Turkish-English translations for hafif:

lightly, light · slightly, slight · mild · lighter · lightweight · soft · faint · small · weak · gentle · minor · easy · thin · moderate · bland · other translations

hafif lightly, light

Her silahın değişik gücü vardır; zayıf ve kuvvetli, hafif ve ağır hafif ve ağır,

Every weapon has a different power long and short weak and strong light and heavy

Hafif ve ağır.

light and heavy

Orada o biraz hafif.

You light that bit there.

Click to see more example sentences
hafif slightly, slight

Ama sadece hafif bir sarsıntı geçirmiş, endişelenecek bir şey yok.

But it was just a slight concussion. Nothing to worry about.

Hafif bir soğuk algınlığım var ve annen

Well, I have a slight cold, and your mother

Hafif bir yara.

A slight wound.

Click to see more example sentences
hafif mild

Bay Simpson, korkarım ki hafif bir kalp krizi geçirdiniz.

Mr. Simpson, I'm afraid you've just had a mild heart attack.

Hafif bir sarsıntı ve birkaç çatlak kaburgası var.

Suffered a mild concussion, a few cracked ribs.

Hafif bir kalp krizi geçirdin.

You had a mild heart attack.

Click to see more example sentences
hafif lighter

Daha hafif ve görmek zor. ama kesinlikle yok.

It's lighter and hard to see, but it's definitely there.

Hayır, hayır bunu bırak. Bu daha hafif.

No, no, leave that, this one is lighter.

Onu daha güçlü ve hafif yapabilir.

It could make it stronger and lighter.

Click to see more example sentences
hafif lightweight

İyi durumda hafif bir koruyucu yelek var.

Got a lightweight protective vest In good condition.

Diğer büyükler, bu hafif sıklete karşı o kadar da hoşgörülü değildir.

The other grown-ups are not so tolerant of this lightweight.

Danny senin için hafif sıklet demişti.

Danny said you were a lightweight.

Click to see more example sentences
hafif soft

Belki biraz hafif müzik.

Maybe a little soft music.

Pekala, daha sıradan bir yaklaşım deneyelim. Biraz hafif müzik.

All right, try a more conventional approach, a little soft music.

İşte benim sevdiğim rock roll tarzı: Hafif ve sade.

Gee, my favorite kind of rock and roll, soft and plain.

Click to see more example sentences
hafif faint

Sonra da hafif bir gül kokusuna ihtiyacın var.

Then you need to have a faint rose smell.

Hafif bir fısıltı duydum.

I heard a faint whisper.

Hafif, tatlı bir koku.

Got a faint sweet smell.

Click to see more example sentences
hafif small

Küçük, hafif bir salata var mı?

Is there a small, light salad?

Çok ufak, çok hafif.

Too small, too light.

Lütfen, hafif bir tane.

Please, a small one.

Click to see more example sentences
hafif weak

Her silahın değişik gücü vardır; zayıf ve kuvvetli, hafif ve ağır hafif ve ağır,

Every weapon has a different power long and short weak and strong light and heavy

Hafif, ama çok sıcak olsun lütfen.

Weak but really hot, please.

Çok hafif belirtiler.

Very weak symptoms.

Click to see more example sentences
hafif gentle

Kristal bir zil gibi hafif ve narin.

Light and gentle like a crystal bell.

Bizi ısıtan güneş ve hafif bir yağmur.

The sun to warm us And the gentle rain.

Daha hafif nefes alabilir misin?

Can you breathe more gently?

Click to see more example sentences
hafif minor

Şey, sadece hafif bir yanlış anlama oldu.

Uh, it was just a minor misunderstanding.

Liscus ve Acer hafif yaralar aldı.

Liscus and Acer took minor wounds.

hafif easy

Hafif ve kolay uçulur.

Light and easy to fly.

Hafif bir Trikonasana ile başlayalım.

Let's start with an easy trikonasana.

hafif thin

Hafif sakallı, uzun saçlı.

Thin beard, long hair,

Üstü "hafifçe" örtülü bir suçlama bay Castle.

A thinly veiled accusation, Mr. Castle.

hafif moderate

Hafif travmatik beyin hasarı.

Moderate traumatic brain injury.

hafif bland

Bu biraz hafif olacak ama

It'll be a little bland, but