Turkish-English translations for habersiz:

unannounced · aware · unaware · idea · not knowing · dark · uninformed · other translations

habersiz unannounced

Geç oldu ve sen sarhoşsun. Buraya habersiz gelmeye devam edemezsin.

It's late, and you're drunk and you can't keep coming by here unannounced.

Asil Cicero, haber vermeden geldiğim için üzgünüm ama yardımına ihtiyacım var.

Noble Cicero, I'm sorry to come like this unannounced, but I need your help.

Bu habersiz bir ziyaret.

This is an unannounced visit.

Click to see more example sentences
habersiz aware

Ve evet, çok iyi bir haber olmadığının farkındayım.

And yes, I'm aware that's not very good news.

O balığa gitti ve hiç bir şeyden haberi yok.

He's gone fishing and isn't aware of anything.

Haberin olması gereken bir şey.

Something you should be aware of.

Click to see more example sentences
habersiz unaware

Senin başucu şekilde hakkında şikayet tamamen habersiz görünüyordu çünkü Ben bir insan olduğunu duygular.

I complained about your bedside manner because you seemed completely unaware that I was a human being with feelings.

Bu oturan bir hedef ve görünen o ki, yaklaşan tehlikeden habersiz.

It's a sitting target. And apparently unaware of the approaching danger.

Ve, tum ikinci, sen sadece sen senin iyi gorunuyor habersiz.

And, second of all, you're just unaware of your good looks.

Click to see more example sentences
habersiz idea

Evet, ama kötü haber burada ne işi olduğu hakkında hiç bir fikrim yok.

Yeah, but the bad news is, I have no idea what he was doing here.

Hiç bilmiyorum. Ama iyi haber şu ki gizli bir silahımız var.

No idea, but the good news is, we've got a secret weapon.

Kulağa ne kadar saçma geliyor haberin var mı?

Do you have any idea how ridiculous that sounds?

Click to see more example sentences
habersiz not knowing

Hey, haberler benim için çok da kötü değil çok kötü değil iyi tarafı ne bilmek ister misiniz?

But hey, the news is not all bad for me, not all bad, you want to know the good part?

Dinle Doktor. Sana söylemem gereken bir şey var ve iyi haberler değil, o yüzden sadece dinle, tamam mı? Biliyorum.

There's something that I have to tell you and, um. . it's not good news so just listen, OK? I know.

Ben normal değilim, haberin yok mu?

I'm not normal, don't you know?

Click to see more example sentences
habersiz dark

Karanlık Lordu, Rebi Ra, oldukça kötü bir haber.

The Dark Lord, Rebi Ra, is serious bad news.

Cennetin kara habercisi.

Heaven's dark harbinger.

habersiz uninformed

Ama Bay Bhatti,düzenli bir müşteridir. .habersiz geldi.

But Mr. Bhatti, he's a regular customer... .arrived uninformed.