Turkish-English translations for ilgili:

about · interested · concerning, concerned · related, relating · regarding · relevant · involving, involved · related to · dealing · connected · pertaining to · subject · respective · associated · engage · germane · pertinent · corresponding · appropriate · other translations

ilgili about

Nasıl bir adamla olabilir Sen tüm ilgili çok şey ile ilgili bir sorun var olduğunu?

How can you be with a guy that's got a problem with the very thing you're all about?

Bu seninle ilgili, tamam mi?

This is about you, okay?

Şimdi senin ailenle ilgili bir şeyler yapacağız.

Now we're gonna do something about your family.

Click to see more example sentences
ilgili interested

Yapacak başka önemli ve ilgi çekici bir şey bulurum. Ve her şey iyi ve güzel olur.

I'll find something else important and interesting to do, and all will be well and good.

Bu, çok ilgi çekici bir kavram, öyle değil mi?

Well, it is a very interesting concept, isn't it?

Sen de ilgi çekicisin.

You are also interesting.

Click to see more example sentences
ilgili concerning, concerned

Hey, ilgin için sağol, ama o senin hastan değil, tamam mı?

Hey, I appreciate your concern, but he's not your patient, all right?

Bu seni ilgilendirmiyor, değil mi?

This doesn't concern you, does it?

Bu şey seni ilgilendirmez, West.

This doesn't concern you, West.

Click to see more example sentences
ilgili related, relating

Bir şey yanlış, Nazi nükleer projesi ile ilgili tek bir madde bile yok.

One thing is wrong, there is not a single item related to the Nazi nuclear project.

Evet borçla ilgili ne olduğunu biliyor musun?

Yes, it is debt related you know what?

Biliyorum, ama bu işle ilgili.

I know, but this is work-related.

Click to see more example sentences
ilgili regarding

Dün gece oğlum Keith ve kızım Nicole ile ilgili bir telefon aldım.

Last night I received a phone call regarding my son, Keith, and my daughter, Nicole.

Binbaşı, Albay O'Neill ile ilgili mesajınızı aldım.

Major, I received your message regarding Colonel O'Neill.

Bayan Walker Teğmen Ackerman, bana bir kaza sonucu olan hasarla ilgili bir teklifiniz olduğunu

Ms. Walker Lieutenant Ackerman tells me you have a proposal to make regarding the accidental damage to

Click to see more example sentences
ilgili relevant

Bir erkek izci güvenilir, sadık yardımsever, arkadaş canlısı, nazik, kibar itaatkar, neşeli, tutumlu, cesur ve ilgilidir.

A Boy Scout is trustworthy, loyal, helpful, friendly, courteous, kind, obedient, cheerful, thrifty, brave, and relevant.

Bu bilgi konuyla ilgili değil.

That information is not relevant.

Bence bunun konuyla ilgisi yok.

I don't think that that's relevant.

Click to see more example sentences
ilgili involving, involved

Umarım o bir doktor ya da öğretmen veya peruk takmayla ilgili olmayan bir şey olur.

I hope she's a doctor or a teacher or just anything that does not involve wearing a wig.

Şahsi bir mesele, şahsi arkadaşı ve onun şahsi amcasını ilgilendiren bir şey.

It's a personal matter involving a personal friend and his personal uncle.

Evet bir adamla ilgili.

Yes, there's a man involved.

Click to see more example sentences
ilgili related to

Bir şey yanlış, Nazi nükleer projesi ile ilgili tek bir madde bile yok.

One thing is wrong, there is not a single item related to the Nazi nuclear project.

Hayır, aynı fikirde değilim. Bence sayıların cinayet ile bir ilgisi var.

No, I disagree, I think the numbers are related to the murder.

Bu bir şekilde sinemayla ilgili bir etkinlik.

Well this is an activity related to cinema, anyhow.

Click to see more example sentences
ilgili dealing

Bu genç bir kızın iyi bir teklif ve iyi bir anlaşma alması ile ilgili.

This is about getting a young girl a good deal, a good offer.

O ben düşünce olarak onu zanaat hakkında kadar ciddi değildi ve ben sadece onunla ilgili hasta var.

She wasn't as serious about her craft as I thought, and I just got sick of dealing with her.

Bugün bir krizle karşı karşıyayız, Sarah ve önceliğimiz, bununla başarılı bir şekilde ilgilenmek.

We're facing a crisis today, Sarah. And our first priority is to deal with it successfully.

Click to see more example sentences
ilgili connected

Bu laboratuvar ile ilgili bir şey olabilir mi? Ve ya gerçek kurban Lana Gregory ile bir bağlantısı var mıydı?

Could it have something to do with the lab, or did she have a connection to the original victim, Lana Gregory?

Yani bağlantılı değiller, ama onlarla ilgili bir şey bağlantılı?

So, they're not connected, but something about them is?

Burada diyorlar ki, her şey battaniyeyle ilgili, değil mi?

Here they say everything's connected in the blanket, right?

Click to see more example sentences
ilgili pertaining to

Bu, bir çeşit inşaatla ilgili olabilir mi?

Could this be pertaining to some sort of construction?

Sven ve Göran Skoogh, Patrik Eriksson ile ilgili olan yerleştirme kontratını böylelikle muaf tuttular.

Sven and Göran Skoogh are hereby exempted from the contract pertaining to the placement of Patrik Eriksson.

Belediye Başkanı Scientia ile ilgili konulara dahil değil.

The mayor is not involved in matters pertaining to Scientia.

Click to see more example sentences
ilgili subject

Senin en sevdiğin konu ile ilgileniyor:

She's interested in your favorite subject:

İlgi çekici bir konuda. Önemli bir konuda.

In an interesting subject something important.

Bayan Rochester'ı daha zarif ve ilgi çekici buluyorum.

I find Lady Rochester a more elegant and interesting subject.

Click to see more example sentences
ilgili respective

Evet, kusura bakma ama bugün sırf onunla ilgili değil, değil mi?

Yeah, well, with all due respect, today isn't all about her, is it?

Tüm bunlar onur ve saygı ile ilgili.

It's all about honour and respect.

Bu, en temel insan nezaket ve saygı kurallarıyla ilgili ve sen

This is about basic respect and human decency, And you don't

Click to see more example sentences
ilgili associated

Sevgili Sabine, Bugün sana yazdığım bu mektup derin bir üzüntü ile ilgili.

Dear Sabine, this letter I write you today is associated with profound sadness.

Şahsen bu bir onurdu. Ve hâlâ onunla ilgili olmak bir onur.

Personally, it was an honor still is an honor to be associated with it.

Burada Curtis'in ortaklarıyla ilgili herhangi bir şey var mı?

Now, is there anything in here about Curtis's associates?

Click to see more example sentences
ilgili engage

Çok ilgi çekici. Devam et.

Very engaging, keep going.

Ji Hoon, bu nişanımızla ilgili.

Ji Hoon, about our engagement

Bu ilgi çekici küçük hayvan 'Tupaia montana' Dağ Ağaç Faresi.

This engaging animal is Tupaia montana the mountain tree shrew.

Click to see more example sentences
ilgili germane

Annesi ölmüş bir çocukla ilgili bir Alman şiiri vardır.

There's a German poem about a boy whose mother is dead.

Alman edebiyatıyla ilgileniyorsunuz Bayan Filipov?

You're interested in German literature, Mrs. Filipov?

Bay Sanger'ın görüşleri de davayla ilgisiz.

Mr. Sanger's opinion isn't germane.

ilgili pertinent

Ki bu üzücü ve ilgili.

Which is sad and pertinent.

Konuyla ilgili bir şeyler?

How about something pertinent?

ilgili corresponding

İşte John Jacob Felton ve Derek Hansen arasındaki ilgili e-postalar.

Here's the relevant e-mail correspondence between John Jacob Felton and Derek Hansen.

ilgili appropriate

Hakedilen cezanın haklı cezasının ilgili bir ajan tarafından verilmesi

A righteous infliction of retribution manifested by an appropriate agent.