Turkish-English translations for ipucu:

clue · lead · hint · cue · trace · other translations

ipucu clue

Ve hayalet ayı hakkında ipucu aramaya başlamak için mükemmel bir yer buldum.

And I found the perfect place to start looking for clues about the ghost bear.

Ama bu kadar küçük bir örnek bile bir ipucu bulmaya yeter.

But even this tiny sample is enough to find a clue,

O hala kayıp ve elimizde tek bir ipucu bile yok.

She's still missing, and we haven't a clue.

Click to see more example sentences
ipucu lead

Bu doğru, ama daha iyi bir ipucu bulana kadar kontrol etmeye değer.

Well, that's true, but until we have a better lead it's worth checking out.

Bak, Stan, bu gerçek bir ipucu.

Look, Stan, it's a real lead.

Bir ipucunu takip ediyordum sadece.

I was just following a lead.

Click to see more example sentences
ipucu hint

Tamam sana bir ipucu vereyim. Cüzdanları, saatleri, her şey cesetlerin üzerinde kaldı.

Okay, I'll give you a hint. wallets, watches, everything was left on their bodies.

Tamam, sana bir ipucu vereyim,

Okay, I'll give you a hint.

Sana bir ipucu vereyim, Cindy.

I'll give you a hint, Cindy.

Click to see more example sentences
ipucu cue

Hayır, hayır, bu ipucu değil.

No, no, that's not the cue.

Bu sosyal bir ipucu mu?

Is this a social cue?

Ben sadece sosyal oynanırsa ve duygusal ipuçları bazen,

I just misread social and emotional cues sometimes,

ipucu trace

Oh Bay Holmes belli aralıklarla ipucu bırakmadan kaybolur.

Oh Mr. Holmes disappears without trace at regular intervals.

İz yok, ipucu yok.

No tracks, no traces.