Turkish-English translations for hastalık:

disease · ill, illness · sickness · disorder · condition · ailment · affliction · affection · malady · addiction · ail · trouble · infirmity, infirm · other translations

hastalık disease

Ve geri döndüğünde seni bekleyen bir işin olacak, çünkü senin bir hastalığın var, Linda.

And when you get back, your job will be waiting for you, because you have a disease, Linda.

Enfeksiyon belirtisi yok. Metabolik ya da otoimmün bir hastalık değil.

There's no sign of infection, it's not a metabolic or autoimmune disease.

Bu hastalık genellikle önceki çocukluk keşfetti,

This disease is usually discovered earlier in childhood,

Click to see more example sentences
hastalık ill, illness

Zor bir hayat yaşamış olmalı belki bir hastalık ya da büyük bir sorun, çok büyük bir sorun.

Something must have wasted him, perhaps an illness or a big problem, a very big problem.

Hiçbir travma, beyin hasarı, akıl hastalığı yok.

There's no trauma brain damage, mental illness.

Çünkü Bayan Claire çok tuhaf bir hastalıktan muzdarip.

Because Miss Claire suffers from a very strange illness.

Click to see more example sentences
hastalık sickness

Bir hastam var, küçük bir çocuk, ender görülen bir beyin hastalığı. çok ama çok hasta.

I have a patient, a young boy with a rare brain disease. He's very, very sick.

Hastalık beni bu dünyadan aldı ve geri dönmek için savaştım.

Sickness took me out of this world, and I fought to get back.

Bilmelisin ki bu doğal bir hastalık değil.

You should know this is not a natural sickness.

Click to see more example sentences
hastalık disorder

Bir çeşit kan hastalığı vampir hastalığı olarak da bilinir.

It's a blood disorder. It's also known as the vampire disease.

Nadir ve ilginç bir hastalık.

A rare and fascinating disorder.

Bu hastalık çok ender görülür.

It's a very rare disorder

Click to see more example sentences
hastalık condition

Bu gerçek bir hastalık mı?

That's a real condition?

Ben de kalp hastalığı var.

I have a heart condition.

Ama Josef, aşk hastalığı tıbbi bir sorun değildir.

But Josef, love sickness is not a medical condition.

Click to see more example sentences
hastalık ailment

Bu çok tehlikeli bir hastalık!

It's a very dangerous ailment!

Avni, sen bir rahatsızlık geçirdin. çok garip ve ilginç bir hastalık.

Avni, you had an ailment. A very strange, interesting ailment.

Bu hastalığı biliyor musun?

Do you know this ailment?

Click to see more example sentences
hastalık affliction

Peki ya Sezar ve onun gizemli hastalığı?

What about Caesar and his mysterious affliction?

Bence Bay Dragon'un hastalığı dalga geçilecek bir şey değil.

I don't think Mr. Dragon's affliction is a joking matter.

Kate'in korkunç bir hastalığı var.

Kate's got a terrible affliction.

Click to see more example sentences
hastalık affection

Farklı tip yiyecekler kanseri ve diğer hastalıkları nasıl etkiler?

How do different types of foods affect cancer and other diseases?

Ekin hastalığı ve veba, kesinlikle bu köyü etkilemiş gibi görünmüyor.

Certainly doesn't seem like blight and plague has affected this village. Hmm.

Aynen, şeker hastalığı hepimizi etkiliyor çoğunlukla da Scott Malkinson'u etkiliyor.

Yeah, you know, diabetes affects us all, but it mostly affects Scott Malkinson.

Click to see more example sentences
hastalık malady

Birkaç kez, böyle hastalıkların trefin adı verilen bir aletle tedavi edildiğini gördüm.

Several times, I saw such maladies treated with an instrument called a trephine.

Ve birkaç kez bu hastalıkların tedavi olduklarını gördüm.

And several times I saw such maladies treated.

Hepsi de çok ahlaklı hastalıklar.

They're all very moral maladies.

Click to see more example sentences
hastalık addiction

Kumar bağımlılığı da bir hastalık.

Gambling addiction is a sickness.

Bağımlılık, akıl hastalıkları, şiddet

Addiction, mental illness, violence

Eşcinsellik alkolizm ya da uyuşturucu bağımlılığına benzer bir hastalık.

Homosexuality is a disease similar to alcoholism or drug addiction.

Click to see more example sentences
hastalık ail

Jim! Hastalığın tam olarak nedir?

Jim, what ails you, exactly?

Hastalığın ne?

What's ailing you?

hastalık trouble

Deri hastalığı olan bir iguana gibi.

Like an iguana with skin trouble.

hastalık infirmity, infirm

Tehlike görüyorum. Sakatlık ve hastalık.

I see danger infirmity and disease.