Turkish-English translations for hemen:

now · immediate, immediately · right now · just · quickly, quick · right away · almost · soon · once · at once · drop · straight · instantly, instanter · about · return · straightaway · nearly · Pronto · prompt, promptly · straight away · virtually · directly, direct · right off · as soon as · presently · other translations

hemen now

Sen ve ben Burada Hemen şimdi.

You and I right here right now.

Ama anne Hemen şimdi, lütfen.

But Mom Right now, please.

Ben hemen eve dönüyorum.

I'll be going home now.

Click to see more example sentences
hemen immediate, immediately

Eğer bir şey fark edersen, olağan dışı bir şey kullanmayı hemen bırak ve beni ara.

If you notice anything out of the ordinary, stop using it immediately and call me.

Tamam, hemen orada olacağım.

OK, I'll be there immediately.

Hemen bu alanı boşaltın!

Clear the area immediately!

Click to see more example sentences
hemen right now

Sen ve ben Burada Hemen şimdi.

You and I right here right now.

Hemen şimdi evet

Right now yeah!

Hemen bana ver onu.

Give me that right now.

Click to see more example sentences
hemen just

Yalnızca sen ve ben! Hemen burada, şu anda!

Just you and me, right here, right now.

Git, hemen git!

Go, just go!

Bak, hadi hemen

Look, let's just

Click to see more example sentences
hemen quickly, quick

Tamam, hemen geri bul çünkü burada çok fazla insan var.

Okay, well, find it quickly, 'cause there are a lot of people here.

Kızlar, hemen bu kadını gitmek istediği yere götürün.

Girls, quickly, take this woman anywhere she wants to go!

O halde hemen sorularıma cevap ver!

Then answer my questions and quickly!

Click to see more example sentences
hemen right away

Bir ay önce, bana hemen gel diye yazdı; çünkü çok şaşırtıcı bir şey olmuştu.

A month ago, she wrote to me to come right away because a most amazing thing had happened.

Hemen değil ama evet.

Not right away, but, yes.

Evet, efendim, Dedektif, hemen.

Yes, sir, Detective, right away.

Click to see more example sentences
hemen almost

Evet ama bu hemen hemen beş yıl önceydi.

Yeah, but that was almost five years ago.

Ben de hemen hemen her gün onu götürürüm.

And I drive him almost every day.

Burada işimiz hemen hemen bitti değil mi?

Cool. We're almost done here, right?

Click to see more example sentences
hemen soon

Evet, yani gerçekten de galiba hemen bir şeyler söylemeliyim

Yeah, so, I really I should probably say something pretty soon

Annem ondan hemen sonra ölmüş.

My mother died soon after.

Dinle, hemen geri dön.

Listen, be back soon.

Click to see more example sentences
hemen once

Eğer öyle olursa, lütfen hemen bana söyle.

If it happens please tell me at once.

Anne, kes şunu hemen!

Mother, stop it at once!

Vur onu baba. Hemen şimdi vur.

Shoot him, Daddy, shoot him at once.

Click to see more example sentences
hemen at once

Eğer öyle olursa, lütfen hemen bana söyle.

If it happens please tell me at once.

Anne, kes şunu hemen!

Mother, stop it at once!

Hemen beni yere indir.

Get me down at once.

Click to see more example sentences
hemen drop

Çık dışarı ve silahını bırak hemen.

Come out and drop the gun now.

Bırak ya da öl! Hemen!

Drop it or die right now!

Hemen bırak silahını!

Drop your weapon now!

Click to see more example sentences
hemen straight

Soru sormayı bırak ve hemen eve gel.

Stop asking questions. Come straight home

Sadece ona bir müzik çal, ve hemen uykuya dalsın.

Just play him some music, and he'll fall straight asleep.

Olur ama hemen geri dön.

Yes, but come straight back.

Click to see more example sentences
hemen instantly, instanter

Papi Jr., hemen yatağına dön ve bir daha böyle bir şey yapma.

Papi, Jr., you go back to bed this instant and never do that again.

Bana bir taksi çağır hemen.

Call me a cab, this instant.

Eski, tatsïz, renksiz ve kokusuz bir Dogu bitkisi. Hemen öldürür.

An ancient, tasteless, colourless and odourless Oriental herb that kills instantly.

Click to see more example sentences
hemen about

Hemen şimdi. Ne dersin?

How about right now?

Yani hemen her şeyi gördüm.

So I've seen just about everything.

Hemen her gün senin hakkında bir şey var.

There's something about you nearly every day.

Click to see more example sentences
hemen return

Hemen onu bana geri ver.

Return it to me now.

Buraya ilk geldiğin zaman neden hemen geri dönmedin?

When you first came here, why couldn't you return immediately?

Hemen evine dön.

Return home quickly.

Click to see more example sentences
hemen straightaway

En azından hemen değil.

At least not straightaway.

Ya hemen işe koyulursun ya da konuşmaya devam ederiz?

Either get to work straightaway or keep chatting.

Hemen geri dönmek için ısrar etti.

He insisted on coming back straightaway.

Click to see more example sentences
hemen nearly

Hemen her gün senin hakkında bir şey var.

There's something about you nearly every day.

Onunla değil, onun hemen yanında.

Not with him, just near him.

İşte Wisconsin. Kanada'nın hemen yanında.

Here's Wisconsin, it's right near Canada.

Click to see more example sentences
hemen Pronto

Parayı ver, biz de çocuğu hemen geri verelim.

Give us the money, and we'll return the kid pronto.

Pronto, hemen buraya bir doktor getir!

APOLLO: Get a doctor in here, pronto.

Mary, sana hemen ihtiyacım var.

Mary, I need you pronto, now.

Click to see more example sentences
hemen prompt, promptly

Sherman ve DeSoto caddelerinin köşesine hemen bir taksi gönderir misiniz?

Could you send a taxicab promptly to the corner of Sherman and DeSoto?

Bu adamlar hemen eve döndüler ve bira içtiler.

These men promptly returned home and drank some beer.

Çok, çok önemli. Tedarikçinize ödemeyi hemen yapın.

Very, very important: pay your supplier prompt,

Click to see more example sentences
hemen straight away

Hemen eve gel. Evet efendim.

Come home straight away Yes, sir

Bir kez daha lütfen, hemen.

Once more, please, straight away.

Lütfen hemen bir keşif uçağı gönderin.

Please send an observation plane straight away.

Click to see more example sentences
hemen virtually

O ve ben hemen hemen beraber büyüdük.

She and I virtually grew up together.

Hemen hemen herkes onun tekniğini kullanıyor:

Virtually everyone uses his technique:

Hemen hemen herkes işleme konulmak için alındı.

Virtually everyone has been taken for processing.

Click to see more example sentences
hemen directly, direct

Ve tabii ki onların hemen arkasında Hammond Camiasında T.J. olarak anılan Thomas var.

And of course, directly behind them is Thomas, referred to as T.J. in Hammond circles.

House, hemen kapıyı aç, bu kesin bir emirdir.

Hey! House, open up! This is a direct order!

Koş ve Bay Matthews'a hemen geri döneceğimizi söyle.

Run and tell mr. Matthews We'll be returning directly.

Click to see more example sentences
hemen right off

O şeyi hemen şimdi kapat

Turn off that thing right now!

Bay Wolfe, hemen geri çekil.

Mr. Wolfe, back off right now.

Merak etme, hemen yıkadım.

Don't worry, washed right off.

Click to see more example sentences
hemen as soon as

Eğer hemen itiraf etmezsen sen de domuzlara yem olacaksın.

If you don't confess soon you'll be pigfeed as well.

hemen presently

Olympius sizin hemen Serapeum'da olmanızı istiyor.

Olimpios requires your present urgently to Serapeum.