Turkish-English translations for hafifletmek:

extenuate · mitigate · lighten · ease · commute · other translations

hafifletmek extenuate

Her zaman mazeretler hafifletici sebepler vardır, Bay Miller.

There are always excuses, always extenuating circumstances Mr. Miller.

Fakat ben hafifletici şartlardan bahsediyorum.

But I'm talking about extenuating circumstances.

Unut gitsin, bunlar hafifletici sebepler.

Forget it, these are extenuating circumstances.

Click to see more example sentences
hafifletmek mitigate

Normalde bunu asla yapmam ama hafifletici nedenler var.

Normally I wouldn't do this, but there are mitigating factors.

Bu bizim son itirazımız ve bu gerçekleri hafifletici neden.

This is our last appeal, and it's called mitigating circumstances.

Bu bana hafifletici neden gibi geldi.

That sounds like mitigating circumstances to me.

Click to see more example sentences
hafifletmek lighten

Küçük olanlar kalbini hafifletmek için.

Little ones to lighten his heart.

Sen sadece vicdanını hafifletmek için risk alıyorsun.

You take risk only to lighten weighted conscience.

hafifletmek ease

Ve ağrı kesicilerin sayesinde acı da hafifledi.

And the pain's eased up, thanks to the painkillers.

hafifletmek commute

Ben, Juliet'in cezasını hafifletmiş.

Ben has commuted Juliet's sentence.