Turkish-English translations for içmek:

have · drinking, drink · eat · to drink · smoke · have a drink · to eat · pull · drunk · suck · to smoke · inhale · absorb · indulge · puff · swig · gulp · other translations

içmek have

Benim için bir şey var mı?

Have you got something for me?

Senin için çok önemli bir görevim var.

I have something very important for you to do.

Galiba benim için bir şeyin var.

I think you have something for me.

Click to see more example sentences
içmek drinking, drink

Ben bir adam hakkında bir rüya gördüm Arkadaş gibi, O su içmek istedi ve sanırım

I had a dream about a man as a friend, who asked me to drink water and I think

Biraz su içmek ister misiniz?

You want to drink some water?

Bir şey içmek ister misin David?

Would you like a drink, David?

Click to see more example sentences
içmek eat

Gidip kendine yemek için güzel bir şeyler alsan iyi olur.

You better go get yourself something to eat and something good.

Sana özel bir şey yapayım yemen için.

I'm gonna make you something special to eat.

Biz, şimdi yemek için gidiyoruz köpek mi?

What are we going to eat now, the dog?

Click to see more example sentences
içmek to drink

Ben bir adam hakkında bir rüya gördüm Arkadaş gibi, O su içmek istedi ve sanırım

I had a dream about a man as a friend, who asked me to drink water and I think

Otele gel benimle kısa bir süre için, bir içki .

Come back to the hotel for a little while, just have one drink.

Bir şeyler içmek için başka bir yere de gidebiliriz.

We could go somewhere else to drink something.

Click to see more example sentences
içmek smoke

Hayır, geri döndü ve bana dedi ki "Sigara , çünkü gidiyorum.

No, he came back and told me to "Smoke up, because he was leaving.

Efendim, burada sigara içmek yasak.

Sir, there's no smoking in here.

Evde sigara içmek yok!

No smoking in the house!

Click to see more example sentences
içmek have a drink

Bir şeyler içmek için vaktin var mı?

Have you got time for a drink or something?

Gel benimle bir içki .

Come have a drink with me.

Bu yüzden benimle bir içki .

So have a drink with me.

Click to see more example sentences
içmek to eat

Gidip kendine yemek için güzel bir şeyler alsan iyi olur.

You better go get yourself something to eat and something good.

lütfen bayım, yemek için biraz para verin.

Please Sir, give me some money to eat

Bunları yemek için yaşamak istiyorsun, değil mi?

You want to live to eat these, don't you?

Click to see more example sentences
içmek pull

Ben Farklı bir evren tarafından çekildim çünkü her bir evren tehlike içinde.

I've been pulled across from a different universe, because every single universe is in danger.

Onun için çok zordu, ama üstesinden geldi, benden daha iyi

It was hard for him, but he pulled through better than I

Bu tetiği çekersem senin için Noel sabahı gibi olur.

I pull this trigger, it' be like Christmas morning for you.

Click to see more example sentences
içmek drunk

Bunu sadece sarhoş ve yalnız olduğum için yaptığımı biliyorsun. Ve çok güzel kokuyorsun.

You know I'm only doing this because I'm lonely and drunk and you smell really good.

Gizemli bir kız için eve bir sarhoş bıraktım, çok güzel bir kız için.

I bring a drunk home for a mysterious girl, a very pretty girl.

Ve bunu sadece sarhoş olduğum için söylemiyorum.

And I'm not just saying that 'cause I'm drunk.

Click to see more example sentences
içmek suck

Bu da onu unutmanı imkansız kılıyor. Onun için harika, senin için berbat bir durum.

That makes it impossible to forget, which is great for him, sucks for you.

Ama şu anda hapiste. ve bu onun için iğrenç olmalı.

But now he's in jail, and that must suck for him.

Bu onlar için berbat.

That sucks for them.

Click to see more example sentences
içmek to smoke

Hayır, geri döndü ve bana dedi ki "Sigara , çünkü gidiyorum.

No, he came back and told me to "Smoke up, because he was leaving.

Ama karım beni buraya sigarayı bırakmam için getirdi.

But my wife brought me here to quit smoking.

Adım Peggy Olson ve biraz marihuana içmek istiyorum.

I'm Peggy Olson, and I want to smoke some marijuana.

Click to see more example sentences
içmek inhale

İçine çekmeden, bir zamanlar Birleşik Devletler başkanı olan o adam gibi, yani Bill Clinton gibi.

Without inhaling, like that guy who used to be President of the United States, that guy Bill Clinton.

Sanırım Louis onu soluma terapisi için aşağıya götürdü.

I think Louis took him downstairs for inhalation therapy.

Bas, içine çek, üç saniye tut ve nefesini bırak!

Press, inhale, hold it for three seconds and exhale!

Click to see more example sentences
içmek absorb

O zaman Lütuf kanı içine çekti. Yeni bir kalıp gibi kopyaladı.

So The Blessing absorbed the blood, copied it like a new template.

Ekstra emici ve geri dönüşümlü, iklim değişikliği için.

Extra absorbent and recyclable too, for the climate change.

Şekerleme salyaları için emici kumaş.

Absorbent fabric for nap drool.

Click to see more example sentences
içmek indulge

Sen, adıyla bir Morehouse olabilir ama tolerans Bu hoşgörü için bir ömür boyu sürer uygulama, canım.

You may be a Morehouse by name, but tolerance for this indulgence takes a lifetime of practice, my dear.

Beni bağışlayın, Bay Shelby, biraz bir şey içebilir miyim.

You'll forgive me, Mr Shelby, if I indulge a little bit?

Bunlar rahatına düşkün savaş birlikleri için uygun değil.

That self-indulgent crap is not suitable for combat troops.

Click to see more example sentences
içmek puff

Şampanya ve peynirli çerez için hazır mısın?

You ready for cheese puffs and champagne?

Sadece Puff için geldim.

I'm only here for Puff.

Cocoa Puffs için çıldırıyorum!

I'm cuckoo for Cocoa Puffs!

Click to see more example sentences
içmek swig

Bu bizim sihirli iksir bir cömert yudum içmek için zamanı!

It's time for a generous swig of our magic potion!

Al. Bir yudum .

Here, take a swig.

İndirdiğin her uçak için bir yudum alırsın.

You get one swig for every plane you down.

içmek gulp

Tembelce bira içerken görünce İnsanlardan nefret ediyorum!

Gulping ale from indolent glasses I hate people!