Turkish-English translations for heyecanlı:

excitable, excited, exciting · thrilling, thrilled · nervous · psyched · sensational · agitated · passionate · anxious · gone · enthusiastic · stirring · emotional · alive · spirited · gripping · hecticical, hectic · hot · stormy · other translations

heyecanlı excitable, excited, exciting

Sevgili kızım, bu parayı al ve hayatınla yeni ve heyecan verici bir şey başlat.

Dear daughter, take this money and start something new and exciting with your life.

Bundan daha heyecanlı bir şey olabilir mi?

Is there anything more exciting than that?

Ve bu çok heyecan vericiydi.

And it was all very exciting

Click to see more example sentences
heyecanlı thrilling, thrilled

Her gün yepyeni bir şey oluyor. Bu da çok heyecan verici.

You know, every day it's just something new, and that's thrilling.

Tam da seni görmek için heyecan değil.

Not exactly thrilled to see you, either.

Bu heyecanlı gün için sağ ol.

Thanks for a thrilling day.

Click to see more example sentences
heyecanlı nervous

Bugün benim için çok özel bir gün o yüzden çok heyecanlıyım bunun için de konuşmamı yazdım.

Today is a very special day for me so I'm nervous, and I wrote down my speech.

Kim daha heyecanlı bilmiyorum, sen mi ben mi?

I don't know who's more nervous, me or you.

Neden bu kadar heyecanlıyım bilmiyorum ama

Wow. I don't know why I'm so nervous, but

Click to see more example sentences
heyecanlı psyched

Herkes önümüzdeki yaz kampı için heyecanlı mı?

Is everyone psyched for next year's summer camp?

Senin için çok heyecanlıyım.

I'm so psyched for you.

Ben de senin kadar heyecanlıyım, baba.

I'm as psyched as you are, dad.

Click to see more example sentences
heyecanlı sensational

Ve şimdi bayanlar ve baylar tüm heyecanların en büyüğü.

And now, ladies and gentlemen for the greatest sensation of all.

Bu adamı seviyorum. Lupe La Rosa, Porto Riko'dan parçalayıcı heyecan.

I love that guy. Lupe La Rosa: shredder sensation from Puerto Rico

Tanrı aşkına, bana heyecanlı bir şeyler göster!

For God sakes, show me something sensational!

Click to see more example sentences
heyecanlı agitated

O yüzden bu kadar heyecanlı olduğunu düşündüm.

That is why I thought he was so agitated.

Lucita heyecanlı ve gergin görünüyordu.

Lucita seemed agitated and nervous.

Seni istiyor, çok heyecanlı.

Wants you. Very agitated.

Click to see more example sentences
heyecanlı passionate

Gerçekten sevimli, gerçekten heyecanlı, harika bir kız.

Really pretty, really passionate, wonderful girl.

Tutku, cesaret ve heyecan.

Passion, courage and excitement.

Bazen heyecan verici ve tutkulu.

Sometimes it's exciting, passionate.

Click to see more example sentences
heyecanlı anxious

Eski şampiyon Rocky Balboa ve şimdiki şampiyon Clubber Lang arasında heyecanla beklenen rövanş maçı var.

It's the anxiously awaited rematch between former champion Rocky Balboa and the reigning champion Clubber Lang.

Aynı zamanda heyecanlı ve gerginim.

I am also anxious and nervous.

O heyecanla evde bekliyor.

She's anxiously waiting at home.

Click to see more example sentences
heyecanlı gone

Ben yokken heyecan verici bir şey oldu mu?

Anything exciting happen while I was gone?

Ama artık o heyecan kalmadı.

But now the thrill is gone.

Belki de heyecanı gitmiştir.

Maybe the thrill is gone.

heyecanlı enthusiastic

Çok heyecanlı bir on dolar!

A very enthusiastic ten dollars.

Çok, çok heyecanlıyım!

Very, very enthusiastic.

Elsa da çok heyecanlıydı o resim konusunda. Caroline da

Elsa was terrifically enthusiastic about the painting, and Caroline

heyecanlı stirring

Ama içimde heyecan verici bir his vardı, putperest bir his.

But there was a feeling stirring inside me, a pagan feeling.

Bu heyecan verici konuşma için teşekkürler Lauren.

Thank you, Lauren, for that very stirring speech.

Bu sabah gerçekten bir heyecan yarattın.

You created quite a stir this morning.

heyecanlı emotional

İşte benim için daha enteresan, daha heyecan verici ve daha duygusal olan alan budur.

And that's the area to me where it gets more interesting and exciting, and more emotional.

Nefret heyecan verici bir duygudur.

Hate is a very exciting emotion.

Şey, çok heyecanlıyım.

I'm very emotioned..

heyecanlı alive

Hayatta olmak için heyecan verici bir zaman.

Hey! It's an exciting time to be alive.

Kendini canlı hissetmek için heyecan arıyorsun bu normal bir tepkidir.

You're just looking for thrills to feel alive it's a normal reaction.

heyecanlı spirited

Bakın nasıl da heyecanlı. Coşkulu, takım ruhuna sahip.

Look how excited she is enthusiasm, team spirit.

İkisi de oldukça heyecanlıydı.

They're both quite spirited. VERNON:

heyecanlı gripping

Bu çok heyecanlı olacak.

It's gonna be gripping.

heyecanlı hecticical, hectic

Oldukça heyecanlı bir akşamdı, değil mi?

Quite a hectic night, wasn't it?

heyecanlı hot

Crumb, inanılmaz derecede heyecan verici ve seksiydi.

Crumb was incredibly exciting and incredibly hot.

heyecanlı stormy

Bütün ailen bu kadar heyecanlı ve çalkantılı yoksa?

Is your whole family stormy and tempestuous or?