Turkish-English translations for hareketsiz:

moving · still · motionless · quiet · dormant · inert · put · immobilized, immobile · sleepy · dead · static · inactive · other translations

hareketsiz moving

Senin için iyi bir hareket, İyi bir grubun var, bekle.

It's a good move for you. It's a really good group over there.

Efendim, sanırım bundan daha hızlı hareket etmeliyiz.

Sir, I think we should move faster than that.

Endişelenme ama hareket etme.

Don't worry, but don't move.

Click to see more example sentences
hareketsiz still

Tamam, hareketsiz otur ve bir dakika sessiz ol.

Okay, just sit still and be quiet for a minute.

O iyi, ama, doktor, hâlâ hareket etmiyor.

She's okay, Doctor, but she still isn't moving.

Hala hareket ediyorlar!

They're still moving!

Click to see more example sentences
hareketsiz motionless

Artık muhteşem hareketsiz yolculuk yok,

No longer the wonderful motionless journey,

Yakında, en büyük şelaleler bile hareketsiz kalacak.

Soon even the largest waterfalls will be motionless.

Hareketsiz olan kırmızı noktalardan biri Küçük İblis.

One of the motionless red dots is Little Devil.

Click to see more example sentences
hareketsiz quiet

Tamam, hareketsiz otur ve bir dakika sessiz ol.

Okay, just sit still and be quiet for a minute.

Sessiz ol ve hareket etme.

Be quiet and don't move.

Ve çok sessiz ve hareketsiz.

And it's very quiet and still.

Click to see more example sentences
hareketsiz dormant

John Doe ve Henri Bisonnette arasında bir belirsizlik var fakat bu Asher'ın hareket etmediği anlamına gelmez.

There's a gap between John Doe and Henri Bisonnette but that doesn't mean Asher was dormant.

Bir çeşit hareketsiz savunma mekanizması.

Some kind of dormant defense mechanism.

Hareketsiz ve sabırlı arasında fark vardır.

There's a difference between dormant and patient.

Click to see more example sentences
hareketsiz inert

Kapalı bir anamoli içinde, Hareketsizce duran bir alt uzayla kaplı.

The anomaly's a closed structure, encased by an inert layer of subspace.

Onlar tamamen hareketsiz.

They're completely inert.

Bu kayalar pütürlü ve hareketsiz.

These rocks are lumpy and inert.

Click to see more example sentences
hareketsiz put

Koy onu yerine ve hareket etme.

Put it down and don't move.

El-Kaide hareket böyle bir operasyonu koymak asla Onlar düşünce sürece orada bir şey vardı.

Al-Qaeda would never put an operation like this in motion unless they thought there was something there.

Şey olduğu hareket frenler koyarak gibi bir şey yok.

Nothing like putting the brakes on something that's moving.

hareketsiz immobilized, immobile

Bir şey bizi tamamen hareketsiz kılıyor.

Something is completely immobilizing us.

Chloe, CTU şu an hareket halinde değil.

Chloe, CTU is immobile right now.

Neyseki dinazor hareketsiz halde.

Fortunately, the dinosaur is immobile.

hareketsiz sleepy

Her şey beyaz ve sakin yavaş ve hareketsiz.

And everything is white and calm easy and sleepy.

Bütün bu hareket uykumu getirdi.

All this excitement's made me sleepy.

hareketsiz dead

Ölü insanlar hareket etmez değil mi?

Dead people don't move, do they?

Ölü Leviathan hareket ediyor.

The dead Leviathan's moving.

hareketsiz static

Radyo parazitli, Patton hareketsiz ve biz de hareketsiziz!

The radio's static, Patton's static and we're static!

hareketsiz inactive

Harekete geçmemenin de riskleri var, efendim.

Inaction has its own risks, too, sir.