içeriyor

Çok fazla bilgi içeriyor.

It's just too much information.

Anlam ve bilgi içeren bir mesaj tamamen başka bir model gösterir.

A message with meaning and information shows an entirely different pattern.

Bayanlar ve baylar, bu dava ciddi sorunları da beraberinde içeriyor.

Ladies and gentlemen, this is a trial that involves serious issues.

Bu saygı içeren bir soru.

It's a question of respect.

Sarah, Brody ve benim bir geçmişimiz var, bu seni de içeriyor.

Sarah, Brody and I have a history together, which includes you.

Bir tavuk, bir kurbağa ve bir tavşanı içeren kötü bir alışkanlığı varmış.

She had a bad habit involving a chicken, a frog and a rabbit.

Her şeyi içeren bir market var, Phil.

There's a market for everything, Phil.

Hidrojen gazı, karbondioksit ve demir, nikel, sülfür içeren mineraller.

Hydrogen gas, carbon dioxide and minerals containing iron, nickel and sulphur.

Elimde gümüş kurşunlar kutsal su içeren gümüş kurşunlar, ahşap kurşunlar var.

I got silver bullets, silver bullets with holy water, wooden bullets.

Aynı İhanet gibi Şiddet içeren bir şey gibi, değil mi?

It's like a a betrayal, almost like a violent act, right?