Turkish-English translations for hayal:

imagination, imagining, imagined · dream, dreamed · imaginary · fantasy · vision · fiction · illusion · figment · delusion · daydream · fancy · pipe dream · phantom · image · castle · reverie · other translations

hayal imagination, imagining, imagined

Bunun ne kadar zor olduğunu hayal bile edemezsiniz sadece benim için değil, hepimiz için.

Thank you. You can't imagine how difficult this is, not only for me, for all of us.

Hayır, o ses tonunu duyuyorum ama bu benim hayal gücüm olabilir.

No, I'm hearing a tone, but it could be my imagination.

Sarah Jane, her zaman çok canlı bir hayal gücün vardı.

Sarah Jane, you have always had a very vivid imagination.

Click to see more example sentences
hayal dream, dreamed

Bazen iyi bir baba ve iyi bir koca olmayı hayal ediyorum.

Sometimes I dream about being a good father and a good husband.

Bu hayal değil, baba.

It's not a dream, dad.

Ve bir yer hayal ediyorum

And I dream of a place

Click to see more example sentences
hayal imaginary

Tabii ki her çocuk gibi benim de hayali arkadaşlarım vardı, ama bir tane değil.

Of course like all kids, I had imaginary friends, but not just one.

Oh, bu Mia, senin hayali kız arkadaşın mı?

Oh, this is Mia, your imaginary girlfriend?

Hayali bir arkadaş değildi.

This wasn't an imaginary friend.

Click to see more example sentences
hayal fantasy

Bu bir hayal ya da bir ölüm, veya ikisi de olabilir.

This is fantasy. .or it is death, and it might well be both.

Tate, bu hayaller ne zaman başladı? İki yıl önce mi, üç yıl önce mi?

So, Tate, these fantasies started two years ago, three years ago, when?

Bu güzel bir hayal!

It's a nice fantasy.

Click to see more example sentences
hayal vision

Bu bir rüya gibi, bir hayal gibi.

This is like a dream, like a vision.

Eric. O bir hayal değil mi?

Oh, Eric, isn't she a vision?

Bu mu senin hayalin?

Is this your vision?

Click to see more example sentences
hayal fiction

Neden olduğunu açıklamak için, bir bilim kurgu ulaşım sistemini hayal edelim.

To explain why, let's dream up a science fiction transportation system.

O, hayali bir deniz yaratığı.

She's a fictional sea creature.

Onlar hayali karakterler Jeanne.

They're fictional characters, Jeanne.

Click to see more example sentences
hayal illusion

Geriye kalan her şey bir hayal, boyanmış tahta bir at gibi.

Everything else just seems like an illusion, "like a painted wooden horse.

Demek istediğim, tüm bunlar sadece bir hayal.

I mean, all this is just an illusion.

Gökkuşakları gökyüzündeler Ama sadece hayaller. Gökkuşakları hiçbir şey saklamaz.

Rainbows are visions But only illusions Rainbows have nothin' To hide

Click to see more example sentences
hayal figment

Biliyorum, çünkü bunlar daha önceden de oldu ve sen de sadece hayal gücümün bir ürünüsün.

I know because it's already happened and you're just a figment of my imagination.

Yani ya bir kaçaksın, ya hayal görüyorum, ya da yeni oda arkadaşımsın.

So either you're an intruder, a figment of my imagination or you're my new roommate.

Evet, ama gördüğün şey gerçek anlamda, hayal gücünün bir ürünü olabilir.

Yes, but what you saw may literally be a figment of your imagination.

Click to see more example sentences
hayal delusion

Neal Lowery, basit bir hayalle yaşayan basit bir şizofrendi.

Neal Lowery was a simple schizophrenic living a simple delusion.

Bu bir hayal Ajan Gibbs.

It's a delusion, Agent Gibbs.

Bu adamın paranoyak hayalleri var.

This guy's got paranoid delusions.

Click to see more example sentences
hayal daydream

Bence her gün, bütün çocuklar günde üç saat hayal kurmalı yalnızca hayal kurmalı.

I think everyday all children should have three hours of daydreaming, just daydreaming.

Burada bir araba ve orada otobüste hayal kuran bir adam.

A different car here, a different man daydreaming on the bus there.

Hiç hayal kurdun mu ve başka bir yerde olduğunu düşledin mi?

Have you ever daydreamed and imagined that you were somewhere else?

Click to see more example sentences
hayal fancy

Tabii bu sadece benim hayal gücüm.

Well, of course, that's just my fancy.

Bu sadece bir hayal ürünü.

It's just just a fancy.

Jack iyi bir çocuk, keşke bazen biraz hayal kursa.

Jack is a nice boy, if a bit fanciful sometimes.

Click to see more example sentences
hayal pipe dream

Ama bu biraz boş bir hayal, değil mi?

But that's a bit of a pipe dream, isn't it?

Bu boş bir hayal, tamam mı?

That is a pipe dream, okay?

Ve bu sefer söylediklerim hayal değil.

And this time it's no pipe dream.

Click to see more example sentences
hayal phantom

Hayali değil, parmak izleri olan bir insan.

Not a phantom, a person with fingerprints

Bence bu hayali bir anlaşma.

I think it's a phantom deal.

Ah, evet. Senin hayali tanığın, değil mi?

Ah, yes, your phantom witness, right?

Click to see more example sentences
hayal image

Ne kadar saçma bir hayal

What a ridiculous image.

Benim gerçek hayatım, sadece bu hayaller.

My real life is just these images.

Ne tür şiddet içeren hayaller?

What kind of violent images?

Click to see more example sentences
hayal castle

Hayal kırıklığına uğramış gibi görünüyorsun, Castle.

You sound like you're disappointed, Castle.

Hayal kırıklığına uğramış gibisin, Castle.

You sound so disappointed, Castle.

hayal reverie

Yani sana göre sanatçı olmak bir hayal mi?

So for you, being an artist is reverie?