Turkish-English translations for ikinci:

second · under- · extra · secondary · vice · runner-up · latter · other translations

ikinci second

Ne olduğunu bilmiyorum ama sanırım herkes ikinci bir şansı hak eder, değil mi?

I don't know what happened, But I guess everyone deserves a second chance, right?

Tanrım, en iyi ikinci olmaktan daha kötü bir şey var mı?

God, is there anything worse than being second best?

Burası benim ikinci evim.

This is my second home.

Click to see more example sentences
ikinci under-

İki gün içinde onu üç kere gördüm. Bunu da arabamın altında buldum.

I've seen him three times in two days, and I found this under my car.

Bu kadının adı altında ikinci bir kayıt buldum.

I found second entry under the name of that woman.

O zaman bu iki rahat terlik aynı yatağın altında beraber olmamalı mı?

Then shouldn't those two cozy slippers be together under the same bed

Click to see more example sentences
ikinci extra

Fazladan bir kişi zaten yeterince kötü, ama iki

One extra person is bad enough, but two

Fazladan bir iki gün taktik sistemleri üzerine çalışmak faydalı olabilir.

Spending an extra day or two studying their tactical systems might be useful.

Bana fazladan iki parça ekmek ver.

Give me two extra bread pieces.

Click to see more example sentences
ikinci secondary

Özel Ajan Marlon Hicks ikinci bir suç mahallinde ölü bulundu.

And special agent marlon hicks Was found dead at a secondary crime scene.

Bir Işınlanma ışını, Bölücü ışın değil. İkinci bir Işınlanma sistemi.

It's a transmat beam, not a disintegrator, a secondary transmat system.

Ve bu da ikinci soğutma sistemi olsa gerek.

And this must be a secondary cooling system.

Click to see more example sentences
ikinci vice

Başkan iki ay önce öldü. Başkan yardımcısı da ondan iki hafta sonra.

The President died two months ago, the Vice President a week later.

İmparatorluk Senatosu'nun Vali Yardımcısı M'ret ve onun iki baş yardımcısı.

Vice Proconsul M'ret of the lmperial Senate and his two top aides.

Ve tam tersi. evli ve iki çocuklu.

And vice versa. Married with two kids.

Click to see more example sentences
ikinci runner-up

İşte tam bu yüzden Amerika'nın en iyi ikinci Duffman'isin!

That is exactly why you're America's Next Top Duffman runner-up!

Evet, benim ikinci secimim de o.

Yeah, that was my runner-up, too.

İkinci olan okul; Oceanview lisesi, Sen Diego İlahi Korosu.

The second runner-up, Oceanview High School, San Diego Gospel Choir.

Click to see more example sentences
ikinci latter

Bu insanlar köktendinci ikinci gün Azizleri.

Uh, these people are fundamentalist Latter-Day Saints.

Bay Gates'in yokluğunda ikinci rolü oynayan olmadı.

In Mr. Gates' absence, the latter role was unfilled.

Kesinlikle ikinci kategori.

Definitely the latter.