hafta

Buradaki bütün işler, çocuklar, her şey ve kocam beni bir hafta önce terk etti.

All the work around here, and the kids, and everything and my husband left me a week ago

İki hafta önce söylemiştim ve sonra geçen hafta, üç gün önce, ve sanırım dün, iki kez.

I told you about it two weeks ago and then last week, three days ago, and twice, I think, yesterday.

Bu benim için çok önemli bir hafta sana burada ihtiyacım var.

This is a very important week for me. I need you here.

Öyleyse bu senin için çok önemli bir hafta, öyle değil mi?

Well, then, this is a very important week for you, isn't it?

Burada yaşamak için yeterince yiyecek ve su var. Dışarı çıkmadan neredeyse iki hafta yeter.

There's enough food and water to live in here for almost two weeks without having to come out.

Bu onların ilk hafta sonu olacak, ya da bizim ilk hafta sonumuz çünkü grubumuz da orada olacak.

This will be their first weekend, or rather our weekend because our group will be there too.

Ve sonra, bilirsin bi kaç gün belki hafta, ya da saat sonra, her neyse..

And then, you know, maybe a couple days later, week later, hour later, whatever it was.

Ona iyi bak, ve biliyor musun, bu hafta olduğundan emin ol, tamam mı?

Look after her, and you know what, just make sure it's in the week, okay?

Bu benim için çok önemli bir hafta.

This is a very important week for me.

Dört yıl, dört ay, iki hafta, beş gün ve yedi saat.

Four years, four months, two weeks, five days and seven hours.