ileri

Ama bu sefer çok ileri gitti.

But it's gone too far this time.

İşler çok ileri gidebilir ve bu sefer ileri gitti de.

Things can go too far, though, and this time it's gone too far.

Bence onun gibi bir çocuk ileride iyi bir adam olabilir.

You know I think a boy like him might become a great man

Belki bu sefer, bu sefer, çok ileri gitmiş olabiliriz.

Maybe this time, this time, we may have gone too far.

Peki, bu adama yardım etmek için neden bu kadar ileri gittin?

So why do you think you went so far to help this guy?

Ama bu sefer çok ileri gittin.

But this time, you've gone too far.

Hayır, bu sefer gerçekten çok ileri gittin.

No, you've really gone too far this time.

Ama bu defa çok ileri gitti.

But this time she's gone too far.

Allison, daha ileri gitmeden önce sana söylemek istediğim bir şey var.

Allison, before we go any further, there's something that I want to tell you.

Hayır, bu sefer çok ileri gittin.

No, this time you've gone too far.