Turkish-English translations for hassas:

sensitive · delicate · fragile · tender · vulnerable · touchy · precision, precise · sensible · sore · sentimental · emotional · susceptive, susceptible · accurate · feeling · oversensitive · critical · impressionable · thin-skinned · other translations

hassas sensitive

Ben o istiyor, biliyor musun, güçlü bir adam, ama onun hassas yönünü göstermek için korkmuyor birisi.

I think she wants, you know, a strong man, but someone that's not afraid to show his sensitive side.

O çok duygusal hassas bir kız.

She's a very sensitive, sensitive girl.

Çok hassas bir çocuk.

That kid is so sensitive.

Click to see more example sentences
hassas delicate

O iyi bir adam, ama bu, kampanyada çok hassas bir dönem.

He's a good man, but this is a very delicate moment in the campaign.

Bu çok hassas bir zaman.

This is a delicate time.

Da çok pahalı çok hassas ve Ah, Artemis çiçek, çok nadirdir.

Uh, the Artemis bloom is very rare, very delicate and also very expensive.

Click to see more example sentences
hassas fragile

Bu çok hassas ve kırılgan bir durum.

This is a very delicate, fragile situation.

Onlar, çok hassas, narin, kırılgan yaratıklardır.

They are sensitive creatures delicate, fragile.

İnsan hayatı, çok hassas, çok narin.

Human life, so delicate, so fragile.

Click to see more example sentences
hassas tender

o değildi o çok hassas bir insan değildi.

He wasn't he wasn't a very tender person.

Ne kadar hassas ve narin. Mutlu Noeller.

So tender and mild Merry Christmas.

Onun hassas iyi bir kalbi var.

He has a tender, good heart.

Click to see more example sentences
hassas vulnerable

Ne kadar hassas bir kelime Ryan ve senin bana ihtiyacın olduğunda da çok tehlikeli.

Such a vulnerable word, Ryan, and so very dangerous when you when you need something from me.

Peter bu konuda çok hassas, bu yüzden de en çok bu kullanılıyor.

Peter is vulnerable in this, and that is why it's being used.

Ama sana baktığım zaman, hassas ve savunmasız bir kadın görüyorum.

But when I look at you, I see a tender and vulnerable woman.

Click to see more example sentences
hassas touchy

Bak, biliyorum çok hassas bir konu ama Elena'nın bugün nerede olduğunu biliyor musun?

Look, I know it's a touchy subject, but do you know where Elena is today?

Artık bir karım var, hamile hormonlar Biraz hassas.

I got a wife now, pregnant hormones a little touchy.

Şey, bu hassas bir konu.

Well, it's a touchy subject.

Click to see more example sentences
hassas precision, precise

O gerçekten çok hassas.

He is really very precise.

Her şey çok hassas ve de karmaşık.

It's all so precise and complex

Bu hassas bombalar birçok sivili öldürdü, dostum.

Those precision bombs killed so many civilians, my friend.

Click to see more example sentences
hassas sensible

Sen hassas bir kızsın.

You're a sensible girl.

Hassas bir önlemmiş gibi geliyor.

Sounds like a sensible precaution.

Hassas ayakkabılar bir kat aşağıda.

Sensible shoes are one floor down.

Click to see more example sentences
hassas sore

Üzgünüm Sayın Hâkim, benim için hassas bir nokta.

Sorry, Your Honor. It's just a sore point with me.

Bu buralarda çok hassas bir konu, bayım.

That is a sore subject around here, señor.

Yüksek vücut ısısı, hassas göğüsler rahim sıvısında artış.

High body temperature, sore breasts, increased cervical mucus.

Click to see more example sentences
hassas sentimental

O ölmüş ya da hassas biri değil ve birinin bunu yapması gerek.

He's not dead or sentimental and somebody needs to do it.

Ama sanırım ben hassas biriyim.

But I guess I'm sentimental.

Ben ne bir misyonerim ne de hassas bir Sosyalist.

I'm not a missionary or a sentimental socialist.

Click to see more example sentences
hassas emotional

İkimizin de duygusal ve hassas olduğumuzu biliyorum, ama ben senin düşmanın değilim.

I know we're both emotional and vulnerable but I'm not the enemy here.

Hassas bir gece oldu Hayır, hayır, Dan.

It's been an emotional night No, no, no, Dan.

Azgın, bekar ve duygusal olarak hassas şuanda.

She's horny, single, and emotionally vulnerable right now.

Click to see more example sentences
hassas susceptive, susceptible

Onu hipnotize edebilirim ama başarılı bir hipnozun parçası kimin hassas olduğunu bilmektir.

I could hypnotize her, but part of successful hypnosis is knowing who's susceptible.

Evet, gerçekten hassas oluyorlar.

Yeah, they're really susceptible.

Hastalıksız, hidroklorin solüsyonlara biraz hassas.

Disease-free. Slightly susceptible to hydrochlorine solutions.

Click to see more example sentences
hassas accurate

Ölümcül ve çok hassas.

Deadly and very accurate.

Çok hassas, yakın menzil silahı.

It's a very accurate, close-range weapon.

Bir sekstant, hassas bir kronometre ve bir astronomi almanağı.

A sextant, an accurate chronometer and a celestial almanac.

hassas feeling

Şu anda kendimi çok hassas hissediyorum.

I feel very sensitive right now.

Bugün çok hassas hissediyorum.

I'm feeling really sensitive today.

Bizim hassas duygularımız var.

We got delicate feelings.

hassas oversensitive

Gijs fazla hassas olduğumu söylüyor.

Gijs says I am oversensitive.

Aşırı hassas davranıyorsun.

You're being oversensitive.

hassas critical

Hassas bir durum Richard.

This is critical, Richard.

hassas impressionable

Onlar daha genç, hassas, ve kırılgan

They are young, sensitive and impressionable.

hassas thin-skinned

Kardeşiniz de tüm sanatçılar gibi, çok hassas.

Your sister, like all talented artists, is thin-skinned.