Turkish-English translations for ibaret:

all · that · consisting · other translations

ibaret all

Uh, bütün bunların hepsi büyük bir yanlış anlaşılmadan ibaret.

Uh, this has all been a really big misunderstanding.

Anne her şey büyük bir yanlış anlaşılmadan ibaret.

Mother, this is all just a huge misunderstanding.

Film hakkında her şey bu ibaret.

That's what movie is all about!

Click to see more example sentences
ibaret that

Gerçi bu benim için sadece bir tesadüften ibaret.

For me, though that's just a coincidence.

Film hakkında her şey bu ibaret.

That's what movie is all about!

Ama endişelenme, bu saçmalıktan ibaret.

But don't worry, that's nonsense.

Click to see more example sentences
ibaret consisting

Evet, Inquisitor'ın arama motoru bir fosforlu kalem ve sarı sayfalardan ibaret.

Yeah, the Inquisitor's search engine consists of a highlighter and the yellow pages.

İnanın bana Kaptan, ölümsüzlük fazlasıyla sıkıntıdan ibaret.

Believe me, captain, immortality consists largely of boredom.

Çünkü savaş, önemsiz bir küçük düşürmeden ibarettir.

Because the war consists of continual petty humiliations.

Click to see more example sentences