Turkish-English translations for hırslı:

ambitious · ambition · passionate · greed · driven · competitive · greedy · avid · uptight · other translations

hırslı ambitious

Blair, hırslı kadınlar hakkında bir iki şey bilirim ama güven olmadan, kaybedersin.

Blair, I understand a thing or two about ambitious women, but without trust, you're lost.

Ama çok hırslı biri.

But he's very ambitious.

Ama Martin'in çok daha hırslı bir gündemi vardı.

But Martin had a much more ambitious agenda.

Click to see more example sentences
hırslı ambition

Bu toplantı bir sorunu çözmek için, kişisel bazı hırsları tatmin için değil.

This meeting's about trying to solve a problem, not fulfill some personal ambition.

Hırs bu şirket için yeni birşey değil.

Ambition is nothing new to this company.

Ama ben sana karşı hiç hırs beslemiyorum.

But I have no ambitions against you.

Click to see more example sentences
hırslı passionate

Ben sadece basit şeylere basit bir hırs besleyen basit bir çocuğum.

I'm a simple kid with a simple passion for simple things.

Öyleyse ya hırs ya da intikam olmalı.

So it must be either passion or vengeance.

Çok hırslı bir koleksiyoncuyum.

I'm a passionate collector.

Click to see more example sentences
hırslı greed

Para ve güç için duyulan açgözlülük ve hırs.

His greed for money and his lust for power.

Korku, Acı, Çılgınlık, Çirkinlik Arzu, Nefret, Hırs ve Körlük.

Fear, Pain, Madness, Ugliness Lust, Hate, Greed and Blindness.

Onun hırs bize şirket mal.

His greed cost us the company.

Click to see more example sentences
hırslı driven

Ayrıca o çok düzenli, hırslı, çalışkan ve şey, ben de benim.

Plus, she's real organized and ambitious and driven and, well, I'm me.

Sen çok zeki ve hırslı bir genç hanımsın.

You are a very smart, driven young lady.

Zeki, hırslı ve aşırı derece yalnız.

She's smart, driven, and incredibly alone.

Click to see more example sentences
hırslı competitive

ve bu kadar bencil ve hırslı olduğum için kendimden nefret ediyorum.

And I fucking hate myself for being so selfish And for being competitive.

Spencer, sen de benim kadar hırslı ve rekabetçisin.

Spencer, you're just as driven and competitive as I am.

O kadar da hırslı değilim.

I am not that competitive.

Click to see more example sentences
hırslı greedy

Bu Birleşik Sistemler Ordusu, bazı hırslı şirketlerden değil.

This is United Systems Military, not some greedy corporation.

Çok zor, çok hırslı

Too hard, too greedy

Daha hırslı ol!

Be more greedy!

Click to see more example sentences
hırslı avid

Brian Mitchell hırslı bir avcıymış.

Brian Mitchell was an avid hunter.

Burada hırslı bir pinpon maçı var.

An avid game of ping-pong here.

Hırslı bir fotoğrafçı mıydı?

Was he an avid photographer?

Click to see more example sentences
hırslı uptight

Pekala, kim hırslı değil ki, cidden?

Okay, who isn't uptight, really?

Kimse Melissa kadar hırslı değildir.

No one's as uptight as Melissa.

Sen ve hırslı, boncuk gözlü karın!

You and your uptight, beady-eyed wife!