Turkish-English translations for hakiki:

genuine · real · authentic · true · veritable · actual · bona fide · sterling · proper · other translations

hakiki genuine

Evet, o hakiki bir salak, değil mi?

Yeah, he really is a genuine idiot, isn't he?

Hakiki bir araştırma zaman alır.

Genuine research takes time.

Bunlar hakiki ayak izleri.

These are genuine footprints.

Click to see more example sentences
hakiki real

Aman Tanrım, bu hakiki mi?

My God, is that thing real?

Sen hakiki bir sanatçısın.

You're a real artist.

Bu kalem hakiki altından.

This pen is real gold,

Click to see more example sentences
hakiki authentic

Bu tarlalarda hakiki bir araştırma var mı?

Is there any authentic research in these fields?

New York'un hakiki mükemmel pizza savaşları

New York's authentic terrific pizza wars.

Burası sadece "Hakiki Nick".

This is just authentic Nick's.

Click to see more example sentences
hakiki true

İngiltere'de hakiki bir büyücü var artık.

There's a true magician in England now.

Ne kadar doğru ve hakiki!

Such true and real words!

Sadık ve hakiki, işte böyle.

Faithful and true, that's it.

Click to see more example sentences
hakiki veritable

Hakiki bir rakun gibi.

Like a veritable raccoon.

Şurada ise bizim ateş yutan, Hint fakirimiz,.. hakiki bir ateş dağı ve ayaklı bir alev!

Here our Indian fire-eater, our fakir a living flame, a veritable mountain of fire!

Hakiki bir beslenme dersi.

A veritable nutrition lesson.

Click to see more example sentences
hakiki actual

Hakiki kılıç saldırısı!

Actual sword attack!

Bunlar hakiki Roma kolonları.

These are actual Roman columns.

Hakiki beşinci boyut mu?

The actual fifth dimension?

Click to see more example sentences
hakiki bona fide

Evet, Jonas Morehouse, hakiki bir başarı hikayesi.

Yes, Jonas Morehouse, a bona fide success story.

Hakiki bir ucube şovu?

A bona fide freak show?

hakiki sterling

Hakiki gümüş bir telefon çevirici.

A sterling silver telephone dialler.

Hakiki gümüş bir telefon çevirici mi?

As sterling silver telephone dialers go

hakiki proper

Hey, barmen, hakiki bir silahşör için hakiki bir içki ver.

Hey, barman, a proper drink for a proper triggerman.