Turkish-English translations for ilaç:

drug · medicine · medication · pill · pharmaceutical · meds · cure · pesticide · remedy · insecticide · potion · medicinal drug · physic · other translations

ilaç drug

Kurban bir çeşit ilaç bağımlısı gibi görünüyor. öyleyse asıl soru ne tür bir ilaç?

Victim looks like he was some sort of drug addict. Well, question is, what kind of drug?

Lütfen bana tekrar ilaç verme.

Please don't drug me again.

Kas erimesi olan insanlar için mucize ilaç.

They're a miracle drug for people with muscle wasting.

Click to see more example sentences
ilaç medicine

Kötü günler için en iyi ilacın ne olduğunu biliyor musun?

Well, uh, you know what the best medicine for a bad day is?

Onun için iyi bir ilaç yok mu?

Isn't there some good medicine for him?

Belki de bana kötü bir ilaç verdin.

What, you give me bad medicine, maybe?

Click to see more example sentences
ilaç medication

Sonra doğru doktoru ve doğru ilaçları bulduk. Her şey kontrol altındaydı.

Then we found the right doctor, the right medications and everything was under control.

Onun ilaçları var mı?

Do you have his medication?

Bir ruh hali düzenleyici, anti-depresan ve ayrıca daha güçlü anti-psikoz ilaçları.

A mood stabilizer, an anti-depressant, and also, stronger anti-psychotic medications.

Click to see more example sentences
ilaç pill

Cebimde altı çeşit ilaç var ama tüm bunlar yok mu, benim için en iyi ilaç.

I got six kinds of pills in my pocket, but this here, all this, this is the best medicine.

Bu bir ilaç değil.

This is not a pill.

İlaç için sağ ol.

Thanks for the pill.

Click to see more example sentences
ilaç pharmaceutical

Bir ilaç şirketi yeni bir ilaç keşfetmiş bu ilaç bir sürü laboratuvar faresinde lösemiyi iyileştirmiş.

A pharmaceutical company has discovered a new drug which has cured leukemia in tons of lab mice.

Bay Burke ve ben bağımsız olarak bir ilaç firması için çalışıyoruz.

Mr. Burke and I freelance for a large pharmaceutical conglomerate.

Burada hükümet ve büyük şirketler için ilaç testleri yapılıyor ve ve ben yaşayan en mutlu hademeyim.

They do pharmaceutical testing for the government and big corporations and And I am the happiest custodian alive.

Click to see more example sentences
ilaç meds

Ve eğer uranyum ortak içerikse George Parker ve Julian Grace sahte ilaçlar almış demektir.

And if uranium is a common impurity, it means George Parker and Julian Grace took fake meds.

Daha ilaç yok, Jason ve karşılığında bir şey vermeden daha teslimat yok.

No more meds, Jason, and no deliveries without something in return.

Yani sahte ilaç yapmak hiç de kolay değil.

I mean, making fake meds ain't easy.

Click to see more example sentences
ilaç cure

Tamam, bu bir hastalık ama senin ilacın var.

OK, that's a disease, but you got a cure.

Bir ilaç şirketi yeni bir ilaç keşfetmiş bu ilaç bir sürü laboratuvar faresinde lösemiyi iyileştirmiş.

A pharmaceutical company has discovered a new drug which has cured leukemia in tons of lab mice.

Bunun tek bir ilacı var, Thomas.

There's only one cure for that, Thomas.

Click to see more example sentences
ilaç pesticide

Ki bunu yapmak çok kolay, bu sadece böcek ilacı ve fare zehri, değil mi?

Which is easy enough to do; it's just pesticides and rat poison, right?

Tütün, asbest ve yasak bir böcek ilacı.

Tobacco, asbestos and a banned pesticide.

Böcek ilacı benim ilacım.

The pesticide is my medicine.

Click to see more example sentences
ilaç remedy

Aynı zamanda hastalıklar için oldukça güçlü bir ilaçtır.

It's also a very powerful remedy for sickness.

Her neyse, bak, Sanırım şu Fae salgısı için bir ilaç buldum.

Anyway, look, I think I've found a remedy for the Fae secretion.

Tabi ki, bu doğal bir ilaç!

Sure, it's a natural remedy!

Click to see more example sentences
ilaç insecticide

Konsantre bir böcek ilacı. Çok zehirli.

It's a concentrated insecticide, highly toxic.

Bana içinde böcek ilacı olan bir Bacchus şişesi verdin.

You gave me a Bacchus bottle with insecticide in it.

Yüksek miktarda zehirli böcek ilacı konsantresidir.

It's concentrated insecticide, highly toxic.

Click to see more example sentences
ilaç potion

Bir mucize için dua ederiz bir ilaç iksir, hap için!

We all pray for some miracle some drug, potion, pill

Diş ağrısı için bir ilacın var mı?

Have you a potion for a toothache?

Ben ilaç ya da iksir kullanmıyorum.

I don't take potions or medicine.

Click to see more example sentences
ilaç medicinal drug

Bu ilaçlar bunlar ilaç değil.

These drugs it's not medicine.

Ya eve uyuşturucu getirdi ya da benim ilaç dolabımdan bir şey aldı.

Either she brought drugs in, Or she grabbed something from my medicine cabinet.

Ona saldıran Super taşıyor olmalı bir çeşit ilaca dayanıklı bakteri o zaman ona ilaç ver.

The super who attacked her must have been carrying some kind of drug-resistant bacteria. Then give her medicine.

Click to see more example sentences
ilaç physic

Ion İlaç Şirketi, Bell Telefon Laboratuarı,

Ion Physics Corporation, Bell Telephone Laboratories,

Ağrı kesici bir ilaç.

It's a physic for pain.