işlevsel

Fakat bu, gerçek işlevi için sadece bir kılıf.

But that's just a cover for its real function.

İşlevsel tek bir amaç var, o da bu kadını yakalamak.

There is only one operational objective to capture this woman.

Bu yaşayan organizma içinde yaşıyoruz, işlevsiz, patolojik, ama yaşayan bir organizma ve adı da Düz Şehir.

We live in this living organism, it's dysfunctional, pathological, but it's a living organism, and it's called the Flat City.

Askeri işlevi bu, öyle değil mi?

That's its military function, isn't it?

Carla, Perry işlevsiz, başarısız duygusal olarak hasar almış yaşlı bir adam.

Perry is a dysfunctional, unsuccessful, emotionally damaged old man.

En azından kask işlevsel bir kıyafet.

At least the helmet is functional clothing.

Bu işlevsel mi? Terkedilmiş gibi görünüyor.

Is it operational? it looks deserted.

O bir aptal, bir sadistti, hastalıklı bir işlev bozukluğuydu.

He was a fool, a sadist, a functioning pathological pervert.

Bu da tamamen işlevsel bir fermuar.

This is a fully functioning zipper, too.

Böbrek işlevi, ciğer işlevi, testosteron

Kidney function, liver function, testosterone