Turkish-English translations for gerek:

need, needed · necessary · must · requirement · important · want · necessity · requisition, requisite · inevitable · other translations

gerek need, needed

Bak,.. sana söylemem gereken bir şey var ve bunu sana çok uzun zaman önce söylemeliydim.

Look, there's something I need to tell you, and I should have told you a long time ago.

Şimdi yapmamız gereken başka bir şey var.

Now, there's something else we need to do

Yeni bir tane gerekiyor.

Gonna need a new one.

Click to see more example sentences
gerek necessary

Bu gerekli değil, ama eğer güzel bir kız olursa... .durdur ve onunla konuş.

It is not necessary, but if find a pretty girl, the stop and talk to her.

Profesör, bu gerçekten gerekli miydi?

Professor, was that really necessary?

Hayır, ben ben gerekli olduğunu sanmıyorum.

No, I I don't think that's necessary.

Click to see more example sentences
gerek must

Bir şey yapmadan önce, sana söylemem gereken bir şey var.

Before you do anything, there's something I must tell you.

Bu yalnız başıma yapmam gereken bir şey.

This is something I must do alone.

Yapman gereken hiç bir şey yok.

There's nothing you must do

Click to see more example sentences
gerek requirement

Kahraman arayışı her kahraman için gerekli olan bir şeyle başlar bir düşmanla.

Every search for a hero must begin with something that every hero requires a villain.

Pekala dinleyin Petey hakkında Teşekkür etmene gerek yok Koç.

All right, listen, about Petey no thanks required, Coach.

Bütün o klonları kontrol etmek çok büyük bir fiziksel güç gerektirmeli.

Controlling all of those clones Must require a tremendous amount of physical strength.

Click to see more example sentences
gerek important

Bak, senin yapman gereken şeyler var ve çok önemli şeyler ve ben sana onları yapma diyemem.

Look, you have things to do and they're very important things and I can't tell you not to do them.

Söylemem gereken bir şey vardı. Önemli bir şeydi.

There was something I had to tell you, something important.

Bugün onun yapması gereken çok daha önemli bir şey var.

Today there's something more important he has to do.

Click to see more example sentences
gerek want

Dün gece için gerçekten özür dilerim, ama seninle konuşmam gereken bir şey var.

I'm really sorry about last night, but there's something I want to talk to you about.

Seni görmek istedim, çünkü sana söylemem gereken bir şey var.

I wanted to see you, I have something to tell you.

Her neyse size söylemem gereken bir şey var.

Anyway, I wanted to say something to you guys.

Click to see more example sentences
gerek necessity

Ama yapmam gereken çok önemli bir şey var ve zorunluluk gereği, sır tutulmalı.

But there is something I have to do, something very important and, by necessity, secret.

Mali zorluklarımızı düşünürsek, bu gerekli bir proje değil.

Given our financial difficulties, this project is not a necessity.

Bu, spor yapmak için gerekli bir şey.

It's a necessity of the sport, it is.

Click to see more example sentences
gerek requisition, requisite

Çünkü gerekli büyü asası müsait değildi Doug.

Because the requisite magic wand wasn't available, Doug.

Sonya Valentine'in gerekli tıbbi bilgisi var.

Sonya Valentine has the requisite medical knowledge.

Tahminimce, gerekli olan vücut kısımlarına mastürbasyon yaparak.

I believe by masturbation of the requisite body areas

Click to see more example sentences
gerek inevitable

Değişim kaçınılmaz ve gerekli bir şeydir.

Change is inevitable and necessary,

Kaçınılmaz veya gerekli olaylar silsilesi.

The inevitable or necessary succession of events.