Turkish-English translations for haberci:

messenger · herald · reporter · harbinger · journalist · newsman · runner · news · courier · informer · other translations

haberci messenger

İyi bir Kral bir haberci gönderirdi, veya bir asker

A good king would send a messenger, or a soldier

Üzgünüm efendim, mesajınız yok. haberci de intikam!

Sorry, sir, no messages. and the messenger is revenge!

Haberci yolla, ve sonra tekrar ara.

Send a messenger, and then call again.

Click to see more example sentences
haberci herald

Kadim Urdu lehçesi, anlamı haberci, gardiyan ya da bazı çevirilerde peygamber.

Ancient Urdu dialect meaning "herald"or" guardian,"or in some translations," prophet".

Sen bir haberci değilsin, asla da olamayacaksın.

You're not a herald, and you never will be.

Ama bu haberci

But this herald

Click to see more example sentences
haberci reporter

Ama artık başka bir Amerikalı haberci Kuzey Kore'ye geldi, çünkü burası harika ve yeterince yiyeceğimiz var.

But now another American reporter has come to North Korea because it's awesome and we have enough food.

Hayır, deli değil, sadece bir haberci.

No, not insane, just a reporter.

Sen bir haberci misin?

Are you a reporter?

Click to see more example sentences
haberci harbinger

Bu bir haberci.

It's a harbinger.

Her şey, dipsiz kuyunun habercileri için mümkündür.

Everything is possible for the Harbingers of the Abyss.

Haberci, ben Senatör Cray.

Harbinger, this is Senator Cray.

Click to see more example sentences
haberci journalist

Evet, ciddi habercilerin yanında bir şaka gibi kalıyor.

Yeah, she's a joke among serious journalists.

Stan, habercilerin hepsi kötü değildir.

Stan, not all journalists are bad.

Bak, haberciler tembel olurlar.

Look, journalists, they're lazy.

haberci newsman

Böyle şeyler olur, Jim, tamam süper-haberci güçlerimizle bile anlayamayız.

Things happen, Jim, okay, that are beyond your super-newsman powers of understanding.

Adam bir haberci.

He's a newsman.

Bu yerel habercinin de birkaç pişmanlığı var.

Regrets, eh? This local newsman's had a few.

haberci runner

Bu yöne doğru koşan bir haberci var.

There's a runner headed this way.

Bu bir ön sindirim enzimi. Pa-Pay habercileri etlerini yumuşatmak için kullanır.

That's a predigestive enzyme the pa-pay runners use to tenderize their meat.

Bir haberci lazım bana.

I need ather runner.

haberci news

Bir haberci haber getirdi.

A messenger brings news.

haberci courier

Dr. Yueh bir haberci gönderdi.

Dr. Yueh sent a courier.

haberci informer

Hayır, o bir haberci.

No, he's an informant.