Turkish-English translations for işte:

work · here · there · now · here you are · here is · see · there it is · lo · voilà · other translations

işte work

Buradaki bütün işler, çocuklar, her şey ve kocam beni bir hafta önce terk etti.

All the work around here, and the kids, and everything and my husband left me a week ago

Bu yüzden, bu da benim işim.

So, this is my work too.

Çok çalışmak istiyorsan ben sana başka bir bulurum.

If you want to work, I'll find you another job.

Click to see more example sentences
işte here

Evet, biliyorum evde benim için bir var ama burada işler çok iyi gidiyor.

Yeah, I know there's a job for me back home, but, uh, things are going very well here.

Onun burada ne işi var derken ne demek istiyor?

What does she mean, "what is she doing here?

Selam, burada ne işin var?

Hey, what are doing here?

Click to see more example sentences
işte there

Evet, biliyorum evde benim için bir var ama burada işler çok iyi gidiyor.

Yeah, I know there's a job for me back home, but, uh, things are going very well here.

İşte bu kadar, tamam.

There it is, okay.

Tam şurada. İşte bu.

Right there, that's it!

Click to see more example sentences
işte now

Fakat şu an bu ülke saldırı altında ve yapmam gereken bir işim var ve başka seçeneğim yok.

But right now this country is under attack, and I've got a job to do, and I don't have a choice.

Şimdi git ve işini yap.

Now go and do your work

Bak bu doğru işte.

See, now that's right.

Click to see more example sentences
işte here you are

Evet ama senin ne işin var burada?

Yeah, but what are you doing here?

Evet, selam burda ne işin var?

Yeah, hi. What are you doing here?

Jim, burada ne işin var?

Jim, what are you doing here?

Click to see more example sentences
işte here is

İşte, bu senin için.

Here. This is for you.

Ve işte bu akşam, bu yüzden buradayız.

'And that is why we are here tonight.

Al işte, senin işin bu.

Here. This is your job.

Click to see more example sentences
işte see

Sadece, biliyorsun işte her şeyden sonra iyi olduğunu görmek güzel.

It's just, you know, after everything it's good to see you're okay.

Sen, ben ve o işte bu kadar basit.

You and me and him see how simple it is?

Bak işte, ünlü olmak da dert, öyle değil mi?

You see, that's the trouble with being famous, isn't it?

Click to see more example sentences
işte there it is

İşte orada Bu o, tam orada.

There it is that's it, right there.

Evet, ama işte burada.

Yes, but there it is.

Bu işte para var mı?

Is there any money in it?

Click to see more example sentences
işte lo

Lo Pan'e karşı değil, fakat işte senin için bir tane, seni Kirli Harry gibi daha iyi hissettirmek için.

Not against Lo Pan, but here's one for you to make you feel better, like Dirty Harry.

İşte o zaman Los Angeles'a taşınmaya karar verdim.

That's when I decided to move to Los Angeles.

Yüzbaşının ve benim Los Angeles'ta bir işimiz var.

The captain and I have business in Los Angeles.

Click to see more example sentences
işte voilà

Sonra da bir lazer, yansıtıcı yüzeyin haritasını çıkarıyor ve işte!

And then a laser will map the reflective surface and voilà.

Ve işte bu tamamen temiz bir plak.

And voilà, a perfectly clean record.

San Fransisco, Lizbon, Halifax İşte oldu!

San Francisco, Lisbon, Halifax et voilà!

Click to see more example sentences