ifade

Ama bu sizin için hiçbir şey ifade etmiyor, değil mi?

But that doesn't mean anything to you, does it?

Ama ne kadar iyi olduğunu ve bunun senin için çok şey ifade ettiğini biliyorum.

But I know how good you are, and I know how much this means to you.

Evet, ama bu bir şey ifade etmez.

Yeah, but that doesn't mean anything.

Ama bu bana hiç bir şey ifade etmiyor.

But that doesn't mean anything to me.

Ama bu hiçbir şey ifade etmiyor.

But that that doesn't mean anything.

Ama bu sizin için ne ifade ediyor?

But what does that mean for you?

O kız benim için gerçekten bir şey ifade etmiyordu.

That girl didn't mean a thing to me, really.

Evet, ama bu hiçbir anlam ifade etmiyor.

Yes, but that doesn't mean anything.

Para onun için bir şey ifade etmiyor.

The money doesn't mean anything to him.

Bu sana bir şey ifade ediyor mu?

Does that mean something to you? No.