Turkish-English translations for insan:

humanity, human · person · being · man · human being · one · mankind · creature · spirit · bird · character · individual · mortal · fellow · other translations

insan humanity, human

Demek istediğim, annen harika bir anne ama çok kötü bir insan evladı.

I mean, your mother is a wonderful mother, but she is a terrible human being.

İnsan olmak, sadece mutlu olmak demek değildir.

Being human isn't just about being happy.

O teknik olarak bir insan bile değil.

She's not even human, not technically.

Click to see more example sentences
insan person

Bu dünyada iyi insanlar ve kötü insanlar vardır, ve babana bunu çok kötü bir insan yaptı" dedi.

She said, "There are good people and bad people in this world and a very bad person did this to your father.

İyi bir insan olduğunu biliyorum.

I know you're a good person.

Onun gerçekten iyi bir insan olduğunu düşünüyorum.

I think he's a nice, really nice person.

Click to see more example sentences
insan being

Anlıyorum eğer sen gibi daha çok insan olsaydı dünya çok daha iyi bir yer olurdu.

I understand that if everyone was more like you, the world would be a better place.

Ama bu sefer bu sefer insan falan olmayacak.

But this time, this time there will be no men.

Çünkü her geçen dakika ben bir insan evladı taşıyorum, sen değil.

Because every minute I'm making a human being, not you.

Click to see more example sentences
insan man

Hayır, o çok iyi bir insan!

No, he's a very good man!

Evet. Çok harika bir insan ve bir kahraman.

Yes, he was a great man and a hero.

İnsan ve makine, bir silahı oluşturmak için beraber çalışıyor.

Man and machine working together to become a weapon.

Click to see more example sentences
insan human being

Demek istediğim, annen harika bir anne ama çok kötü bir insan evladı.

I mean, your mother is a wonderful mother, but she is a terrible human being.

Bir adı olan bir insan!

A human being with a name!

ve bir insan olarak.

And a human being.

Click to see more example sentences
insan one

İnsan, onlar için bir şey yapmak ister.

One would like to do something for them.

Dünya halkı, "Bu, insan için küçük bir adım, benim içinse dev bir

People of Earth this is one small step for man and one giant step for

İnsan için küçük bir adım.

One small step for man.

Click to see more example sentences
insan mankind

İnsanoğlu için küçük bir adım ama, İnsanlık için dev bir adım.

That's one small step for man, but one giant leap for mankind.

Sen ve benim için değil, tüm insanlık için.

Not just for you and me, but for all mankind.

İnsanlık için dev bir adım.

One giant step for mankind.

Click to see more example sentences
insan creature

Belki de bu George denen herif başka bir şeydir insan biçiminde bir yaratık falan.

But maybe this guy, George, is something else. Some kind of a creature maybe, in human form?

Bu tuhaf yaratık bir insan!

This "weird creature" is a human.

Bu insanlar çok tuhaf yaratıklar.

Very odd creatures, these humans.

Click to see more example sentences
insan spirit

Ruhlar ve insanlar için yeni bir çağ başlayacak ve ben de onlara yeni Avatar olarak önderlik edeceğim.

Now a new era for spirits and humans will begin, and I will lead them all as the new Avatar.

Gerçek bir insan mısın yoksa bir ruh mu?

Are you a real person or a spirit?

İşte insan ruhu bu, işte bizi biz yapan şey bu.

That's human spirit, that's what we're made of.

Click to see more example sentences
insan bird

Yarı insan, yarı kuş.

Half man, half bird.

İki kuş öldürdüm ve bir kaç insan.

Killed two birds and some people.

Sadece kuş vururlar, insan değil.

They only shoot birds, not people.

Click to see more example sentences
insan character

Bak, ben karakteri büyük bir hâkimim ve senin iyi bir insan olduğunu biliyorum.

Listen, I'm a great judge of character, and I know you're a good person.

Ama ben, daha çok gerçek insan karakteri olduğunu görüyorum yaşam için, inanç için

But I see this is more person is real character for life, for faith

Dave harika bir insan ve çok iyi bir insan sarrafı.

Dave is a great person, and he's a great judge of character.

Click to see more example sentences
insan individual

Bir tarafı insan bireyi, bir tarafı da Erişilenler teknolojisi.

One part human individual, one part Reach technology.

Sen, insansın, bireysel olan bir insan.

You're human, a human individual.

Her insanın kendi kişisel tonu vardır.

Each person has his own individual tone.

Click to see more example sentences
insan mortal

Orası ölümlü bir insan için değil.

That's no place for a mortal human.

Çok sert çalıyor çünkü ölümlü bir insan değil

He rocks too hard because he's not a mortal man

İnsanlar ve ejderhalar. can düşmanları.

Humans and dragons: Mortal enemies.

Click to see more example sentences
insan fellow

Ne neşeli bir insan!

What a jolly fellow!

Kötü insanlar değil onlar.

They're not bad fellows.

Leopold, ne harika bir insan.

Leopold, what a fine fellow.

Click to see more example sentences