Turkish-English translations for hizmet:

served, serve, serving · service, servicing, services · care · office · duty · job · mission · attendance · station · post · function · employment, employ · labor · labour · other translations

hizmet served, serve, serving

Ülkemi seviyorum, ona hizmet etmek benim için bir onurdur, ama yine de o sadece bir iş.

I love my country, and it's an honour for me to serve my country, but it's still just a job.

Büyük bir amaca hizmet etmek için buradasın.

You're here to serve a greater purpose.

Evet, elbette, bir sene daha hizmet edebilirim.

Yes! Of course, I I could serve another year.

Click to see more example sentences
hizmet service, servicing, services

Benim adım Ray Ray ve size hizmet etmek için buradayım.

My name is Ray Ray and I'm here to service you.

Askeri hizmet kaydı yok.

No military service record.

Dediğim gibi, halka hizmet cinayeti.

Like I said, public service homicide.

Click to see more example sentences
hizmet care

Bu aslında Harvard Sağlık Hizmeti.

This is actually Harvard Health Care.

Biliyor musun, Küba'da herkes eşit sağlık hizmeti alıyor.

You know, in Cuba, everybody gets equal health care.

Sağlık hizmeti aslında neyi temsil ediyor?

What do health care services actually represent?

Click to see more example sentences
hizmet office

Ve senin gibi polisler de vicdanını unutup ona hizmet ediyor.

And police officers like you... .who forget your conscience and serve him.

Ben Memur Yoo, halka hizmet ediyorum.

I'm Officer Yoo, servant to the public.

Bekle bir saniye, ofis daima Sosyal Hizmetlere mi aitti?

Wait a second, has that office always belonged to Social Services?

Click to see more example sentences
hizmet duty

Bizim işimiz, görevimiz hizmet etmek ve korumak.

It's our job, our duty to serve and protect.

Onur, görev, disiplin gibi, fedakarlık, hizmet ve saygı gibi değerler.

Values like honor, duty, discipline, like sacrifice, service, and respect.

Sadakat, vazşfe, saygı, özverili hizmet

Loyalty, duty, respect, selfless service

Click to see more example sentences
hizmet job

Ülkemi seviyorum, ona hizmet etmek benim için bir onurdur, ama yine de o sadece bir iş.

I love my country, and it's an honour for me to serve my country, but it's still just a job.

Bizim işimiz, görevimiz hizmet etmek ve korumak.

It's our job, our duty to serve and protect.

Şey, bu benim işim halka hizmet, o kadar.

Well, it's my job public servant, and all that.

Click to see more example sentences
hizmet mission

İlk büyük görev bu gece ve kamu hizmeti de değil.

First big mission is tonight. And it's not community service.

İlk büyük görev bu gece ve kamu hizmeti değil.

First big mission's tonight and it's not community service.

SGC kontrol odamız görev kontrol merkezi olarak hizmet verecek.

Our SGC control room will serve as mission control.

hizmet attendance

Luxan'lar bir Oracan'a hizmet etmeyi büyük bir ayrıcalık olarak görür John!

Luxans consider it a great privilege John, to attend an Oracan!

Bay Weissman'ın uşağı ona hizmet edecek.

Mr. Weissman's man will attend to him.

hizmet station

Burası bir hizmet istasyonu.

This is a service station.

Bu tam hizmet veren bir istasyon.

It's a full service station.

hizmet post

Posta hizmeti ne kötü, değil mi?

The post is terrible, isn't it?

hizmet function

Merkezi Asya'da, sürekli hizmet veren en eski manastırlardan birisiydi.

One of the oldest continually functioning convents in Central Asia.

hizmet employment, employ

Hizmet kayıtları güvenlik günlükleri, zaman kartları.

Employment records, security logs, time cards.

hizmet labor

Konstantin Hierl, Reich Çalışma Lideri, Alman Çalışma Hizmetleri Lideri

Konstantin Hierl, Reichs Arbeitsführer, Head of the German Labor Service

hizmet labour

Düzen, Disiplin, Hizmet"tir.

Order, Discipline, Labour".