Turkish-English translations for iyilik:

goodness, good · favor · loving · favour · well-being · kindness · blessing · loving-kindness · boon · benefaction · welfare · other translations

iyilik goodness, good

Şey evet Hayır Evet Benim için de iyi değil, senin için de iyi değil.

Well, yes, no, yes It's not good for me. It's not good for you.

Hayır ama bu da iyi.

No, but it's good.

Şimdi iyi bir zaman değil.

Now is not a good time.

Click to see more example sentences
iyilik favor

Ve şimdi, bugün seni görmeye geliyor, ve ben senden kendine bir iyilik yapmanı istiyorum.

Now, she's coming to see you today, and I want you to do yourself a favor.

İnan bana, o bize bir iyilik yaptım.

Believe me, he did us all a favor.

Bana bir iyilik yap ve bunu Kate'e söyleme.

Do me a favor, and don't tell Kate.

Click to see more example sentences
iyilik loving

Seninle gerçek bir ilişkimiz olsun istiyorum çünkü seni çok seviyorum ve sen benim en iyi arkadaşımsın.

I just want a real relationship with you because I love you and you're my best friend.

Seni çok seviyorum. Sen çok iyi bir kızsın.

I just love you, you're such a good girl.

Biz birbirimizi seviyoruz çünkü Ama daha iyi şeyler var.

But things got better because we love each other.

Click to see more example sentences
iyilik favour

Bana bir iyilik yaparmısın, etrafına bir bak ve onlar gerçekten burada ne yapıyor.

Do me a favour, take a look around and see what they're really doing here.

Hadi dostum, bana bir iyilik yapmış olacaksın.

Come on, man, you'll be doing me a favour.

Jordan, bana bir iyilik yap.

Jordan, do me a favour.

Click to see more example sentences
iyilik well-being

Yapacak başka önemli ve ilgi çekici bir şey bulurum. Ve her şey iyi ve güzel olur.

I'll find something else important and interesting to do, and all will be well and good.

Öyle olsa iyi olur.

Well, it better be.

İyi bir şey olsa gerek.

Well, this better be good.

Click to see more example sentences
iyilik kindness

Senin nasıl bir polis memuru olduğun hakkında hiçbir fikrim yok, ama çok iyi bir öğretmensin.

I have no idea what kind of police officer you are but you're a very good teacher.

Ve daha da fazlası, iyi ve nazik bir insanım.

And more than that, I'm a good and kind person.

En iyisi onlar değil mi?

Those are the best kind, right?

Click to see more example sentences
iyilik blessing

Görüşme için teşekkürler ve iyi şanslar ve Tanrı sizi korusun.

Well, thanks for the interview and good luck and God bless you.

İyi geceler Sör Aaron, Tanrı sizi kutsasın.

Good night, Sir Aaron, God bless you.

İyi günler, Bayan Elliot, ve Tanrı sizi korusun.

Good morning, Miss Elliot, and God bless.

Click to see more example sentences
iyilik loving-kindness

Belki de bu yeni, daha iyi ve sıkıcı türden bir aşktır.

But maybe this is a new, better, boring kind of love.

Bir de sevimli bir Meksikalı kız vardı, çok iyi ve nazikti, çok da gençti.

Also, a very lovely Mexican girl who was kindness itself, gentle and young.

Casey çok sevimli ve iyi bir çocuktu.

Casey is a loving and kind child

Click to see more example sentences
iyilik boon

İyi geceler, Bay Boone. Bayan Lane.

Good night, Mr. Boone. Mrs. Lane.

İyi şanslar, Bayan Boone.

Good luck, Miss Boone. Oh.

Iyi geceler, Boone.

Good night, Boone.

Click to see more example sentences
iyilik benefaction

Biçimsiz bir iyilik tarlası

A formless field of benefaction.

iyilik welfare

Bu hastanın iyiliği için daha iyi olur.

It would be better for the patient's welfare.