Turkish-English translations for gezinti:

ride · stroll · drive · walk · trip · outing · hike · jaunt · promenade · other translations

gezinti ride

Fakat bu da önemli değil, çünkü bu sadece bir gezinti.

But it doesn't matter because: It's just a ride.

Bu güzel bir gezinti.

It's a beautiful ride

Yoksa sadece bir gezinti mi?

Or is this just a ride?

Click to see more example sentences
gezinti stroll

Gezinti için güzel bir gün, değil mi?

Nice day for a stroll, don't you think?

Gezinti için güzel bir gece.

Nice night for a stroll.

Ve Priory, bana biraz bayat ekmek getir, Bayan Margaret'le Candleshoe'da bir gezintiye çıkacağız.

And priory, fetch me some stale bread. I'm taking miss Margaret for a stroll around Candleshoe.

Click to see more example sentences
gezinti drive

Onun için yeni bir gezinti oldu.

This was a new drive for him.

Gezinti o kadar da kötü değildi.

So the drive wasn't so bad.

Sonunda dedim ki, "Tamam, sadece ufak bir gezinti.

Finally I said, "All right, one little drive.

Click to see more example sentences
gezinti walk

Haydi küçük Peter Lake ile küçük bir gezinti yapalım.

Let's go for a little walk ourselves. With little Peter Lake.

Ve uzun bir gezinti olsun!

And make it a long walk!

Evet, Jim ve ben garajın arkasında hoş bir gezinti yaptık.

Yeah. Jim and I had a nice little walk behind the garage.

Click to see more example sentences
gezinti trip

Bu ufak gezinti belki de o yeri ayakta tutacak.

This little trip maybe it'll keep that place standing.

Küçük bir gezinti yapalım mı?

Let's take a little trip, huh?

Bir gezinti daha mı?

One more trip, huh?

gezinti outing

Böyle bir sonbahar günü için ne güzel bir gezinti.

What a perfect outing for a beautiful autumn day.

Bir tişört aldım, oğlumu kızdırdım. Başarılı bir gezinti oldu.

Bought a shirt, angered my son another successful outing.

Harika bir gezinti.

A carefree outing.

gezinti hike

Sadece özel gezintilerden önce.

Only on the special hikes.

Japon Balığı, o gezintiden beri şüpheleniyorum.

Goldfish, since that hike I'm suspicious.

gezinti jaunt

Selena ve ben, biz Avrupa'ya küçük bir gezinti planlıyor.

Selena and I, we're planning a little jaunt to Europe.

Oh, sadece ufak bir gezinti.

Oh, just a little jaunt.

gezinti promenade

Ben daha çok gezinti güvertesini düşünüyordum.

I was thinking more of the Promenade.

Burası özel gezinti alanınız efendim.

This isyour private promenade deck, sir.