hobi

Yani bu senin mesleğin mi, yoksa kendine edindiğin küçük güzel bir hobi mi?

So, is this your job, or a nice little hobby you've got for yourself?

Hayır, hayır, bu bu sadece bir hobi değil.

Oh! No, no, that's that's not just a hobby.

Bu benim sadece bir hobi falan değil, bu benim görevim.

This isn't just a hobby for me, this is my duty.

Eğer gerçekten bu konuda düşünüyorsan bu sadece büyük bir hobi olamaz, değil mi?

If you really think about it, is this not just some grand hobby?

Bu sadece bir hobi değil.

It's not just a hobby.

Bu sadece bir hobi.

This is just a hobby.

Şu an emekliyim, ve cinayet benim için sadece bir çeşit hobi.

I'm retired now, and murder can only be a kind of hobby to me.

Belki de sana daha iyi olduğun yeni bir hobi bulabiliriz.

Maybe we find you a new hobby, one you're a little better at.

Bu bir hobi değil.

This isn't a hobby.

Bu çok enteresan bir hobi.

That is a very interesting hobby.