Turkish-English translations for geç:

late · behind · tardy · slow · belated, belatedly · delayed · other translations

geç late

O zaman belki ben çok geç olmadan yardım etmek için bir şeyler yapabilirdim.

Then maybe I could have done something to help before it was too late.

Ve sonra tabii ki çok geç olur.

And then, of course, it's too late.

Bunun için çok geç, kardeşim.

It's too late for that, brother.

Click to see more example sentences
geç behind

Eğer çok geç değilse, bu hayatı arkanda bırak ve beni bul.

If it's not too late, leave this life behind and come find me.

Ağacın arkasına geç ve orada kal.

Get behind that tree and stay there.

Şu ağacın arkasına geç ve bekle.

Get behind this tree and wait.

Click to see more example sentences
geç tardy

Ve Büyükanne Boone, geç kalanları sevmez.

And Granny Boone, she hates tardiness.

Bay Parker, yine geç kaldiniz.

Mr. Parker. Tardy again.

Geç kalmaları hoş karşılamam bay Roberts.

I will not tolerate tardiness, Mr. Roberts.

Click to see more example sentences
geç slow

Biraz yavaş, biraz geç. Ama sadece bir kez.

Be a little slow, be a little late, just once.

Gün çok yavaş geçti.

It was a slow day.

Cyril geçen sene bir kaza geçirdi ve donuklaştı.

Cyril had an accident last year and he got slow.

Click to see more example sentences
geç belated, belatedly

Geç kalmış bir düğün hediyesi olarak düşünün, Majesteleri.

Think of it as a belated wedding present, Your Highness.

Belki biraz geç kalınmış, ama yine de harika.

A bit belated, perhaps, but wonderful nevertheless.

Tedbiriniz, Bay O'Rourke, övgüye değer ama biraz geç kalmış.

Your caution, Mr. O'Rourke, is commendable but somewhat belated.

Click to see more example sentences
geç delayed

Çünkü geç kaldığımız her gün insanlar ölüyor.

Because every day that we delay, people are dying.

Ben, eee, özür dilerim, geç kaldım.

I'm, uh, sorry I was delayed.

İyi atıştı çocuklar, ama geç kaldınız.

Good shot, boys but is delayed.

Click to see more example sentences