Turkish-English translations for hiç:

never · no · ever · any · nothing · at all · nobody · not at all · none · whatever · whatsoever · zero · far from · dust · nil · nix · least of all · naught · other translations

hiç never

O gece çılgınca bir şey oldu o evde. Belki ne olduğunu hiç bilemeyeceğiz.

Something crazy happened at that house that night, and maybe we'll never really know what.

Sen daha önce hiç böyle görmedim.

I've never seen you like this before.

Ve ben seni hiç bu kadar mutlu görmemiştim.

And I've never seen you this happy.

Click to see more example sentences
hiç no

Hayır, hiç de değil.

No. No, it's not.

Hiç de değil, hayır.

Not that good, no.

Bunu daha önce hiç görmüş müydün?

Have you ever seen this before? No.

Click to see more example sentences
hiç ever

Seni o kadar çok seveceğim ki hiç bir kadın senin için yeterli olmayacak.

I'll love you so much that no woman is ever gonna be good enough for you.

Sen hiç gördün mü?

Have you ever seen one?

İyi bir çocuk olduğunu söyledim mi sana hiç?

Did I ever tell you you're a good kid?

Click to see more example sentences
hiç any

Bu aile için ne yaptığım hakkında hiç bir fikrin var mı?

Do you have any idea what I have done for this family?

Onun hiç parası yok tatlım.

He doesn't have any money, honey.

Etrafta hiç kötü adam var mı?

Are there any bad guys around here?

Click to see more example sentences
hiç nothing

Üzgünüm, efendim, ama yapabileceğimiz hiç bir şey yok.

I'm sorry, sir, but there's nothing we can do.

Herkes, harika bir şey yaptık diyecek ki bu aslında bir hiç olacak.

Everyone will say, great, we did something, which is really nothing.

Bu bizim için bir hiç.

That's nothing to us.

Click to see more example sentences
hiç at all

Bu benimle hiç alakalı değil, değil mi? hiç birimiz için iyi olmaz bu.

This isn't about me at all, is it? This is not good for us.

Hayır, hiç de öyle demek istedim.

No, I didn't mean that at all.

Hiç sorun yok.

No problem at all.

Click to see more example sentences
hiç nobody

Hiç kimse onu gerçekten tanımıyor Başka ne varmış. Çünkü o yılda bir kere geliyor.

Well, nobody really knows him What else we got. because he only comes around once a year.

Baba, en iyi plan bu, tamam mı? Sen Samuel'i alırsın ve hiç kimse zarar görmez.

Dad, it's the best plan, all right? you get Samuel, and nobody gets hurt.

Hiç kimse, bir sonra ne olacağını bilemez.

Nobody knows what's gonna happen next.

Click to see more example sentences
hiç not at all

Bu benimle hiç alakalı değil, değil mi? hiç birimiz için iyi olmaz bu.

This isn't about me at all, is it? This is not good for us.

Yo, hayır, hiç de bile, hem senin için de oyun değildi, değil mi?

No, not at all, and it wasn't a game for you either, was it?

Hiç de değil, aslında

Not at all, actually.

Click to see more example sentences
hiç none

Tamam, tamam, herkes için yeterince et var ve hiç birisi insan eti değil, tamam mı?

Okay, okay, there's plenty of meat for everyone, and none of it's human, okay?

Ben de diyorum ki bu seni hiç ilgilendirmez.

I'm saying it's none of your goddamn business.

H: sen hiç saygı benim iş, değil mi? sen hiç anlamak!

H: None of you respect my work, do you? None of you understand!

Click to see more example sentences
hiç whatever

Ne olduğunu düşünüyorsanız, dün gece olmadı. Çünkü hiç bir şey olmadı.

Whatever you think happened last night didn't happen, because nothing happened.

Her neyse, ben hiç bir şey yapmadım.

Whatever it is, I didn't do anything.

Şu an yaptığın şey hiç önemli değil. Beni dinle.

Whatever you are doing now isn't important, listen to me

Click to see more example sentences
hiç whatsoever

Mulder, kendine şunu sorsana. Neden Özel Ajan Diana Fowley hakkında hiç bir bilgi yok?

Mulder, ask yourself why there is no information whatsoever on Special Agent Diana Fowley.

Benim burada hiç sorumluluğum yok.

I have no responsibilities here whatsoever.

Bu yüzden, korkarım ki, lafı hiç uzatmadan

And so, I'm afraid, without any ado whatsoever

Click to see more example sentences
hiç zero

Cevap "sıfır", Danny. Çünkü burada sen hariç hiç kimse oraya gitmek istemez, tamam mı?

The answer is zero, Danny, because nobody here, except you, wants to be there, okay?

Zero hiç burada olmadı.

Zero was never here.

Ama "Sıfır Tolerans" hiç istisna yapılamaz demek olamaz.

But "Zero Tolerance" can't mean absolutely no exceptions.

Click to see more example sentences
hiç far from

Buraya hiç de uzak değil.

That's not far from here.

Kendimi hiç evden bu kadar uzak hissetmemiştim.

I had never felt so far away from home.

Sylar benim zihnimden hiç uzakta olmadı. Ama sana yalvarıyorum, gitme.

Sylar's never been far from my thoughts, but I'm begging you, don't go.

Click to see more example sentences
hiç dust

Majesteleri, daha önce hiç bu kadar mavi peri tozu görmemiştim.

Your Majesty, I've never seen this much blue pixie dust before.

Büyük, parlak, temiz bir hastane mermerden ve hiç toz yok.

A big, bright, clean hospital, all marble and no dust.

Baksana, burada hiç toz yok.

And look there's no dust here.

Click to see more example sentences
hiç nil

Vefat eden avukat Nils Bjurman hiç hüküm giymemişti.

Deceased lawyer Nils Bjurman has never been convicted.

Hiç sismik faaliyet yok.

The seismic activity is nil.

Hiç ay istemiyorum ben, nil ay, nada ay.

I want no months, nil months, nada monthes!

hiç nix

Hiç Nix diye birini duydun mu?

You ever hear of somebody called Nix?

Polisler, hiç Angela Nix hakkında soru sordu mu?

Hey, cops ever ask you about Angela Nix?

hiç least of all

Hiç kimse yararsız Yani, tüm prenses en.

So no one's useless, least of all the princess.

hiç naught

Hiç, sıfır, bomboş.

Nothing, zero, naught.