Turkish-English translations for grup:

grouping, groups, group · band · bunch · team · party · faction · gang · company · class · set · outfit · lot · batch · clique · force · cluster · unit · circle · squad · body · clan · troop · contingent · section · ensemble · other translations

grup grouping, groups, group

Bu son derece sıra dışı bir ilişki ve bu destek grubu da bunun için var.

This is a highly unusual relationship, and that's what this support group is for.

Bir grup gibi.

Like, a group.

Ve son grup.

And last group.

Click to see more example sentences
grup band

Bu demek oluyor ki profesyonel bir grup gibi davranmaya başlamak için bir haftamız var.

Which means that we have one week to start acting like a professional band.

Bu grubun bir geleceği var mı?

Does this band have a future?

Ödeme yapmayan bir köy büyük bir Yoma grubu tarafından bir kaç gün sonra yok edilir.

A village that doesn't pay gets destroyed by a large band of Yoma a few days later.

Click to see more example sentences
grup bunch

Ben bir şey yaptım. Bir grup insanı öldürdüm.

I did something and a bunch of people were killed.

Onlar zeki ve çaresiz bir grup insan. onları küçümseme.

They're a keen and desperate bunch. Don't underestimate them.

Sence Brennan bir grup peri ile anlaşma yaptı?

You think Brennan made a deal with a bunch of fairies?

Click to see more example sentences
grup team

Şu anda harika güçleri ve yetenekleri olan bir grup bireyiz ama daha bir takım değiliz.

Right now, we're a bunch of individuals with great powers and talents, but we're not a team.

Ve B Grubu, iyi şanslar.

And Team B. Good luck.

Bu grup büyük bir riske girdi.

This team took a huge risk.

Click to see more example sentences
grup party

Biz de bu grubu bulduk ve bu insanları ve küçük bir parti veriyorduk!

So we found this band and these people, and we just had a party!

Üçüncü bir grup.

A third party.

Peterson grubu, lütfen dokuz numaralı kapıya rapor verin.

Peterson party, please report to door number nine.

Click to see more example sentences
grup faction

Birçok grup taht için kavga ediyor ve ülke kaos içerisinde.

Various factions are fighting for the throne and the country is in chaos.

Demek ki yeni bir Kızıl Grup başlatıyoruz.

So, we're starting a new Red Faction.

Ne zamandan beri diğer gruplara sahibiz?

Since when did we have other factions?

Click to see more example sentences
grup gang

Ama şimdi, yeni bir grup var, sanırım.

But now, there's a new gang, I suppose.

Ah, hadi ama, grup

Ah, come on, gang.

Eski Cyberdealer grubu için oldukça zor bir hafta oldu.

it's been a pretty rough week for the old Cyberdealer gang.

Click to see more example sentences
grup company

Thorin Meşekalkan'ın grubuna hoş geldiniz Efendi Baggins.

Welcome, Master Baggins to the company of Thorin Oakenshield.

Bağımsız bir tiyatro grubu

An independent theater company.

Burada Gregston Elektrik'in Ivon Medical Grup adında bir yan kuruluşu olduğu yazıyor.

It says here that Gregston Electric owns a subsidiary company called the Ivon Medical Group.

Click to see more example sentences
grup class

A noktası özel bir grup için.

Point A is for Special Class.

Kızlar grubu dersleri Pazartesi, Çarşamba ve Cuma günleri.

Girls' group classes are Monday, Wednesdays and Fridays.

Yani, Phil ve Alice kendi grup davalarını yarattı.

So, Phil and Alice created their own class-action lawsuit.

Click to see more example sentences
grup set

Şimdi elimizde bir grup şüpheli var.

Now we have a set of suspects.

İdam edilmesinden bir gün sonra genç bir öğrenci gizli bir grup kurdu.

The day after his execution a young schoolboy set up a secret group.

VIP listesi hazırla, Iyi müzik, iyi yiyecek Müzik grubu Grup?

Set up a VlP list, great music, great food, a band

Click to see more example sentences
grup outfit

Tanrım kulağa tehlikeli bir grup gibi geliyor.

That sounds like a mighty dangerous outfit.

Bizim eski grup.

Our old outfit.

Yerleşimci başka bir grup Yeni Bajor için ayrılıyor.

We'll outfit another group of settlers leaving for New Bajor.

Click to see more example sentences
grup lot

Çocuklar da diğer herhangi bir grup insan gibidir birkaç kazanan, bir sürü kaybeden.

Kids are like any other group of people, a few winners a whole lot of losers.

Evet, şey, bu akşam bir sürü harika grup çatışıyor, Wanda.

Yeah, well, lot of great bands competing tonight, Wanda.

Yüce İsa, bu grupların çok fazla taşağı var.

Jesus, that band's got a lot of balls.

Click to see more example sentences
grup batch

Yeni bir grup gönderiyorlar.

They're sending a new batch.

Evet, bu kalan son grup.

Yeah, it's the last batch.

Başka bir grup kaldı mı?

Is there another batch?

Click to see more example sentences
grup clique

Gretchen yeni bir grup ve hizmet edebileceği bir Kraliçe Arı buldu.

And Gretchen found herself a new clique and a new queen bee to serve.

O, ağların altyapılarını ortaya serer, gruplar gibi, aşklar, hatta gizli ilişkiler.

It reveals substructures in networks, like cliques, romances, even secret alliances.

Belli ki bu grup böyle işliyordu.

Apparently that's how this clique worked.

Click to see more example sentences
grup force

Bir grup düşman gücünün hazır olduğu bildirildi.

One group of enemy forces reported ready.

Deneysel bir özel kuvvetler grubunun bir parçasıydım.

I was part of an experimental special forces group.

Ben de zamanında GIGN Özel Fransız Tim Grubu ile çalışıyordum.

I was formerly with the GlGN, French special forces.

Click to see more example sentences
grup cluster

Bu, ekmek kırıntıları için kavga eden bir grup güvercin.

This is a cluster of pigeons fighting over bread crumbs.

Yakınlarda bir grubu var.

He's got a cluster nearby.

İki tane çıtır grup. Böl ve fethet.

Ooh, two clusters, divide and conquer.

Click to see more example sentences
grup unit

CBC, kan grubu ve analizi, başlangıç için altı birim.

Let's get a CBC, type and cross-match six units to start.

Üç grup parmak izi, Sayın Hâkim, takım komutanı Yüzbaşı Gerald Gauthier Er Luis Suarez ve Onbaşı Bradley Vernik.

Three fingerprints, Your Honor: his unit leader, Captain Gerald Gauthier, Private Luis Suarez and Corporal Bradley Vernik.

Kan gruplarını öğrenip dört birim kan hazırlayın.

Cross-match them both. Four units of blood.

Click to see more example sentences
grup circle

Hey, ne biçim bir dua grubu bu böyle?

Hey what kind of prayer circle is that?

Sadece bizim grup.

Just our circle.

Cherry Thrapston, Dorothy Cade'in yorgan dikim grubunda mıymış?

Was Cherry Thrapston part of Dorothy Cade's quilting circle?

grup squad

Yanına bir grup adam al.

Take a squad of men.

Ve Darren ponpon kızlar grubuna katıldı.

And Darren joined the cheerleading squad.

Söylentilere göre tüm ailesi bir grup yunan hopliti tarafından öldürülmüş.

Rumors are her entire family was murdered by a squad of Greek hoplites.

grup body

Bir grup kız çocuğu buraya bir ceset mi getirdi yani?

A bunch of little girls brought a dead body here?

Sonra bir grup geri döndü ve cesetleri gömdü.

Later, a group went back and buried the bodies.

Kan grubu, kütle, tepki süresi.

Blood type, body mass, response time.

grup clan

Sen de grubun bir üyesisin.

You're part of the clan.

Bu adam savaşçı bir gruptan.

This guy's from a war clan.

O bu grubun bir çeşit reisi.

He's sort of the clan patriarch.

grup troop

Kronk'un grubu diskalifiye edildi!

Troop Kronk is disqualified!

Youngpo'yu almak için seçkin bir grup gönder. peki.

Send a batch of elite troops to get Young-Po.

grup contingent

Bir defasında, Jev yaşlı bir grup Gentonluyla iki gün uğraşmıştı.

Once, Jev spent two days with a contingent of elderly Gentons.

grup section

Her grup aktif değil.

Every section isn't active.

grup ensemble

Lütfen 'Hasat' gösteri grubuna alkış verelim!

Please welcome the 'Harvest' ensemble.