Turkish-English translations for giysi:

cloth, clothe, clothes, clothing · suit · dressing, dress · wear · outfit · garment, garments · costume · robe · wardrobe · gown · wrap · things, thing · frock · vest · other translations

giysi cloth, clothe, clothes, clothing

Giysiler, para ve her şey için çok teşekkür ederim.

Thanks so much for the clothes and the money and everything.

Ve bazı giysiler.

And some clothes.

Sarah, giysiler için buradayız.

Sarah, we're here for clothes.

Click to see more example sentences
giysi suit

Bir köprü kurmadı, Doktor. Bir giysi inşa etti.

He didn't build a bridge, Doctor he built a suit.

Benimki gibi bir başka giysi daha gelmiş olabilir.

It may have come from another suit like mine.

Ve o giysi!

And that suit!

Click to see more example sentences
giysi dressing, dress

Hiç böyle güzel bir giysi gördün mü?

Did you ever see such a beautiful dress?

Bu giysi çok uzun.

That dress is too long.

Bu yeşil giysi niye konuşuyor?

Why is the green dress talking?

Click to see more example sentences
giysi wear

Belki bu gece giymek için hoş bir giysi.

And maybe something nice to wear for tonight.

Ne? Üstünde bir giysi vardı ve şimdi bambaşka bir şey giyiyorsun!

You had an outfit and Now you wear something completely different.

Sen bu giysileri dün de mi giymiştin?

Were you wearing these clothes yesterday?

Click to see more example sentences
giysi outfit

Güzelim, bu bir kostüm değil, bu hoş ufak bir giysi ve evet mükemmel görünüyor.

Sweetie, it's not a costume, it's a cute outfit, and yes, it looks perfect.

Güzel bir giysi mi yaptın?

You made a cool outfit?

Ayrıca bu giysi de ne?

And what's with this outfit?

Click to see more example sentences
giysi garment, garments

İçine bir tuba, bir valiz, ölü bir köpek ve bir de giysi çantası rahatlıkla sığıyor.

It holds a tuba, a suitcase a dead dog and a garment bag almost perfectly.

Ben, Seema için yeni bir giysi fabrikası satın aldım.

I have bought a new garment factory for Seema.

Şimdi Seema giysilerinin ismi, Avrupa'nın tümünde bir moda olacak. ve benim için ne? sen? sen ne istiyorsun?

Now Seema Garments' name will become a rage in the whole of Europe. And what about me? You?

Click to see more example sentences
giysi costume

Güzelim, bu bir kostüm değil, bu hoş ufak bir giysi ve evet mükemmel görünüyor.

Sweetie, it's not a costume, it's a cute outfit, and yes, it looks perfect.

Evet, o giysi tasarımcısı, ve o da gösterinin peruk ustası.

Yeah, she's the costume designer, and he's the wig master for the show.

Giysili prova, ışık, kostümler, maskeler

Dress rehearsal, lighting, costumes, masks

Click to see more example sentences
giysi robe

Kendin için giysiyi bul ve yok et.

For yourself, find this robe and destroy it.

Hey sen, bana o giysiyi getir.

You. Bring me that robe.

Sen Beyaz Giysili Serseri Yan Xiu musun?

You are the White Robed Rambler Yan Xiu?

Click to see more example sentences
giysi wardrobe

Benim giysi hizmetçim bu sabah bana bir tane daha yaptı.

My wardrobe mistress made me another one this morning.

Kont Chokula giysilerini geri istiyor.

Count Chocula wants his wardrobe back.

Bu taşınabilir giysi dolabı!

It's a mobile wardrobe!

Click to see more example sentences
giysi gown

O zaman Johnny sana Beyaz bir giysi alacak

And then Johnny will buy you a nice white gown.

Bu nasıl bir giysi olmalı.

What a gown this will be.

Carmen, lütfen sen bebeğin Noel giysisini kolala.

Carmen, please starch the baby's Christmas gown.

Click to see more example sentences
giysi wrap

Hayır, Jason, o bir giysi.

No, Jason, that's a wrap.

Bu Corvette için bir giysi.

That's a series wrap for Corvette.

giysi things, thing

Bir giysi parçası, ya da takı gibi.

Things like a piece of clothing or jewelry.

giysi frock

Rene için kolaydı, o hep yeni giysiler giyerdi.

All right for Rene she always had a new frock.

giysi vest

Kogelvrije esnek giysiler.

Kogelvrije flexible vests.