Turkish-English translations for :

in · inside · within · internal · heart · mind · civil · inner · interior · domestic · stuffing · mental · breast · spiritual · core · inward · inland · intestine · entrails · refill · intrinsic · bowels · nucleus · other translations

in

Orada senin için de küçük bir şeyler var.

There's a little something in there for you too.

Evet, içinde hiçbir şey yok.

Yeah. There's nothing in it.

Geri dönmen gerekecek. Belki bir iki gün içinde, belki altı ay.

You'll be back, maybe in a couple of days, maybe in six months.

Click to see more example sentences
inside

Burada bir tane daha var ve içinde de bir şey var.

There's another one over here. And there's something inside it.

Kafanın içinde bir şey var ve bu seni çıldırtıyor.

There's something inside your head and it's driving you mad.

Gel içeri ve bir fincan çay .

Come inside and have a nice cup of tea.

Click to see more example sentences
within

Hayır, bu biraz fazla olur... .çünkü önümüzdeki birkaç yıl içinde... .çok sayıda kişi mezun olacaktır.

No, that's a bit too much, also because within the next few years plenty of people will graduate.

Bir ay içinde evlenirler bir yıl içinde de çocukları olur.

Within a month, they Were married. And within a year, a child.

Muhtemelen önümüzdeki birkaç saat içinde.

Probably within the next few hours.

Click to see more example sentences
internal

İki kırık kaburga. köprücük kemiği. bir kaç parmak, kırık bir burun, yırtılmış dalak, kanama.

Two broken ribs. Collarbone. Several fingers, broken nose, ruptured spleen, internal bleeding.

Tüm hemşireler ve stajyerler toplanın.. ve kuklacı için dans edin.

All nurses and interns, let's gather round and dance for the puppet master.

Tek hücreli mikropların aksine bu kafası, derisi ve organları olan karmaşık bir canlıydı.

Unlike single-celled microbes, this was a complex creature with a head, skin and internal organs.

Click to see more example sentences
heart

Kalp iki saat içinde burada olacak.

Heart will be here in two hours.

Hayır, kalp için bu.

No, for the heart.

Kalbin için kötü olur.

Bad for the heart.

Click to see more example sentences
mind

Söylemek istediğim bir şey var ve senin için bir sakıncası yoksa Benim bir

I have something that I want to say, and if you don't mind I just have a

Son bir saat içinde fikrini değiştirecek ne oldu ki?

What happened in the last hour to change your mind?

Benimle ilgili her şeyi aklında tutuyor. Çünkü benim için yaşıyor.

He keeps everything about me on his mind, because he lives for me.

Click to see more example sentences
civil

Er ya da geç, başka bir kanlı savaş olacak.

Sooner or later there'll be another bloody civil war.

Ya ruslar geliyor, ya da bir savaş var.

Either the Russians come, or there's a civil war.

Bu savaş demek, klan klana karşı, tam bir kaos.

It would be civil war, clan against clan, chaos.

Click to see more example sentences
inner

Ne güzel bir insan, sadece dışarıdan bakıldığında değil gerçekten bir güzelliği var, sence de öyle değil mi?

What a beautiful person, not only on the outside but she really has an inner beauty, didn't you think?

Ama içimdeki çocuk ve daha besleyici bir şey için haykırıyor.

But my inner child is hungry and crying out for something more nourishing.

Ama sen halkadan değilsin.

But you're not inner circle.

Click to see more example sentences
interior

Benim tanıdığım kız, yetenekli, bağımsız bir tasarımcı.

The girl I knew was a talented, independent interior designer.

Kapa çeneni, eminim gerçek bir mimar bile değilsindir.

Shut up, I bet you're not even a real interior decorator.

Eh, benim için hedef, online dekorasyon çalışması. .

Well, my goal is to study interior decorating online.

Click to see more example sentences
domestic

Bu tipik bir aile içi şiddet durumu gibi görünüyor.

It looks like a typical case of domestic violence.

Evcil bir hayvan için hiç de kötü bir yüz değil.

This face isn't too bad for a domesticated animal.

Aile içi şiddet geçmişi var mı?

Any history of domestic violence?

Click to see more example sentences
stuffing

İçinde biber var, o yüzden belki en iyi seçim değil.

It's stuffed with pepper so maybe it's not the best choice.

Şu doldurulmuş maymun için kaç tane lazım?

How many do I need for that stuffed monkey?

İçi doldurulmuş hayvan bu?

Is that a stuffed animal?

Click to see more example sentences
mental

İlk bir kaç hafta benim için zihinsel, fiziksel ve duygusal açıdan çok zordu.

The first few weeks have been so hard, mentally, physically, emotionally.

Bir psikiyatr onu muayene etti. Akıl sağlığı için endişeleniyor.

A psychiatrist examined him and is worried for his mental health.

Bir akıl hastanesi, depresyon ve sinir bozukluğu için.

A mental hospital for depression and breakdown.

Click to see more example sentences
breast

Uğradığın için ve göğüs şapkası için sağ ol.

Thanks for stopping by and for the breast hat.

Tabii ki, bazı anneler için emzirme başlı başına bir bağımlılık olabilir.

Of course, for some mothers, breast-feeding can become an addiction unto itself.

Meme kanseri için pembe.

Pink for breast cancer.

Click to see more example sentences
spiritual

Milyonlarca ve milyonlarca ruhlar, ruhani dünya için yakında buraya geri dönecekler.

Millions and millions of souls will soon return to the spiritual world.

Ama benim için, manevi bir kişi değildi.

But for me, was not a spiritual person.

Katoliğim ve benim için bu ruhani bir şey.

I'm Catholic, and it's a spiritual thing for me.

Click to see more example sentences
core

Köprü, warp çekirdeği beş dakika içinde patlayacak.

Bridge, we're five minutes from a warp core breach.

Sert kızlar sadece çamaşırı giyip bir tür hayvan kulağı takarlar.

The hard-core girls just wear lingerie and some form of animal ears.

Bütün hepsi bu sıvı bellek çekirdeğinin içinde.

It's all stored in this liquid memory core.

Click to see more example sentences
inward

Düzgün bir kontrol olmadan, enerji içe doğru döner.

Without proper control, the energy is turned inward.

Yine içine kapanıyorsun John.

You're retreating inward again, John.

İçe yönelik değil.

Not inward, no.

Click to see more example sentences
inland

Yolculuk uzun ve tehlikeli ve Japonya'nın limanlarından kesimlerine seyahat etmek yasak.

The journey's long and dangerous and it's forbidden to travel inland beyond Japan's harbors.

Saklanmak için pek çok yer var, pek çok ada,koy ve kara parçası var.

There are so many places to hide, so many islands, so many coves and inlands.

Bu aynı sular, Alaska'nın donmuş bölgelerine dalgalarını çarpar.

These same waters lap against the frozen inlands of Alaska

Click to see more example sentences
intestine

Mutlaka bağırsakları kontrol etmeliyiz patolojik ipuçları için.

We must check the intestines for pathological clues.

Webber, bağırsak canlılığını belirlemek için ameliyat sırası boyamaya ne dersiniz?

Webber, What do you think about intraoperational dye To help determine intestinal viability?

Dr. Weir için kalın bağırsak.

Lower intestines for Dr. Weir.

Click to see more example sentences
entrails

İç uzuvlar ne diyor?

What do the entrails say?

Firavunun organları.

The Pharaoh's entrails.

Çürümüş sakatatları attım içine.

In the poison'd entrails throw.

refill

Ama lütfen, lütfen, kahve almak için uğra, Majesteleri.

But please, please, come and get your refill, Your Majesty.

İki kadeh beyaz şarap, bir kadeh kırmızı şarap bir bardak şampanya içti ve şimdi bir bardak daha istiyor.

She's had two white wines, a red wine, and a glass of champagne, and now she wants a refill.

intrinsic

Evet, otopsi raporu gösterecektir içsel kardiyomiyopati.

Yeah, the autopsy report will indicate intrinsic cardiomyopathy.

bowels

Bağırsak içini boşaltmaya ve tahliye.

Eviscerating the bowel and evacuating.

nucleus

Çıplak bir nükleustan içinde nükleus olan bir hücre gelişti.

From a naked nucleus, a cell developed with a nucleus inside.