Turkish-English translations for ile:

with · and · to · in · on · by · using · through · together with · plus · via · upon · amongst · alongside · cum · other translations

ile with

Nasıl bir adamla olabilir Sen tüm ilgili çok şey ile ilgili bir sorun var olduğunu?

How can you be with a guy that's got a problem with the very thing you're all about?

Bu Charlie ile sorunumuz nedir?

What's the problem with this Charlie?

Biz giysileri ile bir sorun var.

We have a problem with the clothes.

Click to see more example sentences
ile and

Dinle yarın ilk olarak sen ve ben birlikte bir kaç çocuk ile birlikte

Listen first thing tomorrow, you and I will get together with a couple of the children

Biliyorum kafa karıştırıcı ama artık yeni bir hayatın var. Leo ile ben de hayatının büyük bir parçasıyız.

I know it's confusing but you have a new life now, and me and Leo are a big part of it.

Pekâlâ, Bir ile on arasında bir sayı tutuyorum.

Okay, I'm thinking of a number between one and ten.

Click to see more example sentences
ile to

Hayır. Baban için çok zor bir gün ve ailesi ile birlikte olmaya ihtiyacı var.

No, this is a very difficult day for your father, and he needs to be with his family.

Sadece Bay Gordon ile küçük bir işim vardı da.

I just had a little business to do with Mr. Gordon.

Çünkü, Kenny, bu iyi bir şeydi Bu Gandi ya da Mozart ile evli olmak değildi.

Because, Kenny, it's a good thing that I wasn't married to Gandhi or Mozart.

Click to see more example sentences
ile in

Ama gelecek olan para ile ilgili de çok farklı bir şey var.

Just, there's also something very different about the money coming in.

Bu Will'in kimya mühendisliği araştırması, ve benim el yazım ile yazılmış.

This is will's Chemical engineering research, And it's in my handwriting.

Ajan X ile ilgili bir şeyler ve bir Bilgisayar programıyla ilgili bir şeyler.

Something about an Agent X and an Intersect program. I hid it in here.

Click to see more example sentences
ile on

Hadi. Bana bir isim ver.

Come on, give me a name.

Değil şu anda, değil Julie ile ne olup bittiğini ile.

Not right now, not with what's going on with Julie.

Bu yaratık sadece bir şey, fakat sen.. .nasıl olduysa bir şekilde T-virüsü ile hücresel düzeyde bütünleştin.

That creature is one thing, but you somehow you bonded with the T-virus on a cellular level.

Click to see more example sentences
ile by

Bu yeni bir isim bu arada.

That's a new name, by the way.

Bu arada, sanırım bebeğinin vaftiz babası kendini kötü bir kolonya ile vaftiz etmiş.

By the way, I think your baby's godfather baptized himself with some bad cologne.

Evet ama, hile ile kazanmak, kazanmak değildir.

Yeah, but winning by cheating isn't winning.

Click to see more example sentences
ile using

iki yıl önce bu silah ile bir polis öldürüldü.

two years ago, this gun was used to murder a cop.

Farklı bir isim kullanacağım.

I'll use a different name.

Evet ama ben şimdi işe yaramak istiyorum, ilerde değil!

Yes, and I want to be useful, but now, not afterwards!

Click to see more example sentences
ile through

O bir sanatçıydı ve o ne ise, sadece müzik ile vardı.

He was an artist and what he was, he was only through music.

Peki, bana, ikinci çağrı arama emri ile geliyor.

Well, call me the second that search warrant comes through.

Şimdi top ile oynamak, ve nefes.

Now play through the ball, and breathe.

Click to see more example sentences
ile together with

Dinle yarın ilk olarak sen ve ben birlikte bir kaç çocuk ile birlikte

Listen first thing tomorrow, you and I will get together with a couple of the children

Beni Daniel ile birlikte koydun.

Put me together with Daniel.

No Eun Seol ile birlikte.

Together with No Eun Seol.

Click to see more example sentences
ile plus

Artı, her zaman bir Yahudi ile evlenmek istemişimdir.

Plus, I have always wanted to marry a Jewish guy.

Artı, birisi burada Phoebe ile kalmak zorunda.

Plus somebody's got to stay here with Phoebe.

Bir de ambulans şoförü ile doktor.

Plus the ambulance driver and the doctor.

Click to see more example sentences
ile via

Ben yargıç Tomlin, Miami'den kapalı devre sistemi ile duruşmayı yönetecek göçmenlik yargıcı.

I'm judge Tomlin, presiding immigration judge via closed-circuit in Miami.

Turta teslimatı ile karşı istihbarat bir maksatla dedikodu yapmak gibi.

Counterintelligence via pie delivery Like gossiping with a purpose.

Evet, ama posta ile.

Yeah, but via the post.

Click to see more example sentences
ile upon

Bir zamanlar bir kraliçe ile evli bir kral varmış.

Once upon a time, a king married a queen.

Yeni dünyanın Prenses'i yeni bir yaşam getirir ve sevinçten göğsümüz kabarır bu mutlu günde.

The New World's Princess new life brings And swells our joys upon this day.

Senin sürgün edilmen koşuluyla Jotunheim ile ateşkes yaptık.

The truce with Jotunheim is conditional upon your exile.

Click to see more example sentences
ile amongst

Ve onların arasında, Fas'taki faili meçhul bir cinayet hakkında bir hikaye ve bir isim vardı. Charmataines.

And in amongst it all was a story about an unsolved murder in Morocco and a name Charmataines.

Bunlardan en önemlisi, Shamshad Aalam idi.

Most significant amongst them was Shamshad Aalam.

Lavrouye ve Thouvnel'i diğerlerinin içinde öldürdü!

She killed Lavrouye and Thouvnel amongst others!

ile alongside

Roberts, King, Bartlett ve McGrath ile birlikte onu da cezalandırdım.

I punished him alongside Roberts, King, Bartlett and MacGrath.

Ben Tackleberry ile uçacağım.

I'll pull alongside Tackleberry.

ile cum

Karşılıksız M.I.T. Bursu kazanıp Üstün başarıyla bitirdiniz.

Awarded full scholarship, M.l.T. graduated magna cum laude.

Cummings. i çok severim.

I love E.E. Cummings.