Turkish-English translations for ilgi:

interest · concern · interested in · attention · relation · regard · relevant, relevance, relevancy · involvement · care · liking · connection · attracted, attraction · thought · relationship · play · respect · bearing · reference · popularity · pertinence · other translations

ilgi interest

Yapacak başka önemli ve ilgi çekici bir şey bulurum. Ve her şey iyi ve güzel olur.

I'll find something else important and interesting to do, and all will be well and good.

Bu, çok ilgi çekici bir kavram, öyle değil mi?

Well, it is a very interesting concept, isn't it?

Sen de ilgi çekicisin.

You are also interesting.

Click to see more example sentences
ilgi concern

Hey, ilgin için sağol, ama o senin hastan değil, tamam mı?

Hey, I appreciate your concern, but he's not your patient, all right?

Bu seni ilgilendirmiyor, değil mi?

This doesn't concern you, does it?

Bu şey seni ilgilendirmez, West.

This doesn't concern you, West.

Click to see more example sentences
ilgi interested in

Evet, o harika biri, gerçekten hoş, ama sadece tek bir şey ile ilgileniyor, tatlım.

Yeah, he's a great guy, really nice, but he's really only interested in one thing, sweetie.

Öyleyse o şey neden seninle bu kadar ilgili?

Then why is this thing so interested in you?

Oh evet, başka biri de ilgileniyordu onunla.

Oh, yeah, I've got somebody else interested in that.

Click to see more example sentences
ilgi attention

Tina bazen ilgi çekmek için yalan söyler ama bu sefer galiba ona inanıyorum.

Sometimes Tina lies for attention, but this time, I don't know, I believe her.

Özel ilgiye ihtiyacın var mı?

Do you need some special attention?

En azından farklı türde bir ilgi.

A different kind of attention, at least.

Click to see more example sentences
ilgi relation

Bir şey yanlış, Nazi nükleer projesi ile ilgili tek bir madde bile yok.

One thing is wrong, there is not a single item related to the Nazi nuclear project.

Evet borçla ilgili ne olduğunu biliyor musun?

Yes, it is debt related you know what?

Biliyorum, ama bu işle ilgili.

I know, but this is work-related.

Click to see more example sentences
ilgi regard

Dün gece oğlum Keith ve kızım Nicole ile ilgili bir telefon aldım.

Last night I received a phone call regarding my son, Keith, and my daughter, Nicole.

Binbaşı, Albay O'Neill ile ilgili mesajınızı aldım.

Major, I received your message regarding Colonel O'Neill.

Bayan Walker Teğmen Ackerman, bana bir kaza sonucu olan hasarla ilgili bir teklifiniz olduğunu

Ms. Walker Lieutenant Ackerman tells me you have a proposal to make regarding the accidental damage to

Click to see more example sentences
ilgi relevant, relevance, relevancy

Bir erkek izci güvenilir, sadık yardımsever, arkadaş canlısı, nazik, kibar itaatkar, neşeli, tutumlu, cesur ve ilgilidir.

A Boy Scout is trustworthy, loyal, helpful, friendly, courteous, kind, obedient, cheerful, thrifty, brave, and relevant.

Bu bilgi konuyla ilgili değil.

That information is not relevant.

Bence bunun konuyla ilgisi yok.

I don't think that that's relevant.

Click to see more example sentences
ilgi involvement

Umarım o bir doktor ya da öğretmen veya peruk takmayla ilgili olmayan bir şey olur.

I hope she's a doctor or a teacher or just anything that does not involve wearing a wig.

Şahsi bir mesele, şahsi arkadaşı ve onun şahsi amcasını ilgilendiren bir şey.

It's a personal matter involving a personal friend and his personal uncle.

Evet bir adamla ilgili.

Yes, there's a man involved.

Click to see more example sentences
ilgi care

Neye ihtiyacın olduğu umurumda değil, çünkü bu seninle ilgili değil.

I don't care what you need, because this is not about you.

Bu gece onunla iyi ilgilen.

Take good care of him tonight.

İlgin için sağ ol. Ama bu kadar yeter.

Thanks for caring, but this is it for me.

Click to see more example sentences
ilgi liking

Dün gece ile ilgili bana söylemek istediğin bir şey var Bill?

Is there anything you'd like to say to me about last night, Bill?

Senin gibi biri için ilgi çekici olmalılar.

They must be interesting for someone like you.

Bu beni ilgilendirmez ama ne zaman böyle bir kız getirsen

It's none of my business, but when you bring a girl like that

Click to see more example sentences
ilgi connection

Bu laboratuvar ile ilgili bir şey olabilir mi? Ve ya gerçek kurban Lana Gregory ile bir bağlantısı var mıydı?

Could it have something to do with the lab, or did she have a connection to the original victim, Lana Gregory?

Yani bağlantılı değiller, ama onlarla ilgili bir şey bağlantılı?

So, they're not connected, but something about them is?

Burada diyorlar ki, her şey battaniyeyle ilgili, değil mi?

Here they say everything's connected in the blanket, right?

Click to see more example sentences
ilgi attracted, attraction

Elbette, onlar küçük ve ilgi çekici şeyler, değil mi?

Of course they are sort of attractive little things, aren't they?

Çok hoş, ilgi çekici bir kişiliği var.

He's got a very nice, attractive personality.

Evet, onu cazibeli ve ilgi çekici buluyorum.

Yes, I find him charming and attractive.

Click to see more example sentences
ilgi thought

Onunla ilgili özel bir şey olduğunu düşünüyordum.

I just thought there was something special about him.

O ben düşünce olarak onu zanaat hakkında kadar ciddi değildi ve ben sadece onunla ilgili hasta var.

She wasn't as serious about her craft as I thought, and I just got sick of dealing with her.

Bu gömlekle ilgili komik bir şey olduğunu sanıyordum.

I thought there was something funny about that shirt.

Click to see more example sentences
ilgi relationship

James Gordon ile ilgili en ilginç şeylerden biri de Bruce Wayne ile olan ilişkisi.

One of the most interesting things about James Gordon is really in his relationship with Bruce Wayne.

Bu bizim ilişkimiz ile ilgili değil.

This is not about our relationship.

Bu ne sen ve ya ben ya da aptal ilişkimizle ilgili değil.

This isn't about you or me or our stupid relationship.

Click to see more example sentences
ilgi play

Bu oyun oynamakla ilgili değil.

This is not about playing games.

Robin, acil bir durum var, oyunla ilgili.

Robin, I have an emergency, serious play business.

Bu maçla ilgili değil Josie.

Josie, it's not even about playing.

Click to see more example sentences
ilgi respect

Evet, kusura bakma ama bugün sırf onunla ilgili değil, değil mi?

Yeah, well, with all due respect, today isn't all about her, is it?

Tüm bunlar onur ve saygı ile ilgili.

It's all about honour and respect.

Bu, en temel insan nezaket ve saygı kurallarıyla ilgili ve sen

This is about basic respect and human decency, And you don't

Click to see more example sentences
ilgi bearing

Beyaz Ayı, onunla ilgili bir şeyler doğru değil.

White Bear, there's something not right about White Bear.

Konuşan Ayı Harrison ile ilgili bir şey.

Something about a Harrison Talking Bear.

Dişi kutup ayıları ilgiye düşkündür.

Female polar bears are high-maintenance.

ilgi reference

Goldman isimli bir adam, Ezra Goldman seni Jerry'nin referansı ile ilgili aradı mı?

A man named Goldman, Ezra Goldman, called you about a reference for Jerry?

Elizabeth Diaz'la ilgili bir şey var. Ve Bayan Diaz'ın sabıka kaydı var.

Here's a reference to an Elizabeth Diaz, and Ms. Diaz has a rap sheet.

Verileri analiz eden ve çapraz ilgilendiren bir tekrarlı arama algoritması kullanıyorum.

I'm using a recursive search algorithm which analyzes and cross-references the data.

ilgi popularity

Noah hep çok popüler, ilgili bir çocuktu.

Noah has always been a very popular, inquisitive boy

Neden Taffy gibi gözde bir beşinci sınıf öğrencisi, Milhouse gibi bir Milhouse'a ilgi duyar?

Why would a popular fifth-grader like Taffy be interested in a Milhouse like Milhouse?

ilgi pertinence

Ki bu üzücü ve ilgili.

Which is sad and pertinent.

Konuyla ilgili bir şeyler?

How about something pertinent?