Turkish-English translations for haber:

news · bad news · word · story · heard · report · information · announcement · notice · correspondence · tidings · intelligence · message · news item · Griffin · knowledge · acquaintance · info · other translations

haber news

Tamam önce iyi haberleri vereceğim ama o kadar da iyi değil, ama kötüden daha iyi.

Okay, I'll give you the good news first, which is not that good, but it's better than the bad.

Fakat bu iyi haber, değil mi?

But that's good news, isn't it?

Tamam, bir iyi bir de kötü haberim var.

OK, so there's good news, bad news.

Click to see more example sentences
haber bad news

Tamam önce iyi haberleri vereceğim ama o kadar da iyi değil, ama kötüden daha iyi.

Okay, I'll give you the good news first, which is not that good, but it's better than the bad.

Bu kötü bir haber.

This is bad news.

Peki kötü haber nedir?

Well, what's the bad news?

Click to see more example sentences
haber word

Hala ondan bir haber yok mu?

Um, still no word from him?

Paris'ten hala bir haber yok mu, Bay Marshall?

Is there still no word from paris, mr. Marshall?

LAPD istihbaratından bir haber var mı? Eğer en ufak bir şey varsa?

Any word from the LAPD intelligence, if there is such a thing?

Click to see more example sentences
haber story

Çünkü bu büyük bir haber ve sen en iyisisin.

Because it's a big story and you're the best.

Çok büyük bir haber bu.

That is a big story.

Peki ya bu haber?

What about this story?

Click to see more example sentences
haber heard

Sonra bir gün bir tren kazası hakkında bir haber gördüm.. ve onları duydum.

Then one day I saw a news story about a train accident and I heard them.

En son ne zaman haber aldın ondan?

When was the last time you heard from him?

Sonra bu haberi duydum ve

And then I heard the news.

Click to see more example sentences
haber report

Bu özel bir haber bültenidir.

This is a special news report.

Özel bir haberimiz var.

We have a special report.

Git ve hemen haber ver. Çabuk!

Go and report this, hurry!

Click to see more example sentences
haber information

Çocuklar, iyi bir haber değil bu.

Guys, this is not good information!

Paraya ihtiyacın olursa, sadece bana sor. ve lütfen, bana haber ver.

If you need money, just ask me. And, please, keep me informed.

Harika, bana bir iyilik yap ve bu haberi yay!

Great, do me a favour! Inform this news.

Click to see more example sentences
haber announcement

Lütfen, lütfen, önemli bir haberim var.

Please please, I have an important announcement.

Yeni bir haberim var.

I have a new announcement.

Ayrıca bir haberim var:

I also have an announcement:

Click to see more example sentences
haber notice

Hayır, film yok, haber yok. Sadece adresini istiyorum.

No, no movie, no notice, I only want the address.

Julia iki gün önce ona haber verdi.

Julia gave her notice two days ago.

Haber verdi ve üniversite için ayrıldı.

He gave notice and left for college.

Click to see more example sentences
haber correspondence

Görüntüde Dana Dobbs Kıdemli muhabir, Kip Kendall Ve ödüllü haber sunucusu, Norm Archer.

Featuring Dana Dobbs senior correspondent, Kip Kendall and award-winning anchor, Norm Archer.

CBS Haberler Moskova muhabiri Barry Petersen gelişmeleri bildiriyor.

CBS News Moscow correspondent, Barry Petersen, begins our coverage.

Ve bu şekil, acil bir sinyali özel bir frekanstan haber ediyor.

And this shape corresponds to a specific frequency for an emergency beacon.

Click to see more example sentences
haber tidings

Refah ve sevinç veren bir haber, refah ve sevinç.

Glad tidings of comfort and joy, comfort and joy.

Haberler kötü, McRae, haberler kötü.

Bad tidings, McRae, bad tidings.

Bebek için hasta haber.

Ill tidings for the baby.

Click to see more example sentences
haber intelligence

LAPD istihbaratından bir haber var mı? Eğer en ufak bir şey varsa?

Any word from the LAPD intelligence, if there is such a thing?

Bu bir haber alma görevi.

This is an intelligence mission.

İstihbarat herhangi bir haber verdi mi?

Did Intelligence give you any information?

Click to see more example sentences
haber message

Sadece bir mesaj bırakmış ama ondan bir haber alamadım.

Only he left a message, but I haven't heard from him.

Ve bana bir haber verdi.

And he gave me this message.

Çatıdan haber geldi, efendim.

Message from the roof, sir.

Click to see more example sentences
haber news item

Ne? sevgili, Bak, bu bir değil televizyonda sansasyonel haber öğesi.

What? Look, dear, this is not a sensational news item on television.

Leonard, ben sadece ilginç bir yerel haberi paylaşıyordum.

Leonard, I was just mentioning an interesting local news item.

Kayıp eşyadan haber var mı?

Any news on the missing item?

Click to see more example sentences
haber Griffin

Ben Peter Griffin ve bir haber kanalına bunu yapmak için zorla girdim.

I'm Peter Griffin, and I broke into a news station to make this.

Lauren Conrad ve Brian Griffin hakkındaki haberleri gördünüz mü?

Have you seen the news about Lauren Conrad and Brian Griffin?

Hala Chris ve Stewie Griffin'den haber yok.

Still no sign of Chris and Stewie Griffin.

haber knowledge

Özellikle onların haberi olmadan.

Especially without their knowledge.

Malik haberim olmadan onları çalmış.

Malik stole them without my knowledge.

haber acquaintance

Hwang Tae Kyung Kang Shin Woo'nun kız arkadaşından haberiniz var mıydı?

Hwang Tae Kyung, are you also acquainted with Kang Shin Woo's girlfriend?

Size Teğmen Feraud'dan haber getirdim?

You are acquainted with Lieutenant Feraud?

haber info

Ve sen de; "Haber verdiğin için sağ ol.

And you say, "Thanks for the info.

Haeundae ve Hwaryong arasındaki bir pazarlığın haberini aldım.

I got info on a deal Between Haeundae and Hwaryong