Turkish-English translations for huzursuz:

restless · uncomfortable · uneasy · troubled · anxious · disturbed · unsettled · fidgety · restive · peaceless · other translations

huzursuz restless

Ben de Huzursuz Bacak Sendromu var.

I have restless leg syndrome.

Huzursuz bir ruh için büyük bir mücadele.

There's a real challenge for a restless spirit.

Bu gece neden bu kadar huzursuz?

Why is she so restless tonight?

Click to see more example sentences
huzursuz uncomfortable

Önce bir hafta huzursuz sessizlik olur sonra saçma bir şey hakkında konuşuruz.

First we'll have a week of uncomfortable silence then we'll talk about something trivial.

Sadece şu var ki gerçek şu ki, bunlar, beni çok huzursuz ediyor.

It's just that the truth is, it's making me really uncomfortable.

Bu beni huzursuz ediyor.

This makes me uncomfortable.

Click to see more example sentences
huzursuz uneasy

Ama, ben hala huzursuzum.

But, I'm still uneasy.

Ama huzursuz bir ittifak oldu

But it was an uneasy alliance.

Bu doğru. Bazen huzursuz oluyorum.

It's true, sometimes I feel uneasy.

Click to see more example sentences
huzursuz troubled

Bir sonraki vadide bir göl, yanında bir ev ve içinde huzursuz bir hayalet var.

In the next valley, there's a lake with a house by it and it's troubled by a ghost.

Küçük bir ısırık onu derin ve huzursuz bir uykuya sürükler.

One small bite to drag her down into a deep and troubled sleep.

Seni huzursuz etti, değil mi?

He troubled you, didn't he?

Click to see more example sentences
huzursuz anxious

Ama onun yerine yalnız ve huzursuz hissettim. Chloe de sürekli burada.

But instead, I just feel lonely and anxious and Chloe is always here.

Bu, beni gerçekten huzursuz ediyor.

It really makes me feel anxious

Bu insanları huzursuz yapar.

That makes people anxious.

Click to see more example sentences
huzursuz disturbed

Nedir bu? O çok huzursuz bir genç.

He's a very disturbed young man.

Sen ve Billy huzuru mu bozdunuz?

You and Billy disturbing the peace?

Bu kadar huzursuz olma, Samir.

Don't look so disturbed, Samir.

Click to see more example sentences
huzursuz unsettled

Evet ama sonra bir şey oldu ve o kusursuz dünyanın huzurunu bozdu.

Yeah. But then something happened and unsettled that perfect world.

Bu çok huzursuz edici.

That is very unsettling.

Yine de, bu biraz huzursuz edici.

Still, it is a little unsettling.

Click to see more example sentences
huzursuz fidgety

Son zamanlarda çok huzursuz duruyor ve postacıyla görüşmek için acele ettiğini gördüm.

She's looking very fidgety lately, and I saw her hurrying to meet the postman.

huzursuz restive

O huzursuz bir şekilde uyukladı, ama geç saatlerde uyandı.

She dozed restively, but awoke at the darkest hour.

huzursuz peaceless

Kudretsiz", "Huzursuz", "Ölü Adam

Powerless", "Peaceless", "Dead Man