hedefe

Bir hedef olacaksın, ama burada bir silah var ve çok az bir insanın haberi var.

You will become a target, but there is a weapon here that very few people know about.

Bu çok ama çok önemli bir hedef.

It's a, it's a very important cause.

Bu adamın öfkesi, sonsuz hedefi ve silahı var. Ve daha yeni başlıyor.

This guy's got anger, endless targets, and a gun, and he's just getting started.

Bu yüzden kaçırdı onu, o kolay bir hedef.

That's why he took her, she's an easy mark.

Hedef zamanı, beş saniye içerisinde dört, üç, iki, bir.

Target time in five seconds, four, three, two, one.

Bu sefer sadece bir hedef var.

This time there's only one target.

Ve yeni bir hedefi var?

And he has a new target?

Gerçek bir hedef bile değil.

It's not even a real target.

O hedef değil, benim en yakın arkadaşım!

That's not a target, that's my best friend!

Bu da onu çok kolay bir hedef yapıyor.

That makes him such an easy target.