Turkish-English translations for hareket:

move · movement · action · act · motion · activity · gesture · doings · mobility · starting, start · go · travel · walk · operation · behavior · play · deed · stir · conduct · departure · motive · behaviour · step · stroke · transaction · bearing · other translations

hareket move

Senin için iyi bir hareket, İyi bir grubun var, bekle.

It's a good move for you. It's a really good group over there.

Efendim, sanırım bundan daha hızlı hareket etmeliyiz.

Sir, I think we should move faster than that.

Endişelenme ama hareket etme.

Don't worry, but don't move.

Click to see more example sentences
hareket movement

Tamam. şu anda Orada çok küçük bir hareket var.

Right. Very little movement down there right now.

Jack, bu ruhani bir hareket.

Jack, it's a spiritual movement.

Dr. Paul'un Aşk Hareketi, korkutucu bir tarikat.

Dr. Paul's Love Movement is a scary cult.

Click to see more example sentences
hareket action

Ama hareket için hazır değilim.

But I'm not ready for action.

Ve senin için biraz harekete.

And some action for you.

Ben aslında çok hareket görmedim.

I didn't actually see much action.

Click to see more example sentences
hareket act

Sanırım bu çok daha iyi profesyonel asker gibi hareket edersen eğer, değil mi?

So I think it's much better if we act like professional soldiers. Don't you?

Her devrim küçük bir cesaret hareketi ile başlar.

Every revolution begins with one small act of courage.

Bir topluluk gibi hareket edelim.

Let's start acting like a community.

Click to see more example sentences
hareket motion

Evrenin bir planı vardır, çocuklar ve o plan her zaman hareket hâlindedir.

You see, the universe has a plan, kids, and that plan is always in motion.

Peki ya hareket sensörleri?

What about the motion sensors?

Devre şemasına göre burada elektronik bir yaysız kilit ve bir tane hareket sensörü var.

According to the schematics, there's an electronic deadbolt and a motion sensor.

Click to see more example sentences
hareket activity

Cep telefonu ya da kredi kartı hareketi yok.

No activity on his cell phone or credit cards.

Bu hareketler devam ediyor gece boyunca, haftanın her günü.

These activities continue, throughout the night, every day of the week.

Bu "Vak Vak Moo Hareketli Çiftlik", efendim.

It's the "Quack Quack Moo Activity Farm", sir.

Click to see more example sentences
hareket gesture

Anladım bu bir jest fakat, Anne, bu çok hızlı hareket ediyor.

I understand it's a gesture but, Mom, this is moving very quickly.

Çok cesur ama aptalca bir hareket.

That's a very brave but foolish gesture.

Bu bir Yahudi hareketi mi?

Is this a Jewish gesture?

Click to see more example sentences
hareket doings

Hareket etme, anladın beni?

Don't move, do you understand me?

Basit bir hareket yapalım o zaman.

Let's just do one simple move.

Hareket edemez, hiç bir şey yapamaz.

He can't move, he can't do anything.

Click to see more example sentences
hareket mobility

Bu bir hareketli sondaj istasyonu, hatırladın mı?

It is a mobile drilling station, remember?

Her şekilde çok hareketli biri.

Either way, he's very mobile.

Hayatta ve hareket halinde.

He's alive and mobile.

Click to see more example sentences
hareket starting, start

Hareket etmeye başladığı zaman, çok hızlı hareket edecek.

When this starts to move, it's gonna move fast.

Ben elleri ve hayal benim parmakları ve hareket başlar

I imagine me hands and my fingers start to move, and

Daha fazla hareket etmeye başladım.

I was starting to move more.

Click to see more example sentences
hareket go

Hadi gidelim, çünkü adeta şeytan gibi hareket ediyorlar.

Let's get going because they're moving like the devil.

Birlikte hareket etmek için onları ikna edebilecek misin?

Are you going to persuade them to act together?

Güzel hareket, Sam.

Nice going, Sam.

Click to see more example sentences
hareket travel

Çok hızlı ve çok sert hareket ediyor, ama görelim bakalım.

That thing travels fast, and it's very hard, but let's see.

Havada uçan bir illettir, ve çok hızlı hareket eder.

It's an airborne disease, and it travels fast.

Sen hızlı hareket ettikçe daha yavaş ve hatta bir budala gibi görünürsün.

The faster you travel, the slower and even dumber you appear.

Click to see more example sentences
hareket walk

Güzel kuyruk yürüyor, ve aniden bir çita gibi hareket ediyor.

Pretty tail walks by, and suddenly he moves like a cheetah.

Ben hareketli bir hedefim.

I'm a walking target.

Hoş kuyruk yürür, aniden bir çita gibi hareket eder.

Pretty tail walks by, suddenly he moves like a cheetah.

Click to see more example sentences
hareket operation

El-Kaide hareket böyle bir operasyonu koymak asla Onlar düşünce sürece orada bir şey vardı.

Al-Qaeda would never put an operation like this in motion unless they thought there was something there.

Bak, o kendi başına hareket ediyor.

Look, he's operating on his own.

Ajan Buckley bilgim olmadan hareket ediyordu.

Agent Buckley was operating without my knowledge.

Click to see more example sentences
hareket behavior

Rachel, bu hareket de ne?

Rachel, what is this behavior?

Bu halk içinde uygunsuz bir hareket demek.

This is inappropriate behavior in a public place.

Walt, bak, bu ayının hareket tarzını biliyorum.

Walt, look, I know this bear's behavior.

Click to see more example sentences
hareket play

Fazla hareket etmeden oynamak için.

To play without moving much.

şimdi mahvolduk. . şimdi hapiste masa tenisi oynamak. şimdi king kong gibi hareket. .

now you're screwed.. now play ping pong in jail. now you act like king kong..

Tank oyun oynuyor, Maverick'in her hareketini kesiyor.

And Tank's playing games, blocking Maverick's every move.

Click to see more example sentences
hareket deed

Çok cesur ve onurlu bir hareket.

A very brave and honorable deed.

Bu çok asil bir hareket, Bay Zorlu-Sürücü Hopkins.

That's a very noble deed, Mr. Rough-Riding Hopkins.

Böyle kötü hareketler böyle kirli düşünceler

Such dirty thoughts, such evil deeds

hareket stir

Güzel bir kız onun en ilkel arzularını harekete geçirir.

And a beautiful girl stirs his most primitive desires.

Carlisle, yemin ederim, bir şey hareket etti içimde.

Carlisle, I swear that something stirred inside me.

Ama bela harekete geçiyor

But trouble is stirring

hareket conduct

Yanıltıcı ve aldatıcı hareket.

Ah, misleading and deceptive conduct.

Sahalara yakışmayan hareket, sayın hâkim.

Unsportsmanlike conduct, your honor.

Aslında, etil alkol sinir hücrelerindeki elektriksel kondüksiyonda hormon hareketlerini sağlayan reseptörlerde ve sinir taşıyıcılarında gama-aminobütirik asit gibi kısıtlayıcı etki yapar.

Actually, ethyl alcohol inhibits electrical conduction in the nerve cells and stimulates reuptake receptors of inhibitory neurotransmitters like gamma-aminobutyric acid.

hareket departure

Bilinmeyen bir dünyaya doğru hareket.

A departure toward an unknown world.

Satın alma ve hareket noktası Poughkeepsie, New York.

Purchase and departure point Poughkeepsie, New York.

hareket motive

Bu onurlu bir hareket.

That is an honorable motive.

Brooks'un hareketleri besbelli, kişisel.

Brooks's motive is clearly personal.

hareket behaviour

Ne o münübisteki hareketler?

What behaviour on the minibus?

hareket step

İlk adımı, ilk kelimesi ilk bale hareketi.

Her first steps, first words first arabesque.

hareket stroke

Cesur hareket, Bay Hornblower.

A bold stroke, Mr Hornblower.

hareket transaction

İlişkimiz hiç romantik olmadı sadece vatansever bir hareketti.

Our relationship was never romantic, it was a patriotic transaction.

hareket bearing

Walt, bak, bu ayının hareket tarzını biliyorum.

Walt, look, I know this bear's behavior.