mao and Zhang Yun

Amiralleri Cai Mao ve Zhang Yun'a güvenmek zorunda.

He must rely on Admirals Cai Mao and Zhang Yun.

Ama en azından sana her zaman güvenebilirim.

But at least I can always rely on you.

Click to see more example sentences
güvenmek rely

Nehri geçmek için Cai Mao ve Zhang Yun'a güvenmek zorunda.

To cross the river, he must rely on Cai Mao and Zhang Yun

Amiralleri Cai Mao ve Zhang Yun'a güvenmek zorunda.

He must rely on Admirals Cai Mao and Zhang Yun.

Ama en azından sana her zaman güvenebilirim.

But at least I can always rely on you.

Click to see more example sentences
güvenmek credit

Hadi ama, bana biraz güven be kızım.

Come on, give me some credit here, girl.

Hadi ama bana biraz güvenin.

Come on. Give me some credit.

Biraz güven bana, olur mu?

Give me some credit, will you?

Click to see more example sentences
güvenmek to confide

Çünkü bu benim için büyük bir fırsat ve kendimi güvende hissetmeliyim.

Because this is a huge opportunity for me and I need to feel confident.

Senin işin Zimmer ile iletişim kurmak. Ve onun güvenini kazanmak.

Your job is to make contact with Zimmer and gain his confidence.

Bu yüzden hikaye bitirmek için güven vardır.

So he has the confidence to finish the story.

Click to see more example sentences
güvenmek believe in

Ben sana inanıyorum, Frank, sen de kendine güven.

I believe in you, Frank, just believe in yourself.

Bana güvendiğin için sağ ol baba.

Thanks for believing in me, Dad.

İnsanlara güvenmek senin için hiç kolay değil, değil mi Elizabeth?

Believing in people isn't easy for you, is it, Elizabeth?

Click to see more example sentences
güvenmek go on

Bu işte de bana güven ve bırak onları.

So trust me on this and let them go.

Ne olursa olsun ona güven.

Whatever is going on trust her.

Azıcık daha güvenli belki de. Çünkü devam edeceksin.

Little bit safer, perhaps, because you will go on.

güvenmek rest

Ve dinlenmek için güvenli bir yer bul.

And find us a safe place to rest.

Onu ve dünyanın geri kalanının güvende tutmak için.

To keep her and the rest of the world safe.

Chien-fu sadece bana kalmam için güvenli bir yer bul.

Chien-fu just find a safe place for me to rest.

güvenmek entrust

Bu çok önemli bir görev, o yüzden sadece sana güvenebilirim.

It's a very important job that I can only entrust to you.

Bu ablamın bana güvenerek verdiği bir proje.

It's a project that Elder Nunim entrusted me with.

güvenmek have confidence in

Bana olan güvenin için teşekkür ederim.

Thanks for having confidence in me.

Reklam verenler bize olan güvenlerini kaybetti.

The advertisers have lost confidence in us.

güvenmek to rely

Nehri geçmek için Cai Mao ve Zhang Yun'a güvenmek zorunda.

To cross the river, he must rely on Cai Mao and Zhang Yun

Aksi takdirde eski ama şaşmaz bir tekniğe güvenmek zorundayım.

Otherwise I have to rely on an ancient, infallible technique.

güvenmek lean on

Ve şimdi de, Büyükelçi bu konuda size güveniyor.

And now the ambassador is leaning on you.

güvenmek lean

Ve şimdi de, Büyükelçi bu konuda size güveniyor.

And now the ambassador is leaning on you.