inanılmaz

Ne polis ne de sen bana inanıyorsun, bu yüzden söylesene, ne hakkında konuşmak istiyorsun?

Police don't believe me, you don't believe me, so tell me, what do you want to talk about?

Seni çok seviyorum, tatlım ama lütfen, lütfen ama lütfen sana şunu söylediğimde bana inan:

Honey, I love you so much, so please, please, please, believe me when I tell you this.

Ve inan bana, ben bunu istemedim, çünkü senden önce çok iyi bir hayatım vardı.

And believe me, I did not want that, because I had a good life before you.

İnan bana Bu çok kötü bir fikir.

Believe me, this is a very bad idea.

Ama inan bana, gerçek sorun bu değil.

But believe me, that's not the real problem.

Benim için de ama göreceksin, bir dahaki sefere bunu yalnız yapacaksın, inan bana.

Also for me, believe me, but you'll see, next time you'll do it alone.

İnan bana, bu benim için hiç kolay değil.

It's you know, believe me, this isn't easy for me.

Evet, bu senin hatan değildi, inan bana.

Yeah, that wasn't your fault, believe me.

Biliyorum, şu an buna inanmak zor ama her şey çok daha iyi olacak.

Look, I know it's hard to believe now, but things will get better.

Ve ben hala onun bu planın bir parçası olduğuna inanmıyorum.

And I still can't believe that she can be part of this plan.