Turkish-English translations for gerçekten:

really · real · true · actual, actually · very · truly · seriously · for real · indeed · honest, honestly · quite · genuinely · literally · in fact · in actuality · properly · practical · positively · effect · regularly · to be honest · yea · in actual fact · other translations

gerçekten really

Ve her zaman "bu sefer gerçek" dediğimi biliyorum ama bu sefer gerçekten gerçek.

And I know I always say, "this time it's real," but this time it's really real.

Seni tekrar görmek gerçekten çok güzel.

It's really nice to see you again.

Hayır, daha önce hiç yapmadım ve bu gerçekten çok aptalca

No, I have never done it before and it's really stupid

Click to see more example sentences
gerçekten real

Ve her zaman "bu sefer gerçek" dediğimi biliyorum ama bu sefer gerçekten gerçek.

And I know I always say, "this time it's real," but this time it's really real.

Ama o daima gerçek, çok gerçek.

But it's always real, so real

Ah, evet, o konuda gerçekten çok üzgünüm.

Uh, yeah, I'm real sorry about that.

Click to see more example sentences
gerçekten true

Hey, çocuklar, benim daha iyi bir hikayem var ve bu gerçek.

Hey, you guys, I got a better story And it's true.

Bu bir gerçek, fakat bir konu hakkında yanılıyorsun.

That's true, but you're wrong about one thing.

Gerçekten, bu doğru.

Really it's true.

Click to see more example sentences
gerçekten actual, actually

Evet, bak biliyorum o geçen sene bir hata yaptı Ama gerçekten iyi biridir

Yeah, look, I know she made a mistake last year, but she's actually a good person

Beni gerçekten seviyor musun?

Do you actually love me?

Ve ben de ona gerçeği söyledim.

And I actually told her the truth.

Click to see more example sentences
gerçekten very

Bu gerçekten çok iyi değil.

It's really not very good.

Biz gerçekten o konuda çok üzgünüz.

We're very sorry about that.

Gerçekten çok fazla şey hatırlamıyorum.

I don't really remember very much.

Click to see more example sentences
gerçekten truly

Vivian, olan her şey için gerçekten çok üzgünüm ama bilmediğin çok fazla şey var.

Vivian, I am truly sorry for everything that's happened, but there is so much that you don't know.

Benim için gerçekten öyle bir mi istiyorsun?

Is that truly the wife you want for me?

Gerçekten zor bir karar.

Truly a hard decision.

Click to see more example sentences
gerçekten seriously

İlk defa bir şeyi gerçekten ciddiye almak ve hayatım için güzel bir şey yapmak istedim.

This is the first time I really wanted to take something seriously and do something good for my life.

Bunun hakkında gerçekten ciddisin, değil mi?

You're really serious about this, huh?

Ben gerçekten ciddiyim.

I'm really serious.

Click to see more example sentences
gerçekten for real

Bu senin için gerçekten güzel bir şey olabilir.

This could be a real good thing for you.

Bu kız gerçek mi?

Is that girl for real?

Ve sen Ben gerçek bir dost olduğun için sağ ol.

And, Ben, thanks for being a real friend.

Click to see more example sentences
gerçekten indeed

Teşekkür ederim ama bu uzun yolculuk.. .. .. beni gerçekten çok yordu.

Thank you, but this long journey.. .. .. I was very tired indeed.

Size gerçekten çok teşekkür ederim.

Thank you all very much indeed.

Gerçekten büyük bir onur.

A great honor indeed.

Click to see more example sentences
gerçekten honest, honestly

Gerçekten iyi bir soru bu Duncan. Ve dürüst bir cevabı hak ediyor.

That's a really good question, Duncan, one that deserves an honest answer.

Dusty sana karşı dürüst olabilir miyim, bence gerçekten iyi bir adamsın,

Dusty, can I be honest with you? I think you're a really nice guy.

Sana inanıyorum Allison, ama gerçekten hiç önemi yok. Önemli.

I believe you, Allison, but, honestly, it does not matter.

Click to see more example sentences
gerçekten quite

Ne var biliyor musun, bu gerçekten oldukça iyi.

Well, now, you know, it really is quite good.

Gerçekten güzel bir kız.

She's really quite beautiful.

Burası gerçekten de çok güzel bir yer.

This really is quite a beautiful spot, you know.

Click to see more example sentences
gerçekten genuinely

Bence en iyi kısmı sonunda gerçekten çekici biriyle birlikte olman.

I think the best part is you're finally with someone Who's genuinely attractive

O gerçek bir dövüş sanatçısı.

He's a genuine martial artist.

Gerçek Bu bir Van Gogh

It's genuine it's a Van Gogh

Click to see more example sentences
gerçekten literally

Bu gerçek anlamda bana bir yetişkin gibi davranmak için son şansın olabilir.

This might literally be your last chance to treat me like an adult.

Ben, bu gerçek anlamda insanlık tarihindeki en iyi fikir.

Ben, that is literally the greatest idea in human history.

Hayır, gerçek anlamda bir şey olmadı.

No, I mean, literally nothing happened.

Click to see more example sentences
gerçekten in fact

Aslında, gerçekten, sadece bir kural var, ve bu da ben ne dersem onu yapmak.

In fact, really, there's only one rule, and that is you've got to do as I tell you.

Aslında bu gerçekten çok ciddi bir mesele.

In fact, it's a very serious matter indeed.

Aslında Man Ying Tai çok kötü biri sayılmaz; gerçek bir beyfendi ve yetenekli bir savaşçı

In fact Man Ying Tai is not a bad person; a real gentleman and skilled in kung fu

Click to see more example sentences
gerçekten in actuality

Bu çok garip, çünkü ben gerçekten dünyada önemli işler yapmak istiyorum.

That's so weird because I actually want to do important things in the world.

Gerçekten inandığın bir şey var mı?

Do you actually believe in anything?

Gerçek şu ki, ben aşık oldum.

Well truth is, actually I'm in love.

Click to see more example sentences
gerçekten properly

Bu gerçekten uygun bir zaman değil.

This really isn't the proper time.

Ama gerçek bir mahkeme olmadan bir insanı öldürdünüz.

But you Killed a person without a proper trial.

Mürver Asa bana düzgün hizmet edemiyor çünkü gerçek efendisi ben değilim.

The Elder Wand cannot serve me properly because I am not its true master.

Click to see more example sentences
gerçekten practical

Yani gerçek aşk değilse en azından iyi bir pratik.

So if it's not true love, at least it's great practice.

Özür dilerim babacığım, ama onu gelecekteki gerçek bir randevu için bir deneme olarak düşün ve unutma, gerçekten küçük kelimeler kullan.

I'm sorry, daddy, but just try and think of her as practice for a future actual date, and then and remember to use really small words.

Ben gerçekçi bir adamım.

And I'm a practical man.

Click to see more example sentences
gerçekten positively

Bakın Dr. Cooper, bu işi gerçekten istiyorum.

Look, Dr. Cooper, I really want this position.

Pozitif belirlemenin ardından, o gerçekten Chan Chi Leung ile aynı kişi.

After positive identification, he's indeed the same person as Chan Chi Leung.

Orada kurbanın görgü tanıklığı, gerçek bir kimlik ve fotoğraflar var.

There's eyewitness testimony from the victim, a positive I.D. and pictures.

Click to see more example sentences
gerçekten effect

Ama bence gerçek bir rakam daha etkili olur.

But I think a real number might be more effective.

Sence bu gerçekten etkili bir

You really think that's an effective

Bu gerçekten en etkileyici metod.

It's the most effective method, really.

Click to see more example sentences
gerçekten regularly

Normal bir ayı olmak gerçekten bu kadar zor mu?

Would it really be so hard to be a regular bear?

Bu sadece gerçek bir elmas.

This is just a regular diamond.

Sıradan, gerçek Amerikalılarla tanışmak her zaman bir zevktir.

It's always a pleasure to meet regular, real Americans.

Click to see more example sentences
gerçekten to be honest

Gerçekten dürüst olmak gerekirse, benim için de çok açık değil.

To be quite honest, it's not very clear for me either.

Dürüst olmak gerekirse, gerçekten bizim işimiz değil.

To be honest, it's really not our business.

Dürüst olmak gerekirse, gerçek şu ki özür dilerim ama

To be honest, the real truth is, I'm sorry.

Click to see more example sentences
gerçekten yea

Evet ben gerçek parfüm partisine sahip olacağım.Şimdi git!

Yea, I'll have a real perfume party. Now scram!

Evet, gerçekten. voaa, Ambrosius!

Yea, verily. Woa, Ambrosius!

gerçekten in actual fact

Bunlar kulağa oldukça ikna edici geliyor Doktor ancak asıl gerçek telepatik deneylerin

All this sounds very convincing, doctor, but in actual fact, telepathic experiments

Bu rapor hiç bir şekilde gerçekleri yansıtmıyor.

This report in no way reflects the actual facts.